Kategori arşivi: Moda Fotoğrafçılığı

| Fotoğrafçılığınızı Geliştirecek “7″ Adım

image

Haftanın son gününden herkese merhaba:) “7″ yazı dizisine Eylül’e kadar ara verme kararımı aklıma gelen 2 konu ile bozdum çünkü bence bu iki fikir de hazır bazılarımız hala tatilde iken onlara çok faydalı olacak diye düşünüyorum. İlki bugün burada, konuğum zaten çok iyi tanıdığınız Özberk Baz. Fotoğrafa, daha doğrusu fotoğrafçılığa meraklı iseniz sizin için fotoğrafçılığınızı geliştirecek 7 adımı sıraladı! Doğrusu benim gibi bir ümitsiz vakaya bile bir şeyler öğretebildiğini düşünürsek, kendisine kulak verin derim:) 
devamini oku

| Oh Boy!

2sonmac

İçinde bir oğlan çocuğunun haylazlığını, içinde bir kralın cesaretini, içinde o hep erkeklere atfedilen 10 kaplan gücünü barındıran güçlü, kararlı, cesur kadınlar size iyi haftalar diliyorum:) Ve aslında biliyorum hepimizde bunlardan bir parça var!

Bugünün postu bizim için çok özel-Özberk ve benim için-çünkü bu bir ilk:)  Özberk ile çalışmaya başlamam üzerinden yıllar geçti, bu blogun güzel fotoğrafları onun kadrajından çıkıyor. Zaten çok yetenekliydi ama sizler de görüyorsunuz yıllar içinde kendini de çok geliştirdi. Seneye artık üniversiteden de mezun olunca, umuyorum moda fotoğrafçılığı üzerine en iyilerden biri olmak üzere, onu yurtdışına uğurlayacağız:) [İç sesim: böhhüüüü" ] Bu editoryal onun ilk “resmi” editoryali sayılabilir, evet daha önce de bu tür pek çok çekim yaptık, #boomstyle postlarını bile hep aynı titizlikle çektik, ama bu defa herşeyi Özberk bir bir düşündü ve sağladı: modelini buldu, saç ve makyajı ayarladı, fotoğraflar için mekan taramaları yaptı,  seti, storyboardu hazırladı, pozları tasarladı; ve kafasında kurduğu sahneyi gerçeğe taşıdı. Benim tek katkım bu maskülen kadın karakteri MyBestFriends cicilerle stilize etmek oldu:)

Benim için bu hikayede ufacık bir rolüm olması bile öyle güzel ki:) Değerli yorumlarınızı hem ben hem de Özberk heyecanla bekliyoruz! devamini oku

| EDITORIAL | Transformation: Öncesi Sonrası

En sevdiğim dergilerden W yine pek başarılı bir çalışmaya imza atmış ve modellerle “Before” ve “After” editöryali yapmış!


Efendim ne plastik cerrahi, ne o şövenist Christian Troy ve sümsük Sean McNamara! Steven Meisel gibi bir fotoğrafçı, Edward Enninful gibi bir stilist ve pek maharetli bir makyörle olay tamam:) Keşke bu arkadaşları klonlayıp, küçültüp, şişeleyip satsalaar:) Bakın kızlar neymiiş ne olmuş:))




Tabii bu karelerin “öncesi” halleri de aynı kadını bambaşka göstermek üzere saç, makyaj ve styling yapılarak çekilmiş. Bir kez daha ispatlıyor ki saç, makyaj, doğru kıyafet her kadında olan “güzelliği” dışarı çıkarabiliyor. Diğer modelleri de merak ediyorsanız W ‘ya buradan tık tık :)

[Kaynak: W]

| Anarchic:: Franza Sozzani ve Steven Meisel İkilisi

Franca Sozzani, 1988’den bu yana modanın incili denen bir derginin, modanın otobüs dahi beklerken yaşandığı bir ülkedeki edisyonunun patroniçesi: VOGUE Italia’nın. Kreatif vizyonuyla hep farklı bir yerde konumlandırılan, tamamen İtalyanca olmasına rağmen yok satan tek VOGUE’un.

