Kategori arşivi: Ne Giydim

| Öyle Miymiş?

k berrin eser 05

Günaydın:) Ama aslında saat  23:50 ve ben 22:00′den beri geçtiğimiz hafta su içer gibi lıkır lıkır içtiğim, içimde erittiğim, beynimi yorsa da yüreğime mis gelen bir kitabın altını çizip durduğum hangi alıntısı ile bu posta başlasam diye bir yazıyor, bir siliyorum. Çünkü hepsi çok güzel, çünkü bir kısmını buraya ayırıp koymak olmayacak, bir birine lehimli gibi, başı olmasa az, sonu olmasa ziyan olacak. Can yazar Şule Gürbüz’ün “Öyle Miymiş?”inden bahsediyorum. Mart ayında çıktığında ilk sayfayı okuyup kapatmıştım, o günden bu yana işsiz güçsüz bir zamanımı, sindirecek kadar, her virgülde bir nefes alacak kadar dingin, durgun bir anımı bekledim. Geçtiğimiz hafta oğlum çok hastalanınca her şeyi bir kenara bırakıp, eve kapanınca, kafaya takacak her şeyi rafa kaldırınca o zamanı buldum.

Beni takip edenler uzun uzun cümleleri ne çok sevdiğimi bilir; burada alıntılamak üzere söküp almaya kıyamadığım bir kaç sayfasını bu linkten okuyabilirsiniz ama işteyseniz, trafikteyseniz, çepeçevrilmişseniz değil; beklesin, yudum yudum okuyun. “Coşkuyla Ölmek”den sonra daha ne olabilir derken Şule Gürbüz beni yine sora, sorgulaya, sorgulata bir hal etti. Sağ olsun. Cioran “Benim kitap yazarkenki fikrim, birinin gözünü açmaktır, onu sopalamaktır.” der, hiç katılmıyorum zira ben de bazen kitaplarda kaybolup, boyut değiştirmeyi, sopalanmışlığımıza ara verip dinlenmeyi seviyorum. Ama “Öyle Miymiş?” tam da bahsettiği gibi bir kitap ve evet arada lazım, mahalledeki kedilere bir kap su veren kadın olmak için, kimsenin bakmadığı bahçeye çiçek eken dede olmak için, sen toksan herkes bir şekilde doyar sananlardan kalmamak için, ne kadar ikiyüzlü olduğunu unutmamak için, ne yaparsan yap en önce kendine yalancı olduğunu hatırlamak için, Babil’den daha güzel kuleler yapamadığın halde hala sürekli yıkıp durduğunu görmek için, kabullenmen için. İyisi mi oku:) devamini oku

| Karamela Sepeti

canda örgü elbise kombini

Kahve tonlardaki bu posta başlarken size bomba bir haber vermek istedim: ben Türk kahvesine başladım:) Beni uzuuuun süredir takip edenler kahveyle hiç aram olmadığını bilirler, o yüzden benim için hakikaten bu çok büyük haber! Sebebi ise ilk kez hayatımın bir döneminde uykuya yenik düşüyor olmam, ve hepsi #babyboom ‘un suçu:) Bana da iyilik yaramıyor, düne kadar oğlan uyumuyor uykusuzluktan ölüyorum diyordum, şimdi ise sorun oğlanın uyuması, daha doğrusu uyutulması kısmı. Akşam seromonimiz iki kitap bir masal ile koyun koyuna sızma şeklinde, o sızıyor amaç o zaten de bana ne oluyor, imkanı yok kendime gelemiyor, ben de rüyalara dalıyorum:) Ama artık yeter, hiç bitemeyen postlar, yetişemeyen işler, toplayamadığım bir kafa; meğer bunca şeye yetişebiliyor olmamın tek tek sebebi uykusuz bünyemmiş. E tabi hiç kahve içmeyen bu bünye bir Türk kahvesiyle 18 saat filan ayık kalabiliyor, o zaman artık her akşam yemek sonrası kahveye beklerim:)

Bu hezeyanlı kahve girişinden sonra sizi Tuzla’ya götürmeme izin verin; epey koşturma ve bolca trafik sonrası kuşların cıvıldadığı, dalgaların fışırdadığı, kayıkların su üstünde hafif hafif salındığı gizli saklı bir huzur köşesinde bulduk kendimizi: Tuzla Yat Kulübü’nde. Oldukça eklektik dekorasyonu ile her köşesi VSCOluk, ama tabii telefondan uzaklaşıp, kitabına ya da günbatımına gömülüp kafa dinlemek çok daha mantıklı. devamini oku

| Lacivertlenmek

rukiye gökçe ve lug vo siga 02

Dönem dönem belli renklere fena halde takıyorum; mesela bu sezon lacivert! Geçen sonbahar bordo ile yaşadığım aşk bu sezon yerini laciverte bıraktı. Lacivert olan her şey dikkatimi çekiyor, sürekli beğenip alışveriş sepetime attığım şey lacivert çıkıyor, korkarım yılbaşı wishlistimi de lacivert ele geçirecek:o Mesela laciverti fiyonklu, tatlı mı tatlı bir Louboutin beğendim, o olabilir. Bir zamanlar özel günlerimin tek geçerli hediyesi bir çift designer ayakkabı idi, ne zaman ki anne oldum, daha fazla hesap kitap yapmaya başladım. Ve hayır bu yeni halimden hiç de hoşnut değilim:) Derhal eski halime dönmek istiyorum!

