Kategori arşivi: Özel Editöryal

| HEDİYE | Gossip Girl Stili Yukarı Doğu Yakası’nda Değil BOYNER’de:) Serena Mısın Yoksa Blair Mi? Stilini Seç, BOYNER Çekini Kap!!!

Çok değil daha geçen hafta ben bir türlü gelmeyen yaza söylenerek ders çalışıyor, blogosferin hasretle dönüşünü beklediği Mordolap da minik kızı sebebiyle :) büyümekte olan göbüşünün sıkıntılarıyla boğuşuyorken GOSSIP GIRL setinde Serena ve Blair utanmadan enfes kıyafetleri ardı ardına giymiş, üstelik bunu Paris’te yapmış, makaronlar hüpleterek ikimizi de çıldırtmıştı (ki ben hasetimden şu yazımda çatlamıştım:))

İşte o kıskançlık sohbeti sırasında Mordolap ve ben “ne var biz de giyeriz hıh!” moduna girdik sevgili Styleboomerlar, şöyle baştan ayağa nerede giyinirizin cevabı tabii ki BOYNER’di, gittik ve olan oldu! İlham Gossip Girl’den, eğlencesi bizden, 5 şanslı Styleboomer için hediye çekleri BOYNER’den:)) Şansını arttırmak, eğlencenin devamına katılmak, diğer 5 çekten birinin sahibi olmak için Mordolap‘a tıklaması sizden:))


Spotted: Büyük BOYNER İndirimi’nden ilk ganimetler!
Renk cümbüşü

Styleboom 5 adet hediye çeki veriyor. Biri sizin olabilir! Yapmanız gereken:
1) Styleboomer olmak!(artık biliyorsunuz sağ alttaki butondan bu blogun “İzle”yicisi olmalısınız)

2) Burada gördüğünüz kombinlerden ennnnn ama enn çok beğendiğinizi seçip, bu kombinin aksesuarı, ayakkabısı, baştan ayağa herşeyiyle yaklaşık kaç lira olacağını tahmin etmek ve bu tahmini yorum olarak bırakmak(örneğin Blair02 000TL gibi:))

3) 26 Temmuz Pazartesi sabah 09:00da en yakın tahminleri yapanlar arasından Random.Org şanslı 5′liyi seçecek, Blair’ler ve Serena’lar BOYNER’de çeklerini bir güzel harcayacak!

Bu blogu takip edenler bilir, ben tam bir Queen Bee’ciyimdir:) Peki söyleyin bakalım sizin stiliniz hangisi: Serena Blair mi? İkisinden biri gibi giyinmek hiç de öyle zor değil, buyrun sadece ve sadece BOYNER koleksiyonu kullanarak biz neler yaptık bir bakın:) Hem de devam eden Büyük Boyner İndirimi‘ndeki ürünlerle!

Serena01 — Blair01

Renklerden korkmuyor, bir yaz günü gibi hissediyor, desenleri karıştırmayı seviyor musunuz? Kıyafetiniz kusursuz, vitrinden çıkmış gibi mi olmalı? Elbise ve eteklere bayılıyor, ipekle coşuyor, pantolonla mesafeli bir ilişki mi yaşıyorsunuz? O zaman benim yani pardon sizin stiliniz BLAIR:) Tamam huyu biraz kötü ama siz de onu en az benim kadar sevmiyor musunuuuuz:) Belki de favori kombininiz yukarıdakilerden biri!


Spotted: BOYNERde aksesuar bol, mücevherden imitasyona,
siz nasıl isterseniz!

Ne giyerseniz giyin azıcık da olsa seksapel şart mı? Mikromini, vücudu saran elbiseler,skinny jeanler, model model pantolonlar, dışardan görülen iç çamaşırı, derin yırtmaçlar tam da sizin için mi? Ceket ve yelekler aksesuar öneminde mi? O zaman SERENA’ya buyrun:) Onun kombini favoriniz olabilir mi?

Serena02

Bir daha düşünelim: klasik çizgileri desen ve renk cümbüşüyle harmanladığınız cilalı ışıl ışıl bir görünüm size göre mi? Çünkü kesinlikle BLAIR’e göre:) O karanlık iç dünyasını dışa vurmamak için renklerle oynayan bir cadı:))

Blair02

Belki de Kate Moss en büyük ilham kaynağınız? Vintage ve rock parçaları birleştirmeyi seviyorsunuz! Kamel, kahve, gri tonları, altın rengi sizin renkleriniz? Bir tshirtü milyon kolyeyle süsleyip çıkıvermek size göre mi? O zaman içinizde bir SERENA var:)

Spotted: Serena stili bikini alışverişi:) Uzun maksi bir elbiseyle yaz moduna
geçilmiş! Sohbet, cep telefonu ve buz gibi bir kahve en az kocaman
kullanışlı bir çanta ve mücevherden farksız düz sandaletler kadar önemli:)
Bikini demişken 7 farklı
vücüt tipi için bikini önerileri vardı Boyner’de

Serena03

Fiyonk, dantel ve fırfır gibi girly detaylara bayılıyor musunuz ay evet ben bayılıyorum mesela! Saçınız her zaman düzgün, makyajınız hep hoş mu? Aksesuar bir kıyafeti bir anda değiştirir diyenlerden misiniz? O zaman kucak dolusu BLAIR’siniz:)


Spotted: Alışveriş sonrası yorgunluk atmak için hemen arkadaşlar aranır.
Puantiyeyi renklerle ve çizgilerle katıştırma zamanı bu yaz! Anlaşılan
bir de gıdı moda,bende çıktığına göre:) O ne be:p

Blair03

Fazla kontrasttan hoşlanmıyor, belki en fazla bir çantayla renk veriyor, geri kalanda daha monokrom olmayı mı tercih ediyorsunuz? Saçlarınız bırak dağınık kalsın mı? O zaman sizin stiliniz SERENA:)

Spotted: Böyle güzel bir çanta görülmedi! Bu posta katkısı
olan herkesin gözü onda…

