Kategori arşivi: Moda

| MAYONUN TÜRK TASARIMCILARI

mayoda türk imza

Hemen hemen her kadının tüm o “bronzlaşma”nın tehlikelerini anlatan uyarılara rağmen yaz gelince ilk hedefi altın bronzluğunda bir tene kavuşmak. Ve yine aynı sebepten pek çoğunun önceliği deniz alışverişinde fazla iz yapmayacak, dekoltenin de bronzlaşmasına izin verecek, insanı zebraya döndürmeyecek bikiniler edinmek. İşte böyle bir ortamda, buna rağmen mayolar özellikle son 3 yıldır inanılmaz bir yükselişte.

Benim gibi trend olmadan önce de bir mayo aşığı iseniz bu duruma en çok sevinenlerden olmuşsunuzdur, hani derler ya “long before it was cool” :) Fakat trend olmadan önce maalesef öyle cool, öyle sofistike modeller bulmak çok zordu, ya mutlaka allı güllü, ya leoparlı, ya olmaz olsun mayokiniler sebebiyle parça parça modellerden oluşmaktaydı. İşte yine son yıllarda – Ali Efe’nin uğuru diyorum çünkü tam doğum sonrası mayo kaçınılmazdı:) – Türk mayo tasarımcıları bir güneş gibi doğdu. devamini oku

| Röportaj | Gizia Gate: Türk Modacılarına Açılan Kapı

gizia gate

Bundan çok çok uzun yıllar önce İstanbul moda haftası henüz “Istanbul Fashion Days” iken, İstanbul’a dünya moda takvimlerinde de kendine yer bulacak bir moda haftası kazandırma misyonu için elini taşın altına koyan bir kaç isimden biri idi Gizia’nın yönetim kurulu başkanı İsmail Kutlu. O dönem Gizia’nın  yurtdışındaki bilinirliği ve marka değeri Türkiye’de olduğundan kat kat fazlaydı ve aslında çizgisi ile de hedef kitlesi zaten yurtdışı pazarı idi. İsmail Kutlu kendi markası ve başarısı ile yetinmek yerine “Türk modası” adına kolları sıvayan, düşünen, çalışan, sahiplenen bir isimdi. Bugün bir isme ve cisme bürünen “Türk modacılarının bir çatı altında toplanması” fikri o zamanlar içinde İsmail Kutlu’nun da bulunduğu IFDnin bu vizyoner takımının hayaliydi belki de. Hayal diyorum çünkü ortada ne Türk modası vardı, ne Türk modacısı “genç ve çıkış yapan” tanımından fazlasıydı, ne de Türkiye’de tasarım ve moda kültürü mevcuttu. Bunların hepsi çokça deneme yanılma, yılmadan devam eden çalışmalar, genç Türk moda tasarımcılarının yurt dışı muadillerindeki gibi bir disiplin, eğitim ve yaratıcılık sentezini benimsemesi sonucunda ve uzun yılların geçmesiyle edinilen tecrübe ve olgunluğun sonunda şimdi Türkiye’de görebildiğimiz ve artık hayal olmaktan çıkan şeyler.

Moda haftalarını da moda tasarımcılarımızı da hiçbir romantizme kapılmadan, her zaman gayet objektif ve hatta kimi zaman sertçe eleştirebilen biri olarak çok rahatça söyleyebiliyorum ki Türk modası müthiş bir ivme yaptı; tasarım dili özgün, çarpıcı ve yaratıcı bir hal aldı; taklit eden değil moda yaratan oldu. Artık Türk moda tasarımcılarının çoğunun her bir parçası birer arzu nesnesi olabilecek kadar güzel, dahası giyilebilir ama özgün ve başarılı; kendi adıma çoğu zaman pek çok ünlü moda evinin tasarımlarından çok çok daha yeni, farklı ve güzel buluyorum; giydiğimde üzerimde tasarım dili olan, malzeme ve dikiş olarak son derece kaliteli, çarpıcı bir parça olduğunu biliyorum. Kısacası bir zamanlar “hayal” gibi görünen fikrin bir cisme bürünme zamanı gelmişti. Ve İsmail Kutlu bunu Nişantaşı’nda temelleri atılan, yalnızca Türk modacılarına adanmış dev bir multibrand konsept mağaza ile hayata geçirdi: Gizia Gate.

