Kategori arşivi: Moda ve Sanat

| KOSTÜM | Kemerlerinizi Bağlayın Pan Am ile 1963′e Uçuyoruz

60′lara doyduk, daha da özlemeyiz mi sanıyorsunuz? Bir daha düşünelim:) Mad Men ile bizi kostüm anlamında muhteşem karelere ışınlayan ve son yıllarda moda dünyasının en büyük ilhamlarından birini sağlayan beyaz ekran bu defa “PAN AM” dizisiyle daha bitmedi der gibi! En azından bana ♥ ABC’nin yeni hit dizisi şimdiden “trend” oldu, internet Pan Am hosteslerinin kostümlerini nasıl yapabileceğimiz DIYlere kadar dolmuş taşmış durumda.
devamini oku

| Memento Mori

Size bu şahane işi takdim etmeden duramadım sevgili Styleboomerlar! Fiona Krüger isimli tasarımcının beyninden, elinden, gözünden çıkan bu muhteşem saat (ki sanat eseri de diyebiliriz) aslında bu kadının master bitirme tezi! Sırf bu bile sanat eğitiminin sınırı geçince nasıl olduğuna, neler doğruduğuna, bir yetenek varsa onu nasıl geliştirdiğine örnek. Beni o anlamda ekstra etkiledi elbette. Bu bir mezuniyet projesi, bu kadın daha olgunlaşacak, yeni tasarımlar yapacak:)

devamini oku

| KAPALIÇARŞI’NIN SIRLARI -I:Özlem Tuna

Fotoğraflar: Özberk Baz

Kubbe

İstanbul her bir köşesinde bir sürü güzellikle bekliyor, ama hepsinin içinde tarihi yarımada bence hala en güzeli, en büyüleyici ve sır dolu olanı. Sultanahmet, Eminönü, Çemberlitaş, Kapalıçarşı. Takmaya doyamadığımız, bizi daha da güzel yapan takıların ve mücevherlerin çoğu da burada doğuyor. Kağıt üzerinde başlayan yolculukları, eski hanlarda, soğuk atölyelerde usta ellerde şekil alıyor, pırıl pırıl olup birer arzu nesnesine dönüşüyor. Kapalıçarşının sırlarını anlatmaya bugün ÖZLEM TUNA‘nın İstanbul’dan beslenen şahane tasarımları ile başlayacağım ve önümüzdeki haftalar boyunca daha pek çoğuna konuk olacağız:)
devamini oku

| Yves ve Pierre: Moda Geçer Aşk Kalır


Yves kağıt bebekleriyle

Nostaljik kareler eşliğinde bir dehadan ve onu en karanlık hallerinde bile seven birinden konuşalım mı? Bazen siyah beyazken hayat daha mı güzelmiş acaba diye düşünüyorum, çünkü eski fotoğraflar sanki bana hep öyle fısıldıyor. Yves hakkında konuşurken onun siyah-beyaz kareleri bize eşlik etsin istedim.

Son yıllarda moda endüstrisi kırk yılda bir dünyaya gelebilecek pek çok “dahi çocuğu” çok pis harcadı. Bizden McQueen’i, Galliano’dan hayatını aldı, Decarnin’i bir akıl hastanesine kapadı. Zaten yaratım sürecinin sancıları, bize bu güzellikleri bahşedebilmek için hepimizden farklı çalışan kafaları, farklı gören gözleri için bu dünya fazlasıyla anlaşılmaz, fazlasıyla acımasızken bir de o bünyeye yılda bilmemkaç sezon sığdırma, hep bir öncekinden daha iyi olma, var olabilmek için anlaşmalara sadık kalma, gereken finansmanı sürüdürülebilir kılmak için yatırımcılara ve büyük firmalara köle olma gibi nice “düzen böyle” yaptırımı dayatıldı da dayatıldı.

devamini oku

| MODA ve SANAT | My Week With Marilyn

Uzun zamanır heyecanla beklediğim “My Week With Marilyn” filminin fragmanını paylaşmak istedim. Bir ara Scarlett Johansson bu rolü alacak diye ödüm kopuyordu ama bir efsanenin hem de ilk defa böylesine kanlı canlı canlandırılacağı bir filmin hakkını verecek mükemmel bir isimde Michelle Williams’da karar kılınmıştı. Doğrusu VOGUE çekimlerinde her zerresiyle Marilyn’le bütünleşmiş olduğunu gördüğümüz Williams fragmandan da izliyoruz ki çok isabetli bir kararmış. İşte Marilyn…