Serena04

Umarım eğlendiniz sevgili Styleboomerlar:) Gördüğünüz gibi biz hem pek eğlendik, hem de ispatladık: mühim olan styling:) Bırakın BOYNER sizi Serena, Blair ya da her kim olmak istiyor, nasıl mutlu oluyorsanız öyle yapsın! Onlar hem devam eden büyük indirimle, hem yeni gelen sezonla buna hazır, ya siz:))


Spotted: Yeni alınan ayakkabıların fotosu pek
tabii ki twitpic’lenir:)

Blair04

Ay aman yok ben çok seçiciyim, bu 4 Blair ve 4 Serena bana hitap etmedi, seçemedim de seçemedim ayyh hayat çok zor” diyorsanız, “ben Jenny gibi sağı solu belli olmaz uyuz bişeyim” diye itiraf edemiyorsanız:) yine iyisiniz: daha farklı kombinler MORDOLAP’ta, daha da fazlası STYLEBOOM Facebook Grubu‘nda:) Boom size daha ne yapsın:)))

Teşekkür:
Hem yetenekli, hem pozitifli:) müthiş fotoğrafçım Tolga Günay’a, gördüğüm en güzel yüzlerden birine en cici kalbi de kondurmuş modelim DenizEslek’e ve tabii tüm gün biz eğlenip coşarken perişan olan, bir dediğimizi 2 etmeyen, 2 dediğimizi hemen
yapan ultra profesyonel BOYNER ekibine çok ama çok teşekkürler!

Fotoğraflar: Tolga Günay
Model: E. Deniz Eslek Modenise
Kıyafet & Aksesuar: BOYNER

| Eski Şehre Yeni Heyecan

Size bir masal(*) anlatayım diyorum, ahir zamanlarda geçen…

Osmanlı’nın ulu ve yenilmez Serdar-ı Ekremlerine hürmetinden bu ismin bahşedildiği sokağın bitişindeki çıkmazda yeni bir atölye şehre heyecan katmış! Bu atölyenin başına hem güzel hem hünerli iki peri kızı olan Gizem ve Başak Sultanlar padişah buyruğuyla geçmişler, kendilerine isim olarak da Frenk dilinden ATELIER 55’i seçmişler. Daha burası toz duman içinde bir meskenken kapıda bu numara görülmüş, uğuruna tılsımına inanılmış, bu iki peri atölyeyi bir nefeste abad etmişler.

Buyruğa göre bu atölyede dünya gözünün gördüğü her şey ama her şey satılıkmış… Avrupa illerinden gelmiş porselen fincanlar, duvarları süsleyen yağlı boya tablolar, görülmemiş güzellikte avizeler, çöl kumlarından fırınlanmış seramik aynalar, vazolar, biblolar, gravürler, kök zümrütler ve mercanlardan envai çeşit mücevherat, tavandaki avizeden yerdeki toza kadar hepsi ve daha nicesi.

Söylentiye göre burada büyücülükte usta bir ecnebi olan DAVID KOMA ile Osmanlı’nın çocuklarından Londra terzisiBORA AKSU Efendi yaşamaktaymış. Büyücü Koma’nın siyah bir kumaşı alıp fersah fersah gelecekte yaşayanlara göre elbiseler yaptığı, bu elbiseleri giyenlerin bir kaç asır geleceğe gittikleri rivayet edilmekteymiş. Bora Efendi’nin mahareti ise top top şantukları, metre metre şifonları, altın sırmaları parçalayıp bir dokunuşuyla bir araya getirmek, kadınlara muhteşem feraceler yaratmakmış. Bir sırmalı ceket yapmışki, methi ta a saraya varmış, derhal huzura çağrılmış.

Bu küçük ama ışığı gözleri kamaştıran bembeyaz atölyede bir de CHARLOTTE OLYMPIA addolunan altın renkli bir dişi örümceğin yuvalandığı rivayet edilirmiş: bu dişi örümcek yine altından ağlar örüp 8 ayağına Anadolu’da eşi benzeri olmaz pabuçlar yaparmış. 1000 küsür dirhem altın paraya denk bu sihirli pabuçlar sahibesine boy, pos, endam katmakta, beyleri büyülenmişçesine hanımına bağlamaktaymış.

Deniz sefalarında akça beyaz tenler pembeleşmesin diye el emeği göz nuru oyalarla süslenmiş uzun müslin elbise ve bluzlar pek beğenilirmiş, kadim dillerin sembollerinden yapılmış kısmet açan, bereket getiren tılsımlı KiSMET takılar öyle güzel öyle manidarmışki, nigahtan nazardan koruduğundan düğünler, doğumgünleri, kınalar için birebirmiş. SYLVIA TOLEDANO çantalar ise benzersiz mücevherleri ışıltısıyla boğmakta, içine pul koysan altın para olmaktaymış.

Bu kadar da değil, bu atölye de kuşlar, tavşanlar, uğur böcekleri bile mutlulukla yaşar, rafları, duvarları süslermiş.

Gitmek görmek, seyr eylemek isteyenler evvela sırtını devasa Galata Kulesi’ne dayamalı, sonra karşısına aldığı uzun ince Serdar-ı Ekrem sokağı boyunca solda BAHAR KORÇAN denen meleği, derici kız SİMAY BÜLBÜL’ü, sağda aşklara, hayallere ve acılara şahitlik etmiş sarı DOĞAN’ı ve GALATA ŞARKÜTERİ’nin lezzetlerini bırakıp tamı tamına 1000 adım saymalı, eski şehrin dibini bulmalıymış…İşte o vakit mis rahiyasıyla köpük köpük bir Türk kahvesi eşliğinde gelen gölge misafiri selamlar, bu büyülü atölyenin kapıları da içerdeki zenginliğe buyur edermiş.

