Kategori arşivi: Modeller

| 2011′in En İyileri

Evvet sonuçlar beli oldu:) İşte
KIRMIZI HALI:
Sizin Birinciniz-Nina Dobrev ve Rosie Huntington-Whiteley
Benim Birincim: Diane Kruger

STİL İKONU:
Sizin Birinciniz: Olivia Palermo
Benim Birincim: Ulyana Sergeenko ve Rachel Bilson

MODEL:
Sizin Birinciniz: Miranda Kerr
Benim Birincim: Arizona Muse

GELECEK VAAD EDEN YENİ YÜZ:
Sizin Birinciniz: Elle Fanning
Benim Birincim: Chloe Moretz

AYAKKABI TASARIMCISI:
Sizin Birinciniz: Christian Louboutin
Benim Birincim: Charlotte Olympia

TREND:
Sizin Birinciniz: Maksiler
Benim Birincim: 70ler

GELİNLİK:
Sizin Birinciniz: Kate Middleton
Benim Birincim: Lauren Bush ve Kate Middleton

Herkese teşekkürler:)

Bir yıl sonu klişesi ile karşınızdayım sevgili Styleboomerlar:) 2011′in “en iyi”leri! Ama tabii bunlar benim gözümden, bir yandna oylama yapıp, bir yandan sizinkileri buraya yorum olarak bırakabilirsiniz elbette:) En iyi tasarımcı kategorisi yapamadım bir tek, yok seçemiyorum, seç seç yirmi otuz tane oluyor, eleyemiyorum:) Hadi bakalım pamuk parmaklar oylamaya geçsin, “en iyi”ler hakkında onların arkasından atıp tutalım:p Sonuçları 1 Ocak’ta açıklayacağım:)

devamini oku

| MODEL | Sonsuza Dek SüperModel: Carmen Dell’Orefice

MARC JACOBS’la başlayıp, TOM FORD’la devam eden ve sonunda önceki gün Pitti Uomo’daki ALBERTA FERRETTI defilesinde de yinelenen podyuma her yaştan,bedenden, sektörden “gerçek” kadınları çıkarma trendi bize bir efsaneyi yeniden hatırlattı: yukarıda görmekte olduğunuz Carmen Dell’Orefice. Tam 65 yıldır gösterişli, eşsiz, güzel, zarif, sofistike, şık Carmen aslında bir efsane! Süpermodel kelimesinin yetmeyeceği bir kadın… Onu bu defile olmadan hatırlayıp yazmayı dilerdim.

Meşhur elmacık kemikleri, uzun, ince Marlene Dietrichvari figürü ve zerafeti ve gücü birleştiren bakışları ile hala çekici olan Carmen’in modellik macerası New York’da bir dans stüdyosunda kendisini görüp beğenen Harper’s Bazaar fotoğrafçısının onun deneme fotoğraflarını çekip “güzel ama maalesef fotojeni yok” demesiyle başlıyor esasen. Fakat Carmen’in vaftiz babası hiç de öyle düşünmüyor ve ona VOGUE’la bir deneme ayarlıyor. Çok beğenilince, daha 14 yaşında, o dönemin efsane editörü Diana Vreeland’in huzuruna kabul ediliyor. Vreeland kendisine boynunu 3-4 cm uzat, sen doğruca Paris’e yollayayım diyor, ee tabi o zamanlar modanın kalbi, midesi, ciğeri Paris’te:) Ve her şey böyle başlıyor, Carmen Dell’Orefice şu an 80 yaşında ve hala editöryallere çıkacak kadar süpermodel:)!

