Kategori arşivi: New York Moda Haftası

| NY MODA HAFTASI | Prabal Gurung – Preen- Rag&Bone -Ruffian

Preen ve Prabal Gurung heyecanla beklediklerimdendi, ve ikisi de gayet hoştu, yine de Gurung hariç çok heyecanlanmadım.


PRABAL GURUNG:

Son zamanlardaki biricik favorilerimden PRABAL GURUNG’u size daha önce şu yazımda tanıtmış, bool bol anlatmıştım! Singapur doğumlu, Nepalde büyümüş New Yorker PRABAL GURUNG NY Moda Haftasında ilk defilesini gerçekleştirdi ve bence çok da başarılı bir koleksiyon sundu! Bir numaralı hayranlarından Zoe Saldana ön sırada, Demi Moore ise twitter başında bol şans dileyerek kendisine destek oldular. Ama onlar ne ki, esas olay Anna Wintour’un salona girip direk kulise geçerek kendisini tebrik etmesi!

Tasarımlar keskin ve yapılı formlarda, kırmızı, siyah, beyaz, ten ve krem renk bloklarından oluşmuşlar.Kollarına, yanlarına ve paçalarına kesiklerle yaratılan ve içine kontrast renkler gömülen kaban, pantolon ve ceketler çok değişikti, yine kat oyunları ve spiral pililer hoştu. Şarap rengi, zümrüt yeşili ve hardal parlaklık katmıştı. Yukarıdaki kırmızı-siyah tek omuz kokteyl elbise favorim! Bu tür elbiselerde çok başarılı olsa da bu koleksiyonda bir iki tane görkemli kırmızı halı elbiseleri de beklerdim!

PREEN:

Justin Thornton and Thea Bregazzi ikilisi tarafından tasarlanan fakat dikişi gelenekçilere bırakılan PREEN koleksiyonu, bu defa hayranları için sürpriz sayılabilir!

Body-con denen vücudu sıkıca saran ve kıvrımları belirginleştiren meşhur Preen elbiseler, yine çiçekler, Preen pencereleri ve yırtıkları yine var, ama bu defa bir o kadar da androjen ve sert tasarımlar da var. Takımlar, pantolonlar, kabanlar en modern şekillderde tasarlanmış fakat en gelenekse terzilikle dikilmiş(gelenekçi Savile Row terzileri Gieves ve Hawkes tarafından). Feminen ve şirin tasrımlara maskülen ve sert dikişler.

Hip, bol ve rahat, düz paça, pili detaylar pantolonlara şıklık katmış. Pencereli elbiseler cesur ve çağdaş ama bazılarında pencere haddinden çok bence, figürü bozmuş. Yine de şahsi zevkimi bir kenara bırakırsam şimdiye kadarki en başarılı, farklı koleksiyonlardan biri.

RAG &BONE:

Erkekten bağımsız ilk kadın koleksiyonunu çıkaran RAG&BONE ilhamını 1920′lerde tüvitler içinde Everest’e tırmanan çılgın İngilizlerden almış. Ben özellikle yelek-ceket takımlara bayıldım ki oldum olası yelek düşkünlüğüm de vardır! Brit deyince akla gelen ekoseler de tabii ki koleksiyonda yerini almış, İskoç kiltinin bir iPhone ya da bir kaç kredi kartı alacak kadar minyatürleşmiş halleri de kemerlere takılan hoş detaylar olmuş. Bir ekose, bir yelek-ceket, bir tüvit ve kapşonlu yün hırka ya da panço! Bunlar yeter demişler.

RUFFIAN:

ARMANI’nin aya methiye düzdüğü muhteşem koleksiyonundan sonra bu defa RUFFIAN da ay ve daha fazlasına takımyıldızlara uzanmıştı!

Orion takımyıldızının Hubble sayesinde çekilen fotoğraflarının dijital baskılarıyla oluşturulmuş kumaşlardan ipek bluzlar ve onları tamamlayan etek-ceket takımlar, fularlı gömlekler ve elbiseler yaratılmıştı. Sadece Hubble değil Van Gogh’un Starry Night tablosu da koleksiyona esin kaynağı olmuş, tblodaki yıldızlı gökyüzü tasarımlara yansımış.Eliptik ve ekose capeler bence koleksiyonun diğer güzel parçaları. Çift sıra düğmelerse ceketleri sofistike ve şık hale getirmiş.