(*) Umarım bu masal hoşunuza gitti sevgili Styleboomerler:)
ATELIER 55 bir konsept mağaza, seçilen parçalar ve tasarımcılar çok seçkin, cesur ve özgünler. Butik mağazanın en önemli özelliği içinde gördüğünüz herşeyin satılık olması, kısaca “Everything But The Girls:) Ne beğendiyseniz sizin olabilir! David Koma, Bora Aksu, Notting Hill Design, Avshalom Gur, Halston, Charlotte Olympia, Sylvia Toledano, Linda Farrow gibi isimlerin selektif parçaları, Bora Akıncıtürk’ün tabloları, Aliye Dörtler’in seramik eserleri burada; Mark Fast, Alexis Mabille gibi isimler de yakında! Bu şahane butiğin iki yaratıcısından biri olan Gizem Hanım’a neden Galata diye soruyorum, cevap : “The Old City”. Dünya moda merkezlerinin hemen hemen tamamının yönlendiği bu Old City trendiyle antik şehrin merkezinde moda, tasarım ve sanat birliktelikleri hayat buluyor, haliyle bizde de Galata yeniden doğdu! İşte o gün bu cevap bana ATELIER 55’i size benim düğün fotoğraflarımı da çeken Esra Pozan’ın fotoğrafları eşliğinde bir masal gibi anlatma isteği uyandırdı….

Fotoğraflar:Esra Pozan

| HEDİYE | Hep Bunu Söylemek İstedim: 10 TL Degiiil!! 20 TL Degiiil!! Kocamann Hediye Çeki KOTON’dan:))

Bu hafta KOTON‘larımla güle eğlene Bebek’te bir çekim yaptık, fotoğraflarda biri dışındaki ayakkabılar hariç gördüğünüz her şey gardrobumdaki eski ve yeni sezon KOTON ürünleri.

Boom’Style‘ı takip edenler bilir, gardrobumda bool bool KOTON ciciler mevcut, çünkü ben KOTON‘un tasarımlarını, her sene daha da iyileşen kumaş kalitesini, yelpazesi geniş ve sürekli yenilenen koleksiyonlarını, ah bir de şu tasarımcı işbirliklerini seviyorum.

KOTON da beni o derece seviyor olmalı ki benim biricik okuyucularım için tam 5-yazıyla BEŞ- adet hediye çeki yolladı:))

Peki bu şanslı 5 kişiden olmak ve indirimde bindirimde, karada havada geçen KOTON çeklerinden birine kavuşmak için neler yapmak gerek?

1) Styleboomer olmak:) Yoksa siz hala sağda en alttaki “İzle/Follow” butonuna basmadınız mıı?

2) Bu postun altına “KOTON’u neden seviyorsunuz? KOTON’dan neler istiyorsunuz?” sorularına cevap veren 1 yorum bırakmak

3) Random.org‘un belirleyeceği 5 şanslı numaradan birinin yorumunuza isabet etmesi(secret yapın bakiim:))

Sevgili Styleboomerlar ben dememiş miydim, BÖ’de STYLEBOOM’u ikinci yaptığınız için Haziran boyu sizi hediyelerle şımartacağım diye:)) Yorumlarınızı haftaya Cuma(25 Haziran) sabah 09:00‘a kadar bekliyorum, Cuma sabahı Muhteşem Beşli belli olacak, yine buradan duyurulacak!

En üstteki nar çiçeği elbise beni rengiyle vurmuştu! Kendisi bir HAKAN YILDIRIM for KOTON, eğer indirime de girmişseee bu çekin sahibini fena kıskanırım açık net söylüyorum, Victoria Beckham görse yolar beni bu elbise için o derece güzel!

Çizgili crop sweat OLE, lacivert elbise ise puantiye olduğundan benim olmak zorundaydı! Burada tam Yasemin Evcim olacakken Betty Boop’a bağlıyorum.

Hemen yukarıdaki antika görünümlü bileziğe ve şeker mi şeker balinama bayılıyorum, burada görünmüyor ama kendisi su fışkırtıyor gizlendiği yerde:)) KOTON aksesuarlarına göz atmadan KOTON butiklerinden çıkamıyorum, hem ekonomik hem çok güzeller: bünye bazı aksesuar butiklerinde kazıklanmaya alışmış, önce yadırgıyor ama sakin olun, fiyatlar gerçek!

Yaz gelir kızlar maksilere bürünürler, oh mis gibi rahat, mis gibi Janis Joplin ! Bu yağlıboya efektli elbiseyle hippisel takılmaya bayılıyorum, o yüzden saçlara örgü, üste bir yelek, kollara bilezikler bolcasından, yaşasın çiçek çocuk by KOTON :)

Çiçek açmaaaak! Ve bir yandan Pucca okumak ne güzel:)) Bu elbise öyle rahat ve o kadar yumuşakki anlatamam, Yumoş ayıcığı kadar yumuşak desem:)) öyle ki kitapta kız sevgilisinden ayrılıyor ben kıkır kıkır gülüyorum:p

Üstelik yüksek bel etek kısmı ve büzgülü üstüyle tam “Penelope Cruz gibin oldum yahuuu ” sanacağınız bir figür verecek kesime sahip:) Lütfen bana Scarlett’le gelmeyin!

Hani askıdayken yüzüne bakılmayan ama sen giyince sağlı sollu tüm kabinlerdeki hatunların “eyy şu hamfendinin giydiğinden var mı, nerede acebaa” diye kırılarak sorduğu, bedeni yoksa senin bir an önce çıkarmanı bekledikleri, senin de o sırada kafanda “3 taksit olsa yok 5 olsaa ayy hesap kesimim de tüh gelmedi yaa” diye alamayacağın halde elinde tutmakta direttiğin kıyafetler vardır ya işte yukarıdaki onlardan biri! Bu elbisenin kesimi, dökümü, rengi, kumaşı, drapesi, pilisesi her bir şeysini sanırsın bana sormuşlar da yapmışlar, çok seviyorum çok. Kendimi bu defa da Jackie O sanıyorum be KOTON! O yüzden düşünme, al sen bunu al:) dedim ben kendime ehhe buradan da aile bütçesine bir itiraf gelmiş oldu:o Beni seven arkamdan gelsin!