Steven Meisel, sayısız başarılı reklam kampanyası, editöryal ve moda fotoğrafçılığındaki “ilk”lerin yanısıra , 1988’den bu yana VOGUE ITALIA’nın her kapağına istisnasız imzasını atan adam. Aralıksız 24 yıldır heyecan uyandıran, provoke eden, protesto eden, şaşırtan kapaklar.

Sozzani VOGUE Italia’nın başına geçtiğinde bir dergiden çok bir katalogla karşı karşıya olduğunu düşünüyordu, sadece İtalyanların okuduğu ve İtalyan tasarımcıların göründüğü bir katalog. Ve Sozzani, ona uluslararası bir dergi niteliği kazandırmaya karar verdiğinde, İtalyanca pek de yaygın bir dil olmadığından, kelimelere gerek duymadan hikayeler anlatabilecek isimlere ihtiyaç duydu. Editörün sadece moda, stil ve trend değil; dünyayla ilgili, politikayla ilgili, olan bitenle ilgili söylemek istediklerini kelimeler unutulduğunda bile akıllara kazıyacak imajlara. Bu istek VOGUE Italia’yı, dünyanın önde gelen fotoğrafçılarının limitleri zorlamasına, çığır açacak işler çıkarmasına kısacası “uçmasına” izin verdiği bir özel platforma dönüştürdü. Ve Sozzani, pek sık rastlanmayacak yeni bir şey yarattı; politik, provokatif, kimi zaman anarşist duruşu olan mainstream bir “moda” dergisi. VOGUE Italia her zaman doğru kızı, doğru yerde, doğru fotoğrafçıyla en beklenmedik hallerde görüntüledikçe hem konuştu, hem konuşuldu.

İşte tam bu noktada Steven Meisel’ın farklılığı zirve yaptı! Meisel’in sosyal trendlere, politik durumlara, olaylara göre şekillendirip senaryolandırdığı moda editöryalleri Franca Sozzani’nin aradığı duruşa öyle cuk oturuyorduki, Meisel VOGUE Italia’dan kartblanşı kaptı.

Bugün hala bu ikilinin moda dünyasının pırıltılı illüzyonları içinde kimsenin kolay kolay cesaret edemeyeceği işleri insanları bölmeye, bir dolu övgünün yanında bir dolu sövmeye, sansasyon yaratmaya ve en önemlisi de “çok sattır”maya devam ediyor. VOGUE Italia, moda dergisi okurken düşünmek istemeyeceğin şeyleri düşündürmeye, karşılaşmak istemediklerini gözüne sokmaya, unutmaya çalıştıklarını ansızın hatırlatmaya hazır bekliyor. Sozzani, bir gün blogunda dergisini pek tabii bu provokatif kapakların sattırdığını açıkça söylüyor, ve ekliyor, “Bu sebeple VOGUE Italia başka hiç bir şeye benzemiyor, risk almakta herkesten farklı olduğu için.”.

Blogu sayesinde vakıf olduğumuz kişisel görüşlerinde bir çok ünlü fotoğrafçıyı fazla nudist olduğu için teşhirci ve çöplükten farksız bulan, insanların kaba ve çirkin olana düşkünlüklerine anlam veremediğini söyleyen, kişisel stil bloglarını soğuk algınlığı gibi bulaşıcı bir hastalığa(!) benzeten, Jersey Shore’un İtalya’ya gelişini yerden yere vuran, birinde konuk jüri olmasına rağmen televizyonlardaki moda programlarını aşırı sıkıcı bulan bu özünde tutucu bile sayılabilecek İtalyan eliti kadın, söz konusu dergisi olduğunda Steven Meisel’le uçurumun dibine kadar gidip, protestin hakkını verebiliyor.

Özellikle Amerikan politikaları ve Amerika etkisinde oluşan sosyal trendleri objektif altına yatırmayı seven ikili, bir moda dergisinden beklenmeyecek iğnelemeyi yüksek moda markaları, tasarımcı parçaları, topuklu ayakkabılar, paha biçilmez mücevherler arasından yaratıyor. Franca Sozzani , “Amerika’ya her gidiş gelişimde ilhamla doluyorum” derkenki ince alaycılığını Steven Meisel’in karelerine teslim ediyor. Örnekleri mi?