[Görseller: vogue, rarepics]

| HABER | TOM FORD’s Lady is A Tramp

Benim gibi MADONNA denen ilahe ile büyümüş bir kuşaktansanız Lady Gaga’nın ne tarz ne de müzikalite olarak çok da prim verilecek bi tarafı olmadığını düşünebilirsiniz, zira ben öyle düşünüyorum:)
Amaaa 90lar sonu 2000ler başında müzik dünyasında iyiden iyiye ağırlığı hissedilen “kro” ve daha fenası “kroyum ama para bende”ci, siyahi ya da siyahi özentisi rap, hip hop, cart curtculardan sonra şöyle moda tasarımcıları ile adamakıllı işbirliği yapan, fark yaratan, her şeyi bıraktım Nicola Formichetti gibi bir dehayı bizlere kazandıran Lady Gaga’nın hakkını da-her ne kadar kendin zevksiz ve müziğini kulak tırmalayıcı bulsam da- teslim ediyorum!

Gelin görün ki her zaman anormal kıyafetleriyle gündemde olan Gaga, son dönemde “normal” giyimiyle bizi şaşkınlıa sevk ediyor. Bunun enn güzel örneklerinden birini bugün sonunda yayınlanan Tony Bennett+Lady Gaga, “The Lady is A Tramp” düetinde görebiliriz. Bu şarkıyı seslendireceği haberini ilk aldığımda karalar bağlamıştım çünkü benim için pek özel bir şarkıdır ama ben utandırdı:)

Açıkçası Gaga’nın elektronikten nasibini almamış pür ve inanılmaz güzel sesini, enfes TOM FORD elbisesini ve ikilinin uyumunu o kadar beğendim ki, paylaşmadan edemedim. Bu arada Tony Bennet: Duets II albümü kaçmaz, arşivinize ekleyin:)

Bu elbiseyi daha önce TOM FORD’un biriciği Candice Swaenepol’ün üzerinde görmüş, tapılası görüntüsüne isyan etmiş, hatta tehdit etmiş:p ve Twitterda tam da şurada paylaşmıştım.

| AYAKKABI | Tanrı Pabucumu Korusun!

Hanımlaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaar! Bayılacağınız bir haberi paylaşmak isterim, hem de ne bayılmak:)

“God Save My Shoes” yani Tanrı ayakkabıma zeval vermesin diye çevirebileceğimiz bir belgesel film hazırlandı: kadınlar ve ayakkabılar arasındaki o özel ve hatta mahrem ilişkinin sırrını açıklamaya çalışan ilk belgesel film! Ayakkabılar kadınların hayatında nasıl böyle bir yer aldı, nasıl böylesi bir tutku objesi haline geldi soruyor, sorguluyor… Kimlere mi? Louboutin’a, Manolo’ya, Vivier’ye, psikologlara, moda editörlerine, ünlülere hatta tarihçilere:)

Belgeselin yazar ve yönetmeni olan Julie Benasra’ya buradan tüm kadınlar adına öpücüklerimi yolluyorum ♥

Galası 7 Eylül’de Paris’te gerçekleşen belgesel filmden bir kaç enfes bölümle sizi baş başa bırakıyorum:)

Kırmızı tabanlı prensimizle başlayalım… Louboutin

Sex & The City’yi Sex & the City yapan adam, platform düşmanı Manolo ile devam edelim:)

Walter Steiger’in “yürümeyi öğrenin hanımlar”ını dinleyelim:)

vee sn olarak VOGUE’un ayakkabı dolabına girip kendimizden geçelim!

Daha fazla bölüm için BURAYA tıklayabilir ve bence bu güzel çalışma hakkındaki gelişmelerden haberdar olmak için WEB SİTESİ‘ni izleyebilir ve FACEBOOK GRUBU‘na üye olabilirsiniz:)

Toplam 6 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.123456