Madem uçuyoruz, uçalım. Boom’un dolabının kapıları 50′lerden ilham almış kıyafetlere her daim açık. Bu siyah beyaz pötükare elbise rengi, modeli, volanlı eteğiyle gayet Betty Rizzo. Ama yok her zaman o kadar eskilerde kalmıyorum, bazen 80′lere de dönüyorum:) Hadi KOTON Carrie ol, Madonna ol, yok yok Cyndie Lauper ol en güzeli:)

Bu ayakkabılar KOTON‘dan, o nasıl bir mavi ama:) Sakssss!

Bu penye bluzun kolları ne romantik, ne güzel, ne dantel değil miii!? Kol ağızlarının daralması ya da benim kolların biraz şişmesi lazım, o zaman daha da balon duracak:) Ben değil ben değil, bluzun kollar:))

Gemilerde taalim var/ Bahriyeli yaaariiim var.…Bu marine olayı nasıl güzel şey, nasıl yaz yaz:) İşte yukarıdaki de tam bir yaz elbisesi- yıka ve çık- modeli, havuza, plaja, parka,festivale giy çık, çanta bile alma cebi var!

Hadi bakalım ister Boom’dan ister raflardan beğenin, çekinizi kazanın, koşa koşa KOTON’da harcayın! Hediye çıkmazsa da olsuuun KOTON’da %50 indirim başladıııı :)) duy sağır sultan duy!

..o yüzden bir süre çekimlere ara veriyorum hanımlar artık, hadi tatile gidelim:)

Fotoğraflar: Reha Kale
İçerik Kullanımı:
Burada yayınlanan içerik, yorum ve fotoğrafların hakkı aksi belirtilmedikçe STYLEBOOM ismine aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılmaması rica olunur.
Teşekkürler

| GALATAMODA | GALATAMODA İÇİN BEGÜM SALİHOĞLU GİYDİM

Fotoğraflar : Tolga Günay


Bu hafta telefonum çok güzel bir proje için çaldı !

Daha önce haberini burada vermiştim sevgili Styleboomerlar, Çarşamba günü(26 Mayıs) her sene iple çektiğimiz, pek sevdiğimiz bir çok ünlü tasarımcının yanında keşfedip hayran olacağımız yeni isimlerin de yer alacağı GALATAMODA yeni yerinde başlıyor. Tasarımcılar bu dolu dolu 4 günlük moda festivaline özel parçalar hazırladılar ve işte onlardan biri olan BEGÜM SALİHOĞLU ‘nun GalataModa kreasyonlarını da SİZLER için ilk ben giydim:))

Cuma günü aldım elime ışıl ışıl maskemi, çaldım BEGÜM SALİHOĞLU’nun Bebek’teki kapısını!

Yukarıdaki pudra rengi elbiseyi hem sezon renklerinden pudra hem de göğsündeki dantel detayın verdiği romantizm sebebiyle öneriyorum. Elbise yumuşak, rahat ve akışkan. Aynı elbisenin dantelle kaplanmış bir başka versiyonu da var,ki o da oldukça güzeldi.

BEGÜM SALİHOĞLU’nun parlak renkleri bir başka! Yeşili, mavisi, fuşyası en can alıcı tonlarda :)) Burada modellik yapmaktan perişan olmadan az önce hala lay loy şeklinde gülüp eğleniyorum:))

Enfes yeşiliyle yukarıdaki elbisenin dokunuşu öyle güzelkiii! Anvelop etek kısmının drapelerle toplanmasını sevdim, bu sezon drape biliyorsunuz her yerde, bir de omuzların dökümünü ve tabii bana güneşli günleri hatırlatmasını:) Elbisenin arkasındaki gümüş rengi uzun fermuarı da! Bu arada showroomdaki cansız manken de bu elbiseden giymişti, bi ara fotoğrafçı arkadaşım onu çekince kıskanır gibi oldum ama bence ben galibim:)

İşte bir diğer favorim! Renkler: su yeşili ve fuşya :) Drapeler: şifon şifon :) Ve etek ve bluzda ayrı ayrı olan ama birbirini tamamlayan metalik zımbalar !!

İnsana kendini prens uğruna denizlere veda eden ve karaya yeni ayak basan bir denizkızı zannettiren bu su yeşili eteğe bayıldımmmm(benim prens bu imayı anlayacak mı bakalım)! Tam da ben bayılırken Başak Dizer Fransez geldi ve Aşk-ı Memnu‘nun yeni bölümünde giymesi için Peyker’e götürdü:)) Çarşamba elinizi çabuk tutar GALATAMODA’ya uğrarsanız Peyker’den önce ben giydim hıh diyebilirsiniz eşe dosta demedi demeyin:)) Bu etek ve bluzun da alternatif renkleri var. Burada gördüğünüz gibi sıcak kumlardan serin sulara atlar gibi pozlar vermem gerekirken ben ara ara kopuyorum, olan pozuma oluyo!

BEGÜM SALİHOĞLU’nun GALATAMODAcılar için bir de sürprizi var:Plaj Kıyafetleri ! Pastel tonlarda hazırlanan bikini üstü elbiseler ve kimonolardan uçuk mavi bir model denedim. Çiçek apliklerle kaplı gögüste büzülerek fiyonkla bağlanan straplez elbisenin içinde ayrı bir de astarı var, yani ister bikini üstüne geçirin, ister astarıyla bir elbise gibi kullanın. Maviyi giydim ama gözüm pembesinde kaldı.

BEGÜM SALİHOĞLU’nun showroom’u aydınlık, rahat ve çok şık. Yukarıda askıda ve cansız mankenlerde gördüğünüz parçalar 26-30 Mayıs arası (bu defa Kuledibinde değil yeni yerinde ) TEPEBAŞI’nda kurulacak olan GALATAMODA’da olacak. Koleksiyon tasarımcının İlkbahar/Yaz kataloğunda da bulunan bir çok güzel parçayı kapsıyor. Dantel, jarse ve ipek öne çıkıyor, GALATAMODA’ya özel hazırlanan koleksiyonda en yüksek fiyat 750 lira olacakmış.