The State of Emergency 11 Eylül’ün 5. yıldönümünde, Bush yönetimin abartılı güvenlik önlemleriyle yarattığı korku toplumu ve polis devletini , terör şüphesiyle zorla arabasından sürüklenen, kafasına silah dayanan, zor kullanarak göz altına alınan, polisten şiddet gören, kelepçelenip tutuklanan, güvenlik sebebiyle havalanında çırılçıplak soyulan, mahrem yerlerine kadar aranan Hillary Rhoda ve Iselin Steiro’lu fotoğraflarla anlattığı editöryal hem sert eleştirileri hem “helal olsun”ları eşit derecede alıyordu. Politik dergiler dahil kimsenin bu derecede kanlı canlı yapamayacağını dünyanın süper gücünün gözüne bir moda dergisi sokuyordu.

Water& Oil Sozzani ve Meisel işbirliği, insanların isyan edip baş kaldırması gerekirken sessiz kaldığı olaylardan bir diğerine, BP’nin Meksika Körfezi’nde yarattığı doğa felaketine ise 2010 Eylül’ünde, yani yine en çok satan ayda, tam 24 sayfasını ayırıyordu. Bir deniz canlısının petrole bulandığı için nefes alamayıp, can çekişerek ölmesi yürekleri sızlatmıyorsa bile Kristin McNemany’nin yani bir insanın petrole bulanmış, nefessiz kalmış, ağlara dolanmış, tüyleri parçalanmış şekilde ölmek üzere olan görüntüsü pekala dikkat çekecekti.

Kristin’in canı candı da ördeğinki patlıcan mıydı? Bir çokları Sozzani’yi böyle bir felaketi couture elbiselerle bir moda dergisine taşıdığı için “büyüleyiciymiş” gibi göstermekle suçlasa da, ince zekadan nasibini almış olanlar onu hümanize ederek okyanusun yaşadığı dramı anlattığı ve elinde dergi konuya kafa yormayanlara bile bir tokat patlattığı için onu tebrik ediyordu.

Makeover Madness Sozzani editörlüğünde Meisel, Linda Evangelista’nın ön planda olduğu, zengin ve güzel kadınların, estetik operasyonlara bağımlılığının, güzelliğin ve gençliğin saplantıya dönüşünün hikayesini yine kanlı gazlı bezler, botoks iğneleri, dayanılmaz acılar içinde görüntülenen, ayağa kalkmakta zorlanan, her tarafları sargılı ve yatıştırıcılarla durabilen modeller aracılığıyla hep yaptıkları gibi –rahatsızlık verecek- şekilde 80 sayfa boyu süren bir fotoğraf çekimiyle anlatıyordu.

“Öncesi”-“Sonrası” görüntüleriyle zenginleşen, estetikte doyum noktası olmadığını ifade eden editöryali bir çoklarının midesi dahi kaldıramamış, tıp birliklerinden ise dergiye olayı abartıyorsunuz tepkileri yağmıştı.

All Black Issue Moda endüstrisinde ayan beyan meydanda olan ırkçılığa en büyük kontratak yine her 10 şovda ancak 1 siyahi model görebildiğinden, siyah modellerin çok nadir kapak olduğundan şikayet eden ve siyah modeller sattırmıyor diyen reklamcılara öfkelenen Franca Sozzani’den geliyordu. Yine Amerika’dan gelen dalganın, Obama’nın başkanlığının katkısını da elbet saklamıyordu. Sadece siyahi modellerin yer aldığı All Black Issue isimli 2008 Temmuz sayısı daha ilk günden tükenip yeni baskılara giriyordu, üstelik siyah modellerin olmadığı reklam kampanyalarının o sayıda %30 daha fazla sayfa talep etme ironisiyle!

Bir zamanlar “ayy ne tatlı oradaki ünlüler, böyle çok cool markete filan kendileri gidiyorlar” dediğimiz ama git gide komik olmaya başlayan Hollywood ünlülerinin casus paparazzi kameralarına en doğal, en çabasız halleriyle güya(!) yakalanıverdiği hallerinden esinlenen Celebrity editöryalinde ise Meisel, elinde Starbucks’ı, yarı çıplak boyfriendi ve pijamaları içinde benzinliğe uğrayan; evli, mutlu çocuklu alışveriş eden; hamile haliyle sigarasından bir fırt çekiveren; yeşilliğini arabasına yerleştiren modelleri “gizlice” görüntülüyordu. Bu editöryal de Amerikancı bir ilham mı veriyor yoksa dalga mı geçiyor ikilemiyle yine çokca konuşuldu.

