Kategori arşivi: Sinema

| Eski Yeşilçam’dan “7″ Romantik Komedi

en iyi yesilcam romantik komedi

Bazı şeyler vardır hani canın çok sıkılsa, boş vaktin varsa, bir anda karşına çıkmışsa bininci kez de olsa izler, replikleri birlikte söyler, kitapta o aynı sayfayı bulup yeniden yeniden okur ya da aynı bölümdeki bir sahneye odada bir tek sen deli gibi gülersin:) Ben mesela keyfim kaçıksa Hüseyin Rahmi’nin “Şıpsevdi”sinde tramvaydaki köfte sahnesini okurum hemen, gece uykum kaçmışsa Seinfeld’e sararım, Pazar günleri çok soğuksa ve vizyon filmi izleyesim yoksa ya bir eski Hollywood müzikali ya Yeşilçam romantik komedisi ararım, oğlumun kimi hareketlerine Süt Krdeşler ya da Hababam repliği yerleştirip eğlenirim.  İşte bu defa “7″nin konusunu böyle seçtim:) Eski Yeşilçam’dan en sevdiğim, en çok güldüğüm 7 romantik komedi. Süt Kardeşler, Hababam Sınıfı, Neşeli Günler, Tosun Paşa yok listede, zira onlar listeler ötesi