STYLEBOOM bir tasarımcıya uğrar da couture giymeden durur mu?? Şanım yürüsün dedim, bir de couture parça seçip giydim:) Yukarıda gördüğünüz kuş tüylerini andıran ipek şifon parçalarla hazırlanmış elbise GALATAMODA’da yok tabii ama yaklaşan düğün ve mezuniyet sezonu için aklınızda bulunsun, bu ve buna benzer pek güzel couture elbiseler Begüm Salihoğlu’nun Bebek Bostanı Sokak’taki showroomunda ve Beymen’lerde sizi bekliyor . Rengi, dokunuşu, göğüs altından beli kavrayan gümüş rengi kemer detayı ile ben bu elbiseye bayıldımm! Hatta fotoğraflarımı çeken arkadaşım bile en son bana “bi kuğu ol!” diyordu:)))
GALATAMODA
26-30 Mayıs
TEPEBAŞI TRT BİNASI ÖNÜ

| ÖZGÜR MASUR | Anlattı…

Geçen haftadan bu yana sürpriz sürpriz diye sakladığım, sonunda Cumartesi tanışıp Styleboomerlar için(tamam tamam kendim için de:)) görüştüğüm ÖZGÜR MASUR‘la yaptığımız söyleşiyi paylaşıyorum sizinle. Umarım okurken benim orada aldığım kadar keyif alır, kendinizi sizi anlatan bir ÖZGÜR MASUR içinde görebilirsiniz!
ÖZGÜR MASUR’u artık hepimiz tanıyoruz evet , ama yine de yazmaya başlamadan önce kendisini tek bir kelimeyle anlatmam gerekirse TDK sözlükten HARİKA kelimesine tıklamanızı rica ediyorum!

…Cumartesi sabahı saat 10:00da bana saatleri unutturacak bir kapıdan adımımı attım. Karşımda nezaketi, içtenliği, güler yüzü, samimiyeti, hırsları, telaşları, hoşluğu, sivri köşeleri ve yumuşak yüzüyle, kısacası her haliyle bir ÖZGÜR MASUR oturuyor, konuşuyor, gülüyor, sinirleniyor, anlatıyordu.

Önce her yanından nefesimi kesen elbiselerin fışkırdığı bu bembeyaz ve aydınlık atölyenin hikayesiyle başladık. Evde dikip hazırladığı kıyafetleriyle ilk kez katıldığı Galata Moda’nın onun için bir dönüm noktası olduğunu anlattı, Nişantaşı Ihlamur Yolu Caddesi’ndeki daire onun uykulu, uykusuz düşlerine ev sahipliği yapmaya GalataModa’dan kazandığıyla başlamış. Ama tabii sadece daireyi tutmaya yetebilmiş, çünkü ÖZGÜR MASUR da aynı bizim gibi kazandığını harcamaya bayılıyor:) ne yapsın! Orayı “onun” yapan, yine her şeyiyle ilgilenen, tasarlayan ve hazırlayan kendisi.

Sokaktaki adamın bile Aşk-ı Memnu’dan Bihter’in üzerindeki nefis elbiselerin yaratıcısı olarak tanıdığı ÖZGÜR MASUR tabii ki bundan çok daha fazlası, akademi mezunu tasarımcı işin mutfağını da vitrini kadar iyi biliyor, o yüzden de özenli ve disiplinli bir eğitime çok önem veriyor.

Son ödül törenleri gösterdi ki Türkiye’de couture’un yeni prensi o: aynı kırmızı halıda, farklı kadınları birbirine benzemez kostümler içerisinde giydirmek ve her biriyle ayrı ayrı beğeni toplamak kolay olmasa gerek. Ona rutinleşmeden böyle kimlikli bir çizgiyi nasıl yaratabildiğiin soruyorum, cevabı detaylarda buluyorum. İçinde bulunduğumuz mezuniyet, nişan, düğün sezonuyla sizin prensiniz de olabilir:)

ÖZGÜR MASUR okumayı, sokaklarda gezmeyi, hikayeler kovalamayı, müzik dinlerken kaybolmayı seviyor, bu aralar bir de fotoğraf çekmeyi. Ben elbiseler arasında kaybolmuşken benim fotoğrafçı arkadaşlarıma yeni makinesini gösteriyor:)

Şu anda eminim siz de benim gibi Ağustos’ta yapılacak IFW’de sunacağı 2011 İlkbahar/Yaz koleksiyonunu merakla bekliyorsunuz, koleksiyon büyük süpriz benden söylemesi, ama MASUR şu an sadece hikayesini yaşıyor, rahat ve telaşsız, daha o hikayenin aktrislerini düşlediğinde bile yüzü kocaman gülüyor. Ona çok heyecan verdiği belli. Bize nasıl melek olunur göstermek için organzadan hazırladığı kısa ceketi giyiveriyor! Evet artık kanatları var:)

Melek gibi ama bir yandan da hırslı! “Çok ama çok hırslıyımdır ben” diyor, öyle ki IFW için hazırladığı bir proje umduğu gibi olmayınca tüm emeğini kaldırıp çöpe atacak kadar! “Zorunlu değilim” diyor “beni memnun etmeyen hiç bir şeyi yapmam, beni tatmin etmiyorsa illa defile yapacağım diye bir şey yok, gerekirse çıkmam” . Bu hırs belki kendisi için yorucu, zorlayıcı ama sonucu bu tasarımlarsa eğer bizim için işe yarıyor:) Yine de sadece hırsın yeterli olmayacağını söyleyecek kadar da maneviyatı yüksek, kısmete çok inanıyor, aylarca kapısının hiç çalınmamasına da bir günde kapısında kuyruk olmasına da hazır.