Çok hırslı ve başarı çılgını olan annesi yüzünden zor bir çocukluk geçiren Carmen önce bale, sonra yüzme, daha sonra dans gibi pek çok dalda hep en iyi olmak üzere zorlanmış, annesini hiç bir zaman memnun edememiş, özellikle de fiziği hep annesi tarafından eleştirilmiş! Hani kuzguna yavrusu anka görünürdü ayol? Demek ki kafadan anka olunca tutmuyor bu laf:p Ama yazık ki Carmen’in kendi kızıyla da arası pek harika değil! Bir ilahenin kızı olmak da kolay olmasa gerek…

Gelelim kendisinin bu güzelliği hala muhafaza edişinin sırrına, çünkü buraya inanamayacaksınız:) Yüzüne ve cildine her gün BAG BALM denen bir merhem/krem sürüyormuş. Ne yapıp edip bunu derhal bulmalıyım! Bu merhem zamanında ineklerin süt verdikten sonra meme uçlarındaki iritasyon ve tahrişi önlesin diye geliştirilmiş!!!!!



[ Görseller: Google search ]

| IFW | Özgür MASUR Yeni Yüzler Arıyor!

ISTANBUL FASHION WEEK(IFW) kapıda! 3-6 Şubat arası tasarımcılar 2011 Sonbahar/Kış koleksiyonlarını tanıtacaklar vee bakalım IFW’de bu sene neler olacak, kimler konuşulacak, tasarımcılarımız neler neler yapacak. Şimdilik IFW’nin bir türlü güncellenmeyen sitesi sayesinde her şey belirsiz ya neyse:)

Neler olacak şimdiden bilinmez ama IFW’de bir ilke ÖZGÜR MASUR imza atıyor! IFW defilesinde as model kadrosunun yanında yepyeni yüzlere fırsat verme kararı alan MASUR’un girişimi modellik yapmayı düşünenler için kaçırılmayacak bir fırsat!

Tabii as kadronun yanında yer almak o kadar kolay değil ama bence kendine güvenenler, bir ÖZGÜR MASUR tasarımını taşıma deneyimine ve şansına sahip olmak, dahası bu fırsatı tüm moda basınının ve elitlerinin bulunduğu IFW’de kariyeri için önemli bir basamak olarak kullanmak isteyenler bu çağrıya kulak vermeli:)

Şartlara gelince

1. Mankenlik eğitimi almış
2. Podyum deneyimi olan
3. Ajans bağlantısı bulunmayan
4. 36 beden
5. Minimum 1.75 boyunda

bir profesyonel ya da yeni yüzler kendini ifade eden fotoğraflarını, deneyimlerini ve ulaşım bilgilerini belirten kısa CVlerini, ifw.model@gmail.com a mail atabilirler.

IFW’ye şunun şurasında ne kaldı, elinizi çabuk tutun dememe gerek yok sanıyorum:)

Önemli not : Başvurular arasından uygun görülen modeller Özgür Masur yönetimindeki profesyonel ekiple görüştürülecek ve seçim yapılacakmış. Bu yeni modeller içinden Özgür Masur’un yeni koleksiyon yüzü olabilme şansı da bonusu! Başvurular ise kesinlikle gizli tutulacakmış.

| FASHION’S NIGHT OUT | Modeller Cadde’de :)

Şile’ye yaptığımız kısa(cık) bayram kaçamağımızdan dönerken ayağımızın tozuyla FNO etkinliklerinden en zevklisi olan “Models Run”a da ucundan uğradık, amaa itiraf edeyim işin büyüğünü Tolga Günay’ın yetenekli ellerine bırakıp “evim evim güzel evim“e koştum ben, gördüğünüz eğlenceli kareler bugün Bağdat Caddesi’nde çekildi:) Kızların FNO tshirtlerini New York’taki gibi kocaman gece elbiseleriyle ve farklı stillerde kombinlemesini dilerdim, olsun yine de güzel:))

Siz de etkinliğe dahil olan tüm mağazalarda satışta olan FNO tshirtlerinizden seçip, o geceyi birbirinden yaratıcı kombinlerinizle geçirmeye ve bir güzel alışveriş yapmaya, indirim ve promosyonlarla coşmaya, tasarımcılarla tanışmaya, stil danışmanlarına sorular sormaya, modellerle takılmaya ve daha bir çoğuna hazırlanın hanımlaaaaaaaaar:) Aşağıda bakın Simay Bülbül de modellerin arasına karışmış:))