[Görseller: style]

| NY MODA HAFTASI | Doo.Ri – Micheal Angel – Ohne Titel – Ports 1961

Koleksiyonlara devam ettikçe beni sıkmaya başlayan garanticilik, Doo.Ri ve Ports koleksiyonlarıyla yeniden ümitlenmemi sağladı. Hem sade, hem satılabilir ama hem de farklı ve tarz olunabileceğinin güzel örneklerine rastladım bu iki koleksiyonda.


DOO.Rİ:

Takibimde olan tasarımcılardan DOO.Rİ şimdiye kadar hep gelişerek ve güzelleşerek beni hayal kırıklığına uğratmadı! Bu koleksiyonu da monokrom renkler ve sade formların nasıl ince detaylarla şıklaşabileceğinin kanıtı. Siyah yerini tamamen laciverde ve mavinin gecenin en koyusundaki tonuna bırakmıştı. Toprak tonlarıyle yumuşacık koleksiyon nar çiçeği kırmızıyla parlamış.

Drapelerle zenginleşen kalça ve bel, aynı zamanda minik kristal taşların gövdenin iki yanı ya da üzeri boyunca zırh gibi uzanması, taşların yer yer yoğun, yer yer rastgele saçılmışcasına süslemesi ve grinin bejle mükemmel uyumu! Çok şık ve elegan.

MICHEAL ANGEL:

Dijital baskı desenleriyle ünlü MICHEAL ANGEL bu defa bu özelliğini bir kenara koymuş ve desenle değil form ve dikişle elbiseyi ön plana çıkaran tasarımlar denemiş. Drapeler, zarf lale etekler, feminen silüetlerle de çarpıcı değil ama en azından denemesinde başarılı olmuş. Moher ceketleri, drapeli krepler ve angora en çok kullanılan materyal. Yine de koleksiyonun bence başarılı parçaları yine baskılı elbiseleri…

OHNE TITEL:

Geometrik etkiyi en güzel yaratabilen markalardan OHNE, sonbahar koleksiyonlarını hazırlarken Edwardiyan askeri motiflerinden etkilenmişler. Deri sıklıkla kullanılmış, özellikle doğal yeşil tonlardaki deriler çok şık. Yamalar derinlik ve yenilik vermek anlamında geometrik formlarda kullanılmış. Pantolon koleksiyonun gözdesi: örgü taytlar, pilili haremler, geniş paçalılar. Yine de stylingle yumuşatılmış ama ara ara göze çarpan militer formlar beni artık çok sıktı.

PORTS 1961:

“Geleneksel olanı alıp onu modern bir yörüngeye oturtmayı seviyorum” diyen TIA CIBANI, bu koleksiyonunda da bu yolda gitmiş. Naturel renklerde kullanmayı seçtiği minimalizmi en hoş halde başarmış. Toprak tonları ve gri-siyah gölgeleri seçtiği koleksiyonunda bej ve sütlükahveye kattığı gri ve beyazlarla sade ama şık parçalar yaratmış,monokrom elbiseler, kakao ve bronz tonlar, ışıltı için ipek saten ve jakarlı kumaşlar kullanmış. Cape ve panço tarzı dış giyimde modern çizgiler yaratmış. genel olarak koleksiyon sade, şık ve kullanışlı olurken yenilikçi ve farklı da olabilmeyi başarmış.


[Görseller:style]

| NY MODA HAFTASI | Adam, Bcbg, Chai, Ronson

Küresel kriz moda dünyasının dev isimlerini bile alaşağı ettiğinden olsa gerek bu yıl şimdiye dek gerçekleşen bir kaç defle haricinde hemen tüm koleksiyonlar ayakları yere basan-yani satılabilir, giyilebilir- türdeydi! Öyleki podyumdan al direk üstüne giy soğuk New York sokaklarına çık! Ne modifiyeye, ne eklemeye, ne çıkarmaya gerek yok! gelmekte olan trendleri şimdiden sıralarsak, belli ki seneye kat be kat giyinmek çok moda olacak, siyah yerini laciverte bırakıyor özellikle gece giyiminde, maksi elbiseler ve cape sağlam geliyor, pantolonlar en rahat kesimleriyle tahta aday, metal ışıltısı bu sefer bronzla gelecek! Koleksiyonları gözden geçirmeye başlarsak:

CHARLOTTE RONSON:

Bir gezgin rahatlığında ve 70lerin çingene esintisi altında hazırlamış RONSON koleksiyonunu.
Genel havası akışkan, rahat ve parlak olan koleksiyonun en beğendiğim parçaları pilise pantolonlardı! Siyahlara karışarak parlaklık veren fuşya, kiremit ve elektrik mavisi harika. Kemerler olmazsa olmaz, tunikler, ipekler, cape ve yine pilili harem pantolonlar, bu defa afgan eşarplarla birlikte!