Genç tasarımcılar”ın artık nasıl da bir ekol olduğunu konuşuyoruz. Ona kendileri için “the coolest thing in town” diyorum. Genç tasarımcıların birbirleriyle ilişkisinden çok memnun, birbirleriyle arkadaş olmaktan, birbirlerine köstek yerine destek vermekten ve başarılarına sevinmekten memnun. Yine de madalyonun iki yüzü olduğunu belirtiyor: bu hal hem güzel, hem yanlış. Güzel çünkü yeni jenerasyon olarak birbirine sahip çıkmak, aynı ufuk çizgisine beraber bakmak, bunu paylaşabilmek, egoları başkalarının üstüne çıkmak için değil, kendini olduğundan daha iyi olmak için kullanmak gibi bir artı getirmiş. Yanlış çünkü tasarımcı bir yerde izole olmak, çok iç içe durmamak, kalmamak zorunda. Bu anlamda çok ince bir çizgi olduğunu ve bu çizgiyi iyi belirlediklerini düşünüyor.

Tabii arada “içeride neler oluyor?” merakındaki Boom tasarım mutfağına da dalıyor, atölyede kesme, ütüleme, prova derken hummalı çalışmalara tanık oluyorum. Renk renk iplikler makinelerden süzülmüş, ütünün buharı katlara inadı bırakmalarını söylüyor. Makas ise nazik ve uyumlu…Asistanlar dev fırfırları minik toplu iğnelerle yola getiriyor bir yandan. Ben de ucundan tutuyorum, sadece seyretmek olmaz:)

Biraz da son koleksiyonundan bahsediyoruz, kışı çok seven ÖZGÜR MASUR kadının sessiz protestosunu anlatan PROTEZ-STO ismini verdiği , derin anlamı ve siyah beyaz ağırlıklı parçalarıyla ön plana çıkan, çok beğenilen, çok konuşulan son koleksiyonunun magazinde sivriltildiği sekilde Bergen üzerine kurulmadığını, ama çok trajik ve bir o kadar ilham veren hikayesiyle Bergen’in koleksiyonu yükselten donelerden biri olduğunu söylüyor. Türkiye’de arabeski reddetmenin anlamsız olduğunu, ama her şeyi arabeskleştirmenin ve ajite etmenin de aynı derece gereksiz olduğunu belirtiyor. Arabesk burada topraktan çıkıyor diyoruz.

ÖZGÜR MASUR’a göre gösteriş pul, payet ve taşlarla en fazla sunileştiriliyor, oysa gerçek gösterişin kumaşta ve kumaşla oynanan oyunda, kumaşa kazandırılan detaylarda gizli olduğunu söylüyor. ÖZGÜR MASUR kadını bu anlamda hem güçlü ve hem de zarif. Ona tam da burada bir kadına yalnızca tek bir moda tavsiyesi verse ne dersiniz diye soruyorum, bana “kendini en güzel hissetiğin kadın ol ve o kadın için özen göster” diyor. Bu cevap, benim haftalardır tweetlemekten, düşünmekten, paylaşmaktan alıkoyamadığım güzellikte!

ÖZGÜR MASUR evet artık çok ünlü, çok tanınır ama hayır ulaşılmaz değil. İnsanüstü bir yoğunlukta çalışssa da, özellikle tasarımcı olmak isteyenler için vakit ayırmaya çalışıyor, eğer atölyedeyse portföyünü alan biri kapısını çalabilir, ona bunu yaptıran akademik eğitiminin verdiği bir hassasiyet , tasarımcı olmak isterken neden besleniyor daha o aşamadayken konuşmak, yol göstermek, yönlendirmek fikir vermek en doğrusu diyor. Şu an 4 stajyeri var, biz sohbet ederken onlar da içeride kocaman bir elbise için çalışıyorlar.

ÖZGÜR MASUR’un öncesi ya da sonrası yok, hala hep aynı yaşıyorum diyor. Sadece eskiden daha az yoğun olduğunu, şimdi bir çok işi yapmak, yetiştirmek durumunda olduğunu belirtiyor. “İnsanların istediği ya da direttiği değil kendi istediğim noktadayım” diyor, “sonuçta modacıların da modası var ve moda popüler olan, geçici olan bir şey, geçen sene Pugh çok modayken, kışın Jason Wu çok moda olmuştu, şimdi ben moda oldum ama bu geçebilir, bu kadar konuşulmayabilirim” diye devam ediyor, bu sebeple onun için esas olan kendi çizgisi.

Ulaşılabilirliğini bir de fiyat anlamında soruyorum, bir ÖZGÜR MASUR kıyafeti asla şu kadar liranın altına inmez gibi bir eşiği olmadığını söylüyor, tasarımlarının kumaş, dikiş ve emeklerine gore fiyatlandığını, çok çok pahalı bir elbiseyi bile materyalle oynayarak ulaşılabilir kılabileceğini söylüyor. Bunun üzerine bana GALATA MODA için hazırladığı cicileri gösteriyor, içine sinmiş belli, renk renk versiyonlarını hazırladığı bir elbisedeki her detayı tek tek anlatıyor. Kendime not: GALATA MODA bu yıl da kaçmaz!

Bir çok konunun yanı sıra belki heyecanla beklemekte olanlarımız vardır diye bir de tasarımcı ve zincir mağaza işbirlikleri ile ilgili fikrini soruyorum. Bu işbirliklerinde oldukça dikkatli olunması gerektiğini düşünüyor, çünkü tasarımcının ismini zedelemesi olası ve örnek olarak H&M’i veriyor. Karl Lagerfeld’in H&M için yaptığı koleksiyon çok güzelken ve fiyatı H&M için yine de çok fazlayken Matthew Williamson koleksiyonunun özellikle malzeme ve isçilikteki anormal kalitesizlik yuzunden modacıya zararı olduğunu düşünüyor. Yine de tasarım işbirliklerine sıcak bakan MASUR’un düşündüğü birliktelikler ise çok daha farklı. Örneğin M.A.C için bir renk skalası hazırlamak gibi.