Bu aradaaa FNO için benim de Styleboomerlara sürprizlerim var, olmaz mııı:) O yüzden tabii ki takipte kalın, kimbilir belki yeni hafta, yeni heyecanlar;p

İçerik Kullanımı:
Burada yayınlanan fotoğrafların hakkı Tolga Günay Fotographia’ya aittir. Fotoğraflar ve içerik Styleboom blog adına sahiplen.com tarafından yasal koruma altındadır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılmaması rica olunur.
Teşekkürler

| Süpermodelin Sonu

Henüz uluslararası tanınırlığı olan bir model çıkaramamış bir ülkenin vatandaşı olsak da zenginin malı züğürdün çenesini yorar misali son zamanlarda pek konuşulan “süpermodellik nereye kayboldu/süpermodel devri bitti mi” konusuna değinmeden edemeyeceğim çünkü süpermodellere bayılır(d)ım!

Stephanie Seymour-Cindy Crawford-Christy Turlington-Tatjana Patitz-Naomi Campbell

Model kelimesinin başına “süper” sıfatını ekleyen hatta bu iki kelimeyi “1″ yaparak moda litratürüne sokan gerçek SÜPER modeller 90larda kaldı, 2000ler artık hızla model tüketme devrine dönüştü-diyor moda endüstrisi. Biz de “aah ah nerde o Lindalar o Cindyler caaanım!” şeklinde iç geçirmiyor değiliz. Yukarıda Herb Ritts’in meşhur karesinde gördüğümüz süpermodelleri o zamanlar hem ayrı ayrı hem de böyle şükür yaradana misali topluca fotoğraflamak da o fotoğraflara bakmak da ayrı bir keyifti. Tamamen kusursuz, mükemmel, kadın gibi(hükümet gibi diyesim geldi:)) kadın, ruhu olan, sağlıklı, enerjik, havalı, alçak dağları yaratmış ve sana bana göre değil istisnasız herkese göre güzel “kadın”lardı onlar. Önce birer genç kızken, büyüdüklerini, lolita seksapelinden olgun seksapele geçtiklerini, gösterişlendiklerini, güçlendiklerini kare kare takip edebildik yıllar içinde, oysa şimdi modellerin çoğu birbirine benzeyen çok güzel çıtır pıtır “kız”lar!

Tabii ki Natalia, Lara, Daria da muhteşem yaratıklar, peki ama nasıl oluyor da çok çok para kazanmalarına rağmen bir zamanlar sokakta istisnasız herkesin “Naomi!”, “Claudia!” diye isimlerini tek tek bildiği modeller kadar tanınır, o derece ilgiye mazhar olamıyorlar, nasıl oluyor da kampanyaları ya da kapakları sıklıkla aktris, şarkıcı ya da sosyetiklere hatta eteğinde bebesi evine çekilmiş olması beklenen 40 küsür yaşlardaki ex-süpermodellere kaptırıyorlar, nasıl oluyor da Paris Hilton ya da Lindsay Lohan’dan aşağıdaki satırlarda ancak konuşulabiliyorlar? Geçenlerde Coşkun Hürsel‘in blogunda gördüğüm şu aşağıdaki VOGUE kapağındaki isimleri saniyenin onda birinde sol baştan sayabildim(tamamen doğal Helena Christensen-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Christy Turlington-Stephanie Seymour), peki ya yukarıdaki Steven Meisel imzalı kapaktaki isimleri kaç kişi sayabiliyor şimdi(photoshop sonrası Liya Kebede, Natalia Vodianova, Anna Jagodzinska, Isabeli Fontana, Lara Stone, Jourdan Dunn, Raquel Zimmerman,Caroline Trentini, Natasha Poly)?