Aralık 2009’da VOGUE Italia sayfalarını dalga dalga yayılıp bir fenomene dönüşen Twitter modası süsledi! Steven Meisel “Meiselpic” adını verdiği karelerle hayatının her anını görüntüleyip, anında binlerle paylaşmana olanak veren Twitpic’i anlatıyordu; evde, işte, hatta tuvalette! “Galiba domuz gribi oldum, çekime gelemeyeceğim, yolladığım kıyafetleri giyip bana Meiselpicleyin” twitlediği ilk sayfayı Lara, Freja, Gisele ve daha bir çoğunun ardı sıra yollamış gibi yaptığı 20 sayfalık twitpic kareler takip ediyordu. Bir sosyal trend daha, trendler yaratan İtalyan VOGUE’unda yer bulmak için illa podyumda doğmak zorunda olmadığını tüm dünyaya haykırıyordu.

Bu yazı XOXOtheMag Mart sayısında yayımlanmıştır.
Görseller: VOGUE Italia

| KOLEKSİYON | Koton Beachwear Kampanyası Bir "Esin"lenme Klasiği!

Geçen yıl IFW’de KOTON marka olarak bir ilke daha imza atmış ve mayo koleksiyonu ile karşımıza çıkmıştı. Üstelik sadece başarılı bir koleksiyonla değil, bir de süpermodelle! Hepimiz gerçek bir meleği yakından görmenin heyecanına kapılıp, izdiham bile yarattık:p

Gel gör ki bir an Türkiye topraklarında olduğumuzu unutmamıza asla izin verilmiyor, Türkiye’nin ennn büyük, üstelik başarılı, üstelik ihracatı yüksek bir markası bu güzelim “ilk”ini klasik bir “hep”le bozuyor, elde var hayal kırıklığı! KORAY BİRAND gibi bir yeteneğin akıllara zarar çektiği KOTON Beachwear kampanyasına BURADAN buyrun, hemen yanına da VOGUE Paris için geçen Haziran’da Isabeli Fontana’yı çeken MIKAEL JANSSON’un editöryaline BURADAN bir pencere açın. Yan yana durakoysunlar, biz yeniden “Neden? Ne gerek var?” diye soralım. Hem fotoğrafçı, hem art director, hem marka o kayalardan atın kendinizi aşağıya! Orada bir de “creative” bir isim var, esas sorunum kendisiyle, nasil “creative” bu direktör?! Bir de üstelik uluslararası sitelere düştünüz bununla! Aradaki tek fark Kerpe’nin güzelim denizi, masmavi göğü:)

Ha yetmezse bir de şuradan Modenise ya da Moda ve Sosyete bloglarından Eda Hanım’ın “esin”tisine bakın:)

Birisi Türkiye’nin başarılarla dolu büyük bir markası, diğeri stiliyle öncü olduğu düşünülen, üstelik belli bir kültüre sahip bir zümreden bir ünlü isim, bir nam-ı diğer “ikoncan”. Daha hala “özgün” tasarım, “sokak” modası, “tekstil” cenneti, “medeniyetler” mozaiği diye yırtınalım!

[Görseller: fashiongonerogue]

| FLASHION’ NEWS | BLACKBOX by ÖZLEM SÜER: A Ship Shak Project

Fotoğraflar: Tolga Günay
Yenilenen yüzüyle AKMERKEZ ve sürekli yeniliklerle adından söz ettiren ÖZLEM SÜER: ikisi bir araya geldi ve şehirde bir “ilk” doğdu!