Konuya dönersek, bu sezon en sevdiğim renkle yaptığım kombinlerden biri son dönemlerde en sevdiğim dört tasarımcı ile birleşti. Biri artık globalde de çok bilinen, Türk modasının gururlarından Lug von Siga; diğeri benim yazın da çok sık giydiğim janjanlı su yeşili bluzun (bu sezon da şimdiden giye giye eskittiğim bu hakim yaka bluzumun) tasarımcısı olan gencecik Rukiye Gökçe, üçüncüsü instagram sayesinde keşfedip tanıdığım ve çantalarına bayıldığım Kia Ora vee sonuncusu da ne yapsa beğendiğim, hayal dünyasına bayıldığım takı tasarımcısı Besign Jewellery. Gerçekten de Türk tasarımcıları artık acayip heyecan uyandırmıyor mu? Size tavsiyem yılbaşı yaklaşıyorken başlayacak onlarca tasarım odaklı ve yardım amaçlı kermese katılıp Türk tasarımcılardan yılbaşı şerefine özel oluşturacakları fiyatlardan bir kaç parça kapmanız! devamini oku

| Sapanca Huzuru

gural sapanca mehtap elaidi ilkbahar 2015

Günaydın! Ve herkese iyi haftalar:) Şu son zamanlarda Türkiye’nin bir dolu güzel yerine gitmek bana her defasında neden geri dönüyorum ki sorusunu sorduyor. Neyse ki sizlere anlatayım diye masa başına oturduğumda yeniden oralara dönüyorum gibi hissediyorum. Tam da hem taşınma, hem moda haftası üzerimden geçmişken ve dinlenmeye çok ama çok ihtiyacım varken Güral Sapanca’ya bir ziyaret fırsatım olmuştu. Belki şu yazımdan hatırlarsınız oraya son ziyaretimde oldukça kocaman bir göbeği dinlendirmeye gitmiştim:p Bu defa göbekteki ayakta ve hatta atom karınca hızında Güral’a ayak bastı. Özellikle bebek/çocuk dostu yaklaşımı, misafirperverliği, mükemmel yemekleri, upuzuun yürüyüş parkuru ve ormanı ile anneler için, aileler için eşsiz bir yer Güral Sapanca.  Doğrusu bizim evden Avrupa yakasına geçiş neredeyse 2 saati bulurken Sapanca’ya-yani doğaya, oksijene, nefis kahvaltıya, huzura- 45 dakikada ulaşılabiliyor, ondan olacak biz pazar günleri sık sık soluğu burada alıyoruz.  devamini oku

| Boho

woods boho vesper sweatshirt tom ford gozluk

Yukarıdaki fotoğrafa bakıp da ormana giderken bu havalı föne ne gerek var diye sorabilirsiniz- ben görsem sorardım- ama işin aslı başka:) Özberk’le çekim için Atatürk Arboretum’unda buluştuğumuz bir gün bizi bir dekor misali bekleyen bu traktörü görünce kendimizi tutamadık:) Yine de poz kesiyorum sanılmasın traktörün üzerindeki amcalar anlatsın: iki kütük atmışlığım, ucundan tutup yardım etmişliğim var!

Belki anımsıyorsunuzdur yıllar yıllar önce Atatürk Arboretum’unu size daha önce şu yazımda anlatmış, mutlaka gidin görün demiştim. Özellikle bahar ayları burayı ziyaret etmek için harika oluyor. Bahar çiçekleri ve yeşilleri açarken, filizlere, sürgünlere tanık olmak güzel; güz ise binbir renkle muazzam manzaralar sunuyor.
devamini oku

| Femme

buralar hep benim

Bir kaç hafta önce dahil olduğum bir proje için mini bir video çekimi yapmak üzere Nişantaşı’nın yolunu tutmuştum. Malum video ne kadar mini olursa olsun çekimi illa ki çoook uzun sürüyor. Her bir videolu produksiyondan sonra sezon sezon dizi çekenlerin buna nasıl katlanabildiğine şaşıyorum doğrusu:o  Bu post çekim bitiminde Özberk’le buluşunca ayaküstü çektiğimiz bir stil postu ama Özberk o gün fazlasıyla havasında olduğundan mıdır, benim açlıktan ölüşümde ve tüm günü ayakta geçirişimde bile pozitif bir yan bulabildiğimizden midir bilmem fotoğraflar çok güzel oldu. Video ve hikayesi ise sürpriz:)

Yukarıdaki fotoğrafta ise mısırcıdan mıyır mıyır mıyırdanarak rica ettiğim sandalyeyi yola atıp oturunca bir anda “işte buralar hep benim” artizliğine dönüşüm ışık hızında olmuş:) Fotoğraf çektirmek hakikaten bazen tiyatro yapmak gibi.

devamini oku

| Wanted

vepa62 jessica simpson gulnur gunes

Çok çok çok uzun süre arayıp da bulamadığın şeyden tam ümidi kestiğinde (bu “o doğru adam”ı bulmak için de geçerli :)) pat diye karşına çıkar, sen de o karşılaşmada hazırlıksızsındır ya da şüphecisindir ya artık. Kendi muhakemenden de pek emin olamadığından eşe dosta sorar, hatta fotoğrafını yollar bir cevap beklersin, aslında “evet” demelerini, onaylamalarını istersin hani.  O kadar da aramıştın, işte buldun, daha niye bekliyorsun derken bir yandan, bir yandan da aramaya alışageldiğinden bulmuş olmak fikrini anlaman zaman alır.  devamini oku

Toplam 28 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...20...