Eskiden herkes için süpermodellerin her yaptığı bir numaralı haberken, dergi kapakları süpermodelleri fotoğraflayabilmek için keşke 1 senede 13-15 ay olsa derken, artık kapaklar çoğunlukla ya Kate Moss ya da celebrity isimlere yer veriyor. Yeni modellerin neleri eksik? Neden onlar “süper” model değil? Yoksa aynı da bazılarımıza mı öyle geliyor? “Bizim zamanımızda domatesler şeker, tavuklar lokum gibiydi” demek gibi bir şey mi “bizim zamanımızda süpermodeller vardı artık yok” demek? Yoksa sadece nostaljinin büyüsüne mi kapılıyoruz?


Cindy Crawford-Tatjana Patitz-Helena Christensen-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Karen Mulder-Stephanie Seymour(Peter Lindbergh) yıllar önce

Anna Wintour’un, Micheal Kors ve Natalia Vodianova ile birlikte Boston’da katıldıkları bir panelde belirttiği üzere 20 yıl önce modellerin olgun ve kadınsı görünmelerine “izin” varken, endüstri artık podyumda 13-14 yaşında olan ya da öyle görünen incecik modelleri tercih ediyor. Wintour’a göre süpermodel kavramının bitiş sebebi bu aşırı genç ve aşırı ince model tiranlığı. Ve daha da önemlisi bu kızların büyümesine izin olmaması! Bence önemli nokta bu, “büyümesini istememek” onların süper olmasına en büyük engel, çünkü 90ların süpermodellerinin büyüyerek geliştirdikleri karakterleri ve tavırları kusursuz fizikleriyle birleştiğinde onları süper yapmıştı. Öyleki bir çoğunun ismini söylediğinizde aklınızda beliren keskin bir imaj var, tüm tavırlarını bakışlarına yansıtabildikleri bi pozla kazınıp kalmışlar.


Stephanie Seymour-Christy Turlington-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Cindy Crawford-Naomi Campbell yıllar sonra:)

Micheal Kors tasarımcı ürünlerini alan çoğunluğun 30 yaş üstü olduğunu ve bu anlamda podyum ve kampanyaların gerçek hayatla kesinlikle örtüşmediğini belirtiyor aynı panelde.
Yeni modelleri temsilen panelde bulunan Natalia Vodianova ise bir çoklarına kıyasla modelliğe oldukça geç yaşta 18inde başladığını ama her zaman yaşının çok çok altında göstermesinin kendisine avantaj sağladığını, yine de modellik kariyeri boyunca inceliğini uçlarda tutabilmek adına anoreksiya gibi ölümcül bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldığını söylüyor. Stephanie Seymour’a bakıyorum da şimdi, resmen şişman! diyesim geliyor. Ama hayır hem ince hem de çok güzel!


Stephanie Seymour

Anna Wintour modellerin çoğunun ancak çok genç ve haliyle ergenlikteki o über ince silüete sahipken iş yaptığını ve dolgunlaşmaya başladıkça pek çok işten olduklarını, bu sebeple de 90ların süpermodelleri gibi bir kaç jenerasyon boyunca toplum hafızasına isimlerini kazıyacak süre dolmadan işlerinin bittiğini belirtiyor. (Bu arada bu konuyu konuşan isimler de sanki bu aşamaya gelinmiş onların haberi olmamış şimdi de çok şaşırmışlar gibi, VOGUE editörü benim de haberim mi olmadı, New York’ta defileyi eniştem mi yaptı!?)

Son yıllarda yıldızı parlayan ve bize eski silüetleri hatırlatan Lara Stone’un fazla dolgun olduğu için(kadın 34 beden!) onlarca işten olduğunu, “şişman olan kız” diye anıldığı için bunalıma girdiğini ve tam ümitsizliğe kapıldığında isim yapmaya başladığını sayısız röportajından biliyoruz. Natalia Vodianova ve Isabeli Fontana gözbebeğim ama yeni isimler içinde eski süpermodellerdeki kadınsı ve vahşi hava bence sadece Gisele Bündchen ve Daria Werbovy’de var.