Sonrasında ben kendimi askılara bırakıyorum! Pudra, pembe ve lila gibi yumuşak tonlardan, saks mavisi, kan kırmızısı, petrol yeşili gibi güçlü renklere; drapeli yaka, sırt ve gövde detaylı akışkan şifonlardan; uzun ince bir silüeti garanti eden ipek satenlere, origami detaylarla zenginleşmiş modern klasik gelinliklere uzanıyorum. Elbiseler seçip( ki seçmek çok zor!), fotoğraflar çektiriyorum, size de resimlere tıklaması, sorularıma verdiği cevapları okuması kalıyoor:)

1.Bir “ÖZGÜR MASUR” kadını tanımlamanız gerekse hangi kelimeleri kullanırdınız?
Özgür Masur kadını; hayata karşı duruşu olan stil sahibi ve her koşulda farklılıklarını hissetirebilen kadınlardır...

2. Türkiye’de modaya “kimlik” getiren ilk tasarımcı bence sizsiniz, demek istediğim görür görmez “bu bir Roland Mouret” ya da “bir Herve Leger” diyebildiğimiz gibi size ait bir elbise gördüğümüz anda da bu bir ÖZGÜR MASUR diyoruz. Kendinizi tekrar etmeden, rutinleşmeden böyle kimlikli bir çizgiyi nasıl yaratabildiniz?
Araştırmacı kişiliğim ve yaratılcılığımı bir noktada bütünleştiriyorum yeni bir koleksiyon oluşumu esnasında inanılmaz işime yoğunlaşıyor ve daha iyisini hayata geçirmek için yüzlerce eskiz çalışmaları sonrası Özgür Masur’ca yorumlanacak detaylarımı koleksiyonumda yorumluyorum. Böylelikle rutinleşmeden kendini tekrardan uzak yeni bir koleksiyon hazırlamış oluyorum.

3. İlhamlarınız nasıl, nereden geliyor, ya da siz onları nerede arıyorsunuz?
Bunu her zaman dile getiriyorum ben asla ilhama inanan bir moda tasarımcısı olmadım… İyi bir gözlemciyimdir, sokaktaki insanları incelemeyi severim, koleksiyon aşamasında ise sadece ve sadece neyin beni daha doğru sürükleyeceğine ve beni heyecanlandıracağına bakarım… Bir çok eskiz çalışması sonra o cevabı kendim bulurum :)

4. Peki ya ilham veren kadınlar?

Dediğim gibi ilham perilerim yok ama beni çok heycanladıran kadın hikayeleri vardır bunlardan birini zaten kullanmıştım Bergen’i. Bunun dışında ise beni gerçekten yükselten ve heyecanlandıranlar ise Amy Winehouse, B’jörk, Madonna ve bir dolusu. Bunlar gerçekten beni çok heyecanlandıran kadınlardır, bir konseri, bir şarkısı, herhangi bir çıkışı yükseltebiliyor beni.

5. Koleksiyonlarınız çoğunlukla enfes ve eşsiz kat oyunlarından, origami detaylardan oluşuyor. Bu nasıl ortaya çıktı, doğal bir akış mıydı?

Çizim aşaması sonrası içime sinen detayların tamamen kumaşa yansıması daha doğrusu aktarılması aşaması gelir hatta beni en heyecanlandıran kısım da odur, sonuç itibari ile beğendiğiniz ve dile getirdiğiniz bu kumaş oyunlarım. İşte o zaman son halini alır ve elbiseye Özgür Masur dilinden hayat vermiş olur:) Origami sanatını gerçek anlamda çok seviyorum, kat kat etkileri her zaman kolleksiyonum için bir anlatım dili oluyor .

6. Sizin favori sezonunuz hangisi, sonbahar mı yoksa ilkbahar mı?
Zaman zaman değişiyor ama kışı daha çok seviyorum… Detaylarımın bir çok noktada tasarlanabileceği alternatifler daha çok oluşabiliyor ( pelerin, ceket, kaban gibi… )

7. Sizin tasarımlarınızda sanki artık unutulmuş bir “zerafet” var , zarif, naif, sofistike, belki kırılgan ve sanki göze sokmadan seksi olabilen? Yeni yüzyılın vahşi ve kavgacı çizgilerine karşı bir duruşunuz mu var, yoksa son zamanlarda yumuşayan yeniden romantikleşen moda sebebiyle mi bu yönde kıyafetleriniz?
Koleksiyonlarımdaki detaylar son derece güçlü detaylar dolayısı ile bu detayları abartmak gözü yoran ve elbiseyi tamamen alaturkalaştıran bir yöne doğru da gidebilir dolayısı ile düz sakin beden üzerine yerleştirilen detaylar bahsettiğin gibi kadını son derece zarif abartıdan uzak gösteriyor ama bir yandan tasarım bir elbise taşıdığını hissettiriyor. Bu durum benim en belirgin çizgim diye düşünüyorum. Ayrıca benim elbiselerimde- romantik bir elbise bile olsa- mutlaka bir yerinde gerçekten çok yakında da durmayan agresif bir yan oluveriyor, bu agresiflik ise çok yavan durmuyor. İnsanlar galiba beni bu noktalarda tanımlayabiliyor.

8. Modanın en çok nesini seviyorsunuz?
Moda gerçek anlamda çok da ciddiye alınmaması gereken bir şey; bir yandan gelip geçici ve hızlı olması beni rahatsız ediyor bir yandan da daha çok çalışmam gerektiğini, çok daha yeni detaylar üretmem gerektiğini düşündürüyor, bu gereklilik içindeki yeni çeşitlemeler beni mutlu ediyor. Hız içinde çeşitlendirmeler diyebiliriz buna.