RICHARD CHAI LOVE:

New York’ta LOVE markasıyla ikinci defilesini gerçekleştiren Richard CHAI’de de kat kat giyilen farklı parçalar ilk dikkat çekendi. Hafif militer ceketler, uzun dar yün jarse eteklerle kontrast yaratmış, düğmeler aşağılara kadar uzanmış, önden pilili harem pantolonlar ya da etek genişliğinde geniş paçalı krep pantolonlar hafif ve rahat bir hava vermişti. Minimal parçaların bütünde karmaşık ve grunge görünümü beni biraz yordu, çağdaş ama benim için fazlasıyla salaş koleksiyon tek tek oldukça güzel parçalara sahipti.

BCBG MAX AZRIA:

Her zaman şaşırtan Max Azria da bu defa pratik ve realist moddaydı! Azria’lar bizzat koleksiyonlarının resesyona bir cevap olarak hazırlandığını: yani fantezileri değil gerçekleri, müşterileri yansıttığını söyledi.

Belki basit ama evet evet şık tasarımlar podyumdaydı, geometri etkisi yaratan bordürlerle kat kat giyilmiş uzun hırka ve bluzlar, incecik yünler ve renk blokları en göze çarpan detaylardı. Atletler üstüne tshirtler üstüne elbise ya da ince yün kazaklar üstüne hırka ya da jileler ve üstüne belki de kemerler şeklinde uzayıp giden katmanlarla ince ama üst üste sıcaklık sağlanmıştı. Yani sonbaharın ilk günlerinde de rahatlıkla giylip havalar soğudukça katmanlaşarak sizi ısıtacak türde.

ADAM

Yumuşak ve flörtöz; basit ve sportif arasında gidip gelen koleksiyon genç görünümü, şifon ve deriye kombinlenmiş yğn hırka/kazak/boyunlukları, neşeli çizgileri, volanlı etekleri ve maksi elbiseleri ile ADAM’ın beklenen çizgisindeydi. Gri ve siyah yer yer öne çıkan kırmızı ve kiremit/taba tonlar ile parlatılmıştı.

[Görseller:style]

| NEW YORK MODA HAFTASI BAŞLIYOOOR!

Moda başkentlerinden New York, yarından itibaren Sonbahar/Kış 2010-11 koleksiyonlarına ev sahipliği yapacak!! Koleksiyonları incelemek, sezon trendleriyle ilgili ipuçları almak ve moda haftası boyunca olan biten tüm modasal olaylardan haberdar olmak için styleboomda kalın hanımlar!! New York moda haftası takvimine buradan ulaşabilirsiniz!

[Görsel:Steven Meisel for Alberta Ferretti, 2008]

| AYAKKABI | NY Moda Haftası Tasarım İşbirlikleri

New York Moda Haftası’nda görülen ayakkabıları anlatmak için bu blog yetmez gibi görünüyor ama en azından ayakkabı tasarımının duayenlerinin, kıyafetlerini sunacak diğer tasarımcılarla yaptıkları işbirliklerine bir göz atalım. Birbirine inanılmaz uyan 2 isim MARCHESA ve CHRISTIAN LOUBOUTIN yine birlikteydi. LOUBOUTIN NY Moda Haftası boyunca hemen her koleksiyonda gördüğümüz ve gelecek yaz sezonunun en hit trendlerinden olacağına emin olduğumuz “transparan” trendini ayakkabılara da uyarlamış, ayak ve bacakları dövme desenlerle süslü modellerde ayakkabılar tamamen ya da kısmen transparan. GUISEPPE ZANOTTI ise THAKOON koleksiyonunu ayakkabılarıyla şıklaştırmış. NICHOLAS KIRKWOOD da bir kez daha RODARTE için podyumdaydı, sonbahar/kış koleksiyonundaki hayranlık uyandıran futuristik diz üstü çizme tasarımlarından sonra bu defa ayakkabılar tüm güzelliğine rağmen daha fazlası yok muu dedirtti bana. Ama topuklardaki artwork harika. Çalışkan tasarımcı LOUBOUTIN sanatını bir de tıpkı Ilkbahar/Yaz 2009 koleksiyonunda olduğu gibi 3.1.PHILIP LIM için de konuşturdu. Geçen seferkine göre daha minimal ve yalnızca kemik-kırmızı-siyah renklerinden oluşan bootsie ve spectator stilettolar şahaneee!