Gizia Gate, hem İstanbul’a gelen yabancı müşteriyi hem farklı ve özgün tasarım ürünleri gardrobuna katma gustosuna sahip Türk müşteriyi hedefleyen  ve Türk modasının öncü tasarımcılarının özel koleksiyonlarının bir çatı altında kendi isimleri ile görülebileceği ve satın alınabileceği lüks segment bir mağaza. Özenli mimarisinden çok şık mağaza içi ürün yerleşimine, servisine dek  yurtdışında bazen bir şey almasak da sırf turistik ziyaret yaptığımız:) pek çok lüks büyük mağazadan farksız. Mağaza olması dışında moda ve tasarım özelinde etkinlik, sergi ve sohbetlerin de gerçekleştiği bir platform aynı zamanda. Duyduğumuz andan itibaren çoğumuzu çok heyecanlandıran bu projenin arkasındaki isimlerden Gizia kreatif direktörü Erkan Demiroğlu ile aklımdaki pek çok soruya cevap aldığım ve Gizia Gate hikayesinin doğuşu ve gelişimini dinlediğim bir röportaj yaptım.

devamini oku

| MBFWI 2. Gün Raporu: Ben ve Koleksiyon İzlenimlerim

2IMG_4309

MBFWI 2. günden en net hatırladığım şey donduran soğuk ve hayranlık uyandıran Benan Bal defilesi:) Moda haftasının ikinci gününde uzun süredir moda haftasında yer almayan, oysa gözlerimin hasretle aradığı Nihan Peker tasarımı kıyafetlerimle katıldım.

Moda haftası bu şehrin her bir köşesini sarsın, sokaklar ansızın karşına çıkan tasarımcılar, sokak fotoğrafçıları, moda elitleri ile dolsun diye hala hayal kurmaya devam edelim, bu yıl iyiden iyiye bir alana hapsedildik diyebilirim. Merdivenler, karanlık tüneller, lounge, press işte bu karenin içinde o defileden bu defileye yetişmek, en iyi fotoğrafı çekmeye, anlık paylaşımlar yapmaya çalışırken tökezlemeden yürümeye çalışmak kolay değil:)  devamini oku

| Dooğru Battaniye Altına!

burberry-prorsumautumn_winter-2014, blanket coat, blanket coat trendi, panço, panço trendi, battaniye trendi, olivia palermo burberry, battaniye palto nasıl giyilir, koton panço

Christopher Bailey, Burberry Sonbahar/Kış 2014 defile finalinde Cara Delevigne’nin delici bakışları liderliğinde bir dolu kızı üzerlerinde isimlerinin baş harflerinin işlendiği battaniyelerle podyuma attı ve evet yine aynı şey oldu: sezonun hit trendi! Aslında Chloe’nin Pre-fall 2014 koleksiyonunda ayan beyan gördüğümüz battaniye paltolar ve pançolar hiç bu kadar arzu edilir olmamıştı. Evet belki Cara, Sarah Jessica Parker ya da Olivia Palermo gibi adımızın baş harfleri ile süslüsü hepimize kısmet olmayacak ama bu sezon sonbaharı imzalı ya da imzasız illa ki bu trendle kucaklayacağız.

Tam da iklimin kararsızlaştığı, çoğumuzun sıcak yatağından, pofuduk hırkasından ve dudaklarını yapıştırdığı sıcak çayından zor ayrıldığı; yağsam mı yağmasam mı diyen havanın boşver evde otur dediği şu günlerde altında uyuduğun battaniyeden ayrılmadan dışarı çıkma fikri pek de kötü değil, değil mi:) Üstünüzden çekin, omzunuza atın, şöyle hoş bir kemer, geniş çeperli şapka, belki bir broşla tutturun gitsin, evet hazırsınız:) devamini oku

| Lüks Sweatshirt

gulcin uzunalan sweatshirt

Önceleri sadece spor salonlarının kahramanlarıydılar, hatta Muhammed Ali gibi spor kahramanlarının bile kahramanı. Bir zaman Hollywood yakışıklılarının çabasız stilinin anahtar parçası diye en basit halleriyle trend oldular. Sonra salaş sabahların ya da bir anda üşüdüğün sonbahar akşamlarının kurtarıcısı haline geldiler, hatta bazen hiç giyinesimiz gelmedi onlarla bütün sonbaharı geçirseğe kadar bizi bağladılar. Evet onlar sweatshirtler!