AKMERKEZ BLACKBOX by ÖZLEM SÜER: A Ship Shak Project bir gerilla mağazacılık hareketi! 4 hafta boyunca Akmerkez 218 numara limitli ve çok özel tasarımlara ev sahipliği yapacak! Ve bu 4 hafta boyunca aşağıda göreceğiniz etkinlik günlerinde tanınmış DJlerden muhteşem müzikler ve leziz ikramlar eşliğinde alışveriş yapan konuklar birbirinden ünlü moda fotoğrafçıları ve en iyi stylistler tarafından stilize edilip “Ship Shak” fotoğraflanacak:) Konuklar gerçek bir moda çekimi kurgusuyla model olacak, alışverişlerine keyif ve anı katacaklar:)

Yukarıdaki karede gördükleriniz bu defa sadece mağaza açılışına özel değil! Her etkinlik günü böyle renkli, müzikli, kara kutunun içinde fotoğraflar ve nefis ikramlar eşliğinde geçecek. Siz de editoryal bir pozun başrolünde olmak istemez misiniz? Üstelik 4 haftanın sonunda Akmerkez’de yer alacak sergide bu fotoğrafla ölümsüzleşmek:)) Tutmayın beniiii!

Ben içimdeki Rita Hayworth’la kara kutuya girdim bile,
beni tabii ki Tolga Günay fotoğrafladı:)

Vitrin pozunu verip, Özlem Süer’i yine farklılığı için tebrik edip,
favori parçalarımın keşfine başlıyorum.

İşte platonik aşkım! Sen nasıl güzelsin öyle nasıııl?
Bu sene pelerin ve pançolar zaten çok moda ama bu kadar güzeli!
Ve bir bu kadar güzel kardeşleri de hemen orada!

Sezonun en bomba trendlerinden kalın örgüler ve işte o trendi uygulamak için enfes bir hırka. Bir de grisi var, sırttaki detaya, yakadaki çiçeğe,
yarasa kollara dikkat! Modelime de:))

Rita Hayworth modundayım demiştim, bu enfes etolle yaşadığım
duygu için “Put The Blame On Mame” :)

Logo’yu çok beğendiiim!

Raflar…

Ve tanıdık bir Özlem Süer zerafeti beklenmedik bir yerden
göz kırpar… Tavandan:)

Etkinlik Takvimi:

  • 15 Ekim Cuma 19:00

Shoppers’n Shooters-Emir Sarısaç Foto/Merve Kırşan Styling/Vinkara Şarapları

  • 22 Ekim Cuma 19:00

Shopper’n Shooters-Semih Kanmaz&Boğaç Dalkıran Foto/Timuçin Coşkun Styling/ Lokal

  • 27 Ekim çarşamba 19:00

Our Friday is Wednesday-Selda Başkaya Foto/Hakan Urfalıoğlu Styling/DJ Fattish

  • 02 Kasım Salı 19:00

Rock The Tuesday-Onur Alakay Foto/Merve Polat Styling/DJ Şafak Ongan

  • 05 Kasım Cuma 19:00

Shoppers’n Shooters-Levent Özçelik Foto/Alexander Kokoskeriya Styling/DJ Aytek Dörken

  • 12 Kasım Cuma 19:00

See You Soon- Deniz Özgün&Begüm Yetiş Foto/Bige Önal Styling/DJ Kid-E

| AD | MANGO ve MOSCHINO’yla Sonbahar Reklamlarında İlkler

Sonbahar reklam kampanyaları birer birer ortaya çıkıyor, ben hepsine yer veremedim hala, çok özür hanımlar beyler!

MANGO yeni sezonda yeniden Scarlett Johansson’la, bu gördükleriniz ilk kareler! Scarlett’a ne yapmışlar öyle, nasıl bir programa tabi tutmuşlar bilemedim ama photshopdan daha iyi bir şey icat edilmiş sanırsam! Scarlett canım geçen ödül töreninde seni görmesem böyle bir şey olduğuna inanacağım!

Gelelim bir diğer “ilk”e, canımız kuzumuz, “bir gün beni de çekse yeaa” diye Istanbul’a da beklediğimiz sokak stili blogcularının Tanrısı The Sartorialist Scott Schuman’ın aynı alanda sanatını icra eden cici, tatlı, yetenekli, biricik manitası Garancé Dore MOSCHINO’nun sonbahar kampanyasına imza attı! Eh sokak denince, sokak stili denince, sokak stilini fotoğraflamak denince…

[Kaynak:wwd,fashionologie]

Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234