Natalia Vodionova-Isabeli Fontana

Daria Werbovy-Gisele Bundchen

Lara Stone

Observer yazarı Emily Nussbaum’un teorisi ise bambaşka; yazar, süpermodel kavramının hem mecazen hem de kelimenin tam anlamıyla çok çok büyüdüğü için gözden düştüğü kanısında. 90′ların süpermodellerinin isimleri esas markanın önüne geçecek kadar güçlü birer marka haline gelince(para da yetişmez olunca:p) sektörde yavaş yavaş modellerde şahısın ön plana çıkmayacağı anonimite trendinin başladığını söylüyor. Hatta yeni modellerin çoğunun eski süpermodellere kıyasla daha az eğitimli olduklarına ve daha fukara ülkelerden geldiklerine dikkat çekiyor. Toplumdaki aşırı tanınırlık ve ilgi kaldıracı olmayınca da haliyle modeller rahatlıkla değiştirilebilir yüzler haline geliyor, tasarımcı gölgede kalmıyor ve o modelden vazgeçti diye marka yıpranmıyor. Oldukça ikna edici bir teori olsa da bu durumda şunu sormadan edemiyorum, markayı gölgeleyecek ya da astronomik paralar dökecek “süperlik”te model istemeyen sektör o zaman neden örneğin Victoria Beckham ya da Beyonce hadi bilemedin Kate Moss’un aşırı tanınırlığı için paraları dökmeyi seçiyor o halde(VBli bir Armani’dense Helena Christensen’in milyon dolara göründüğü bir Armani’ye can feda!)?? Ya da neden son 2 yıldır büyük markalar yeni yüzler yerine yeniden hasretle süpermodelleri kucaklıyor kampanyalarında?


Helena Christensen

Bir diğer sebep de yine tüketmenin dayanılmaz hafifliği olabilir, 90larda olan ne kaldı ki süpermodel kavramı kalsın? On yıllarca aynı kadınları ikonlaştırmak hatta her hangi bir şeyi yıllarca tutmak devri kapanmadı mı, artık herkes hızlıca sıkılmıyor mu zaten elinde olandan ya da hep istediği şeyi elde ettiği anda ondan?

Aşağıda aynı fotoğrafçıdan Peter Lindbergh’den eski ve yeni iki kare var, photoshoptan nasibini alamamış olan ilkinde 90ların süpermodellerinden bazıları:Naomi Campbell, Linda Evangelista, Tatjana Patitz, Christy Turlington ve Cindy Crawford; ikincisinde günümüzden Sasha Pivovarova, Natasha Poly, Catherine McNeil, Lily Donaldson ve Doutzen Kroes. Hangileri daha güzel diye sormak abes, yeni modeller de çok çok güzeller, ama hangileri süper sorusunun cevabı bende çok açık. Peki sizce? Modelliğin “süper”i kayboldu mu?

[Kaynak:wwd,fashionologie,Allston/Brighton,The Observer, ELLE UK]

| FOTOĞRAF | Ece Sükan’ın 80′lere Sadakati Style.Com’da!

Jak&Jil’in muhteşem fotoğraflarına imza atan Tommy Ton style.com için iz peşine düşmüş ve “au revoir 80′s” isimli bir çalışma yapmış, yine sokaklardan karelerle diyorki artık 80′lere ve 80′lerin sert, parlak, siyah, keskin ve cesur detaylarına veda ediyoruz hanımlar ve bir onyıl atlıyoruz 70′lere kayıyoruz, 70′lerin yumuşak, feminen, romantik, doğal dokularına dönüyoruz. Bu çalışma sırasında çektiği iki karede “staying faithfull to the hard-edged 80′s” dediği karelerden ikisinde Ece Sükan var! Eh öyle kolay değil style.com’a hem de ana sayfadan girmek, helal olsun, her zaman farklı, göze çarpan ve hakikaten edgy stiliyle Ece Sükan da gözden kaçmamış, bu hikayede geride bırakılanlar arasında yerini almış. Üstelik de ilk karedeki siyah minisi ve taşlı/zımbalı yelek kombini hakikaten çok hoş!

[Kaynak:style.com]
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12