2011 yılında Tisci’nin dehası sweatshirtlere yeni bir sıfat verdi: lüks! Vahşi bir baskı ve etiket fiyatına eklenmiş bol sıfırla Givenchy yeni bir trendin yaratıcısı oldu:)  “Sporty couture” akımı ile yerlerini iyice sağlamlaştırdılar, sene 2014, mevsimlerden sonbahar ve evet lüks sweatshirtler hala trendy. Bu yüzden ben de havaların en böyle mi kalsam şöyle mi olsam zamanı sonbaharın ilk trend raporunu üzerime Gülçin Uzunalan sweatshirtümü geçirip onlara ayırdım. Nasıl giyilir, nasıl kombinlenir, nerelerde bulunur? Buyrunuz:) devamini oku

| Eren Tüneli’den “Arabesque”

eren tüneli, deniz eslek, styleboom, özberk baz

Önce hamileliğim sonra doğumdan sebep Styleboom’da yapmayı en sevdiğim şeylerden birini, tasarımcı çekimlerini yüz bininci plana atmak durumunda kalmıştım. Haliyle ürün seçmek, bir kurgu yaratmak, ona uygun mekan arayıp bulmak, çekim boyunca yerlerde sürünmek, ürünleri geri vermek kolay olmuyor, hiç kolay olmadığı kadar da keyifli oluyor! İsmi büyük tasarımcılar kadar henüz adını çok duymadıklarımızı size tanıtmak ise daha da keyifli: Zeynep Tosun’dan Ece Gözen’e, Günseli Türkay’dan Begüm Salihoğlu’na şimdi işleri karşısında büyük hayranlık duyduğumuz çok başarılı tasarımcılar daha yolun başında iken ya da ilk koleksiyonları ile Styleboom’a konuk olmuştu, o sebeple bir nevi kendi kendime heyecan ve gurur da duydum bu isimlerin her bir kıyafeti karşısında. Ve işte Boom editoryallerine de bir anda Behance’de karşıma çıkan paltosu ile beni kalbimden vuran ve yine bence çok gelecek vaad eden yepyeni bir isim ile dönmek istedim: Eren Tüneli.

Tüneli’nin “Arabesque” ismini verdiği mezuniyet koleksiyonuna bir çekim yaptık. Burada göreceğiniz koleksiyon benim çok beğendiğim ve savunduğum bir harmanı sunuyor: bu topraklara ait özgün bir figürün/konseptin modern çizgiler ve kimi zaman minimal kimi zaman keskin formlarda buluşması. Ne demek istediğimi ilk görüşte vurulduğum şu aşağıda göreceğiniz aba biçimli kaban özetliyor aslında:)

Here we are back as Team Styleboom with a mystic editorial shoot for a new and upcoming designer Eren Tüneli. Note the name, you’ll hear about him a lot in the future. And enjoy his graduation collection “Arabesque”. 

devamini oku

| ANGORA FORUM | Benimle Birlikte Atölyeye!

Herkese iyi Pazartesiler:)) Bu hafta benim için çook güzel geçecek hissediyorum, çünkü herşeyden önce yine Ankara’da dahası ODTÜ’mde olacağım! Siz de ODTÜ’de benimle birlikte bir atölye çalışmasına katılmak ister misiniz:))
Fransız Kültür ve ODTÜ işbirliğinde gerçekleşecek olan “Klişe ve Klişeler” temalı Angora Forum sempozyumundaki atölye yürütücülerinden biri benim! Vee 30 Kasım Cuma günü saat 14.00-16:00 arası gönüllü katılımcılarla birlikte “modanın klişeleri” üzerine ortaya harika bir şey çıkaracağız. Ne mi;)? Atölye detayları için buraya, siz de katılmak isterseniz kayıt yaptırmak için buraya tıklayabilirsiniiiz:) Ve facebook sayfasına bakıp ne kadar güzel şeyler var görebilirsiniz.
devamini oku
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12