9. Görünen o ki sizinle ve bir kaç isimle daha başlayan “young designers” bir ekol haline geldi, hatta isimler de arttı. Şu anda bir çok ünlü modacıya yüz çevirip young designers giyinmek “the coolest thing”, sizce böyle hip böyle büyük bir etkiyi ve bağlılığı nasıl yaratabildiniz genç tasarımcılar olarak?
Açıkçası bizim jenerasyon farklı olanı aramakta ve kendine has bir stil oluşturmak adına çok çaba sarfetmekte, dolayısı ile birbirinden apayrı bir çok seçeneğin kemikleştiği tasarımları hayata geçiren bu jenerasyona ilgi yüksek oluyor çünkü stilinizi yansıtabilme şansınız oluşuyor…Ayrıca bizden önceki jeneresyonda kim ne derse desin bize çok öncülük etmiş, biz sapmamamız gereken yolları onlardan öğrenerek geçiriyoruz, bu yadsıyabileceğimiz bir durum asla olamaz. Her zaman dünyadada bu böyle değil midir? Taze kan taze heyecanlar bu dünyanın genel kuralı gibi birşey.

10. Bir kadına yalnızca tek bir moda tavsiyesi vermeniz gerekse, ne söylerdiniz?
Kendini en güzel hissetiğin kadın ol ve o kadın için özen göster :)…ve mutlu olduğun elbise içinde mutsuz dünyada varol.

11. Genellemeleri pek sevmem ama “Türk kadını” dediğimiz bir durum var malum:) Genel bir tip olarak Türk kadını giyinirken neyi asla ve asla yapmamalı ya da neyi mutlaka yapmalı sizce?

Kadınlarımız beden ölçüleri ile barışık olmayı öğrenmeli ve bu ölçünün kaldırabileceği kıyafetleri giymeli.

12. Son ödül törenleri de gösterdi ki ÖZGÜR MASUR kırmızı halıya çok ama çok yakışıyor! Size ait bir tasarım içinde görmek istediğiniz bir Türk bir yabancı isim sorsam?
:) … sanırım bu konuda çok şanslıyım şimdiye kadar sadece ve sadece gerçekten birlikte çalışmak istediğim ünlüleri giydirdim çünkü bu benim için keyif alabildiğim sürece yapabileceğim birşey… Bir gün Sezen Aksu için bişeyler hazırlayacağım, kapısını çalıp bunu size hazırladım diyeceğim, şu ana kadar tanışma fırsatımız olmadı. Onun için bişeyler tasarlamayı istiyorum. Ulaşılmaz biri değil biliyorum ama bizim yollarımız çok doğal şekilde kesişecek ve ben o günü bekliyorum:)
Yabancı bir isme gelince inan hiç düşünmedim ille de bir cevap vermek durumunda olsaydım Amy Winehouse derdim:) Çünkü o çok farklı bir tarzda, kendine has tarzı olan bir kadın ve ona ÖZGÜR MASUR dilinde hiç olmadığı, hiç görünmediği kadar farklı görünmesi için özel bişeyler hazırlamak isterdim…mesela pembe bir tuvalet dikip deri troklu bir motorcu eldiveni giydirirdim! Çok güzel olmaz mıydı başka birşey bence :))

13. ÖZGÜR MASUR’un yurtdışı planları neler, bizim gönlümüzü fethetti peki şimdi nereye göz koydu? İstanbul’dan sonra sizin moda kentiniz Paris mi, Londra mı, New York mu, Milano mu?
İnanın bu konuda hiç acelem yok, kendime inanmasaydım bu işe gerçekten adım atmazdım. Moda tasarımcısı kimliğim ile ileride nerelerde olacağımı hep birlikte göreceğiz:) ama bir şehir ismi vermem gerekirse Londra olurdu, ruhuma daha çok uyuyor.

14. Önümüzdeki ilkahar/yaz sezonu koleksiyonuna başladığınızı düşünüyorum? Nasıl güzellikler bekleyelim?
Sürpriz…

15. Son yıllarda modada büyük ve yaratıcı işbirlikleri oluyor, modacılar içki ve su şişeleri, spor ayakkabıları, hatta kırtasiye ürünleri için markalarla işbirliği yapıyor ya da street storelara koleksiyon hazırlıyor. Sizi heyecanlandıran, dahil olmak isteyeceğiniz böyle bir proje var mı?
Ben bu tarz projelere son derece sıcak bakan biriyim, nihayetinde tasarımcı kimliğim sadece ve sadece tekstil için varolan bir yetenek değil, dolayısı ile bir çok alanda beni heyecanlandırabileceğine inandığım işlere imza atmak isterim.MAC’in renk skalasını hazırlamak gibi ya da abajur tasarımı çok severim bu tarz bir çalışma olabilir.

Son olarak…
16. En sevdiğiniz şehir? En beğendiğiniz tablo? En kaybolduğunuz kitap? En iyi bulduğunuz film? En çok mırıldandığınız şarkı? En hayranlık duyduğunuz tasarımcı? En lezzetli yemek? En çok aşık olduğunuz kadın?
Kesinlikle İstanbul
Bu aralar Zerrin Tekindorun desenlerini çok beğeniyorum ama benim için vazgeçilmez olan EGON SCHIELE
En kaybolduğum kitap değişebiliyor hemen hemen okuduğum kitaplar beni etkiler ve özellikle seçerim ama en son okuduğum kitap “Ali ile Ramazan”
En iyi bulduğum film “The Hours”
En çok mırıldandığım şarkı şu aralar “Hande Yener-Bi Gideni Mi Var” ve “Madonna-Vogue”
En hayran olduğum tasarımcı Gareth Pugh ve Ricardo Tisci
En lezzetli yemek “kesinlikle karnıyarık”:)
En çok aşık olduğum kadın “Nicole Kidman”

BİTERKEN...Her muhteşem elbise karşısında kendine rejim sözü veren klasik bir hatun olan BOOM çekim biter bitmez bi makaron yuvarlarken görüldü:)) Modellik zor işmiş!

Fotoğraflar: “Başak Demircan” ve “İpek İnalbay”

İçerik Kullanımı: Burada yayınlanan içerik ve fotoğrafların hakkı aksi belirtilmedikçe tarafıma aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılmaması rica olunur. Fotoğraflar Styleboomblog, Başak Demircan ve İpek İnalbay isimlerine aittir. Teşekkürler

Toplam 3 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.123