Kategori arşivi: Niyazi Erdoğan

| Kalimera Kalamaki

kuşadası, dilek yarımadası milli parkı, kalamaki, sodatrend,s.o.d.a istanbul, tekne turu, kuşadasında neler yapılır, tatil, niyo by niyazi erdoğan, italia independent, turkuaz optik, aynalı güneş gözlüğü modelleri

Minik bir aradan sonra herkese yeniden merhaba! Bu blogun, dolayısıyla benim sizlere yazabilmemin, anlatabilmemin, paylaşabilmemin en birinci kahramanı annem, annem, canım annem:) O olmasa artık ışık hızıyla hareket eden ve bana yapışık yaşayan #babyboom ‘dan hiçbir şeye olanak kalmıyor:o Eskiden o gün ne yaptıysam ertesi gün yazıveriyordum, şimdilerde bu, bugün ne yaptıysam ancak bir kaç hafta sonrasını anlatabilmeye dönüştü, başta bu durum beni çok kızdırıyordu ama şimdi bir şekilde hoşuma bile gidiyor, çünkü yeniden çok keyif aldığım bir güne, bir ana, bir hikayeye dönmemi sağlıyor! Mesela bu post henüz çok yeni biten senelik anneanne koynunda Kuşadası tatilimin ilk gününden. #bencetatil tatilinin bir kısmında çocukluğuna selam durunca güzel! devamini oku

| Babaların Pazarı

Anne-oğul ayakkabı tutkunu olunca geçen hafta Babalar Günü hediyemiz de elbette ayakkabı oldu:) Aslında biraz da aklımız çelindi! Beni takip edenler erkek moda tasarımında Niyazi Erdoğan’ı  ne kadar da sevdiğimi önceki postlardan hatırlayacaktır, körün istediği bir göz Allah verdi iki göz misali Niyazi Erdoğan, İnci için ayakkabı tasarladı! Hem Niyazi, hem ayakkabı oh la laa:) İşte o koleksiyondan biz babamıza bu ciciyi seçtik, pek yazlık, çok hafif, fena şık:) Bir de çekimle süsledik!

devamini oku

| KOLEKSİYON | Müsait Bi Yerde Hayran Kalacak Var!

Niyazi Erdoğan geçen koleksiyonunda bizi hep aradığımız o eksik şeyle şoklamıştı; belki sadece bir Türk’ün anlayacağı ama dünyanın giyebileceği bir koleksiyonla doğduğu toprakların şalvarını yeni çağın pikselleriyle boyamıştı. Niyazi “değişik” bir şeyler yapmıştı…

IFWye km.lerce uzakta olsam da sosyal ağlar ve paylaşmaktan korkmayanlar sağolsun IFWyi an be an yaşadım. Yine de uzaklardan hadi ahkam kesmeyeyim diye bir şey yazmadım ama bu blog Niyazi Erdoğan’ı, üstelik bir kadın moda blogu olmasına rağmen, konuk etmeseydi yarım bir blog olacaktı:) Çünkü Niyazi Erdoğan’ın son koleksiyonu nasıl sadece ve sadece Türkiye’den çıkabilecek ama rahat rahat Londra, Paris, Milan sokaklarına inebilecek o aranan tasarım duygusuna bir örnek, yıllardır hasretle beklediğim bir örnek. Seni, beni, bizi farklı yapan, kimsede olmayanla merak uyandıran ama renkler, kesim, dikiş, materyal ustalıklarıyla global olan muhteşem bir koleksiyondu. Çok şükür artık sadece Osmanlı karanfili ya da kaftanı değil daha fazlası, çok daha fazlası.

Buradaki parçaları defile için stilize edilmiş olarak değil de ayrı ayrı düşünün, o karikatürüze bıyıkları da çıkarın: eldekiler skinny jeanler, asimetrik kesimli yelek ve süveterler, kemerler, grafik tshirtler, daracık montlar ve parlak renklerle modern, renkli, kişilikli bir erkek. Ama bütünde bu parçalar bir araya geldiğinde direk bu toprağın dilinden konuşuyor, bu topraktan çıkan biri o basın bültenine bakmadan onu hissedip, anlayabiliyor., o dolmuşta ister küfrede ister ağlaya o şarkıyı dinleyebiliyor.

Ayrıca detaylarda kir, pas lekeleri arabasını kadını gibi seven, onun herşeyiyle ilgilenen şöföre; sanki elde örülmüş gibi olan asimetrik yelek ve süveterler evde bir bekleyene; broş vs şekillerde kullanılan bronz renkli minyatür ingiliz anahtarları işçi sınıfa ve sosyalizme gönderme yapıyor bence. “Miras değil alın teri…” yazılı tshirtüyle seyirciyi selamlayan Niyazi Erdoğan bu toprağın miraslarını içine nefes nefes çekmiş, eğitimi ve yeteneğiyle bir güzel eğirmiş. Bu kadar bile yazmama gerek yoktu aslında, kısaca BRAVO!

Fotoğraflar: Emircan Soksan, Oktay Bingöl, L’appart