[Görseller: style.com]

| KOLEKSİYON | NY Moda Haftası 8. Gün

L’WREN SCOTT:

 
Tam bir Grace Kelly, Nicole Kidman, Cate Blanchett yani zerafet ve asalet kadını koleksiyonu sundu L’WREN SCOTT. Siyah ve beyaza pembenin en pudra tonu, fuşya ve mürdüm renkleri eşlik etmiş. Kalem elbiseler, gömlek yakalarında volan ve fularlar, boyama tekniğiyle çiçek desenleri, ya omuzda ya boyunda mutlaka kumaş aksesuarlar ve eski zaman şapkalarıyla şık ve elagan parçalar. Bunları beğenmemek elde değil!

NAEM KHAN:



Couture ustalarını seyretmek de ayrı bir keyif! Ya da ben çok kokoş olduğumdan ben mini mini işlenmiş kristaller, nakışlar, süzülüp giden ipeklere bayılıyorum:) NAEM KHAN bu defa yalnızca bir iki tuvaletle, herhalde şimdiye kadarki en genç koleksiyonuyla podyumdaydı. Koleksiyonunu “punk-raja” olarak tanımlayan tasarımcı Hint esinli bluz, pantolon ve nakışlarla, yine Hint esinli uzun ve sırmalı ceketlerle, modern dünyanın balon eteklerini, grafik desenlerini, bantlı ayakkabılarını ve asimetrik detaylarını harmanlamış.

| KOLEKSİYON | NY Moda Haftası 7. Gün

MARCHESA:

Nakış, dantel, tül, sırma demek MARCHESA demek. Yine saraylı görkeminde bir koleksiyonla ama bu defa siyah ve beyazın çok çok ağırlıkta olduğu araya bir iki fuşya ve lila parçanın sepiştirildiği, yine gözleri kör edecek el işçiliği ve emek dolu tasarımlar sundu MARCHESA. Özellikle göğüs kısmında drapeler ya da kat oyunlarıyla hacim verilmiş, kumaşlar çift yönde çift renkle kullanılarak bu katlardaderinlik yaratılmış. MARCHESA tutkunlarının aradığı her şey bu koleksiyonda da var; yenilik? Modellerin elindeki portföyler de artık MARCHESA. Bakalım yaklaşmakta olan EMMY ÖDÜLLERİ’nde kırmızı halıda kimlerde hangilerini göreceğiz?

OSCAR DE LA RENTA:

Ultra kadınsı ve ultra şık bir koleksiyon daha, dişinin tüm figüratifliğini sunmaya adanmış bu koleksiyonda zaten kendisine laf ettirmeyeceğim Oscar Amca bana eski zamanların İspanyol ya da Meksika topraklarının konteslerini anımsattı. Hani pembe dizilerde izlediğimiz toprak kontlarının kadınlarını…Siyah kabarık elbiseleri ve siyah dantel duvaklarıyla yas tutan, midi kalem elbiselerle şehire giden, safari ceketleriyle ya da en etnik desenlerdeki elbiseleri ve saç örgüleriyle çiftliği gezen , görkemli tuvaletlerle balolar düzenleyen Mariannalar, Veronicalar, Alejandralar:) Bunların hepsi de bu koleksiyonda Latin Amerikanın turuncu güneşi, mora çalan çiçek tarlaları, zeytinlerinin yeşili ve iç savaşlarının siyahında sunulmuştu…

PROENZA SCHOULER:

PROENZA SCHOULER’in iki tasarımcısı bu defa yine markanın tarzına sadık kalarak  kısa gömlek elbiseler, minik baskılı kumaşlardan mini fırfırlı kabarık etekler, etekuçları kuştüyü/peluş detaylarla hareketlendirilmiş mikro miniler tasarlamışlar. Scuba dalgıçlarını anımsatan bisiklet yaka daracık likralı üstlerle tamamladıkları bu parçalarda yanar-döner orman böceklerini anımsatan pırıltılı desenler vardı.
Toplam 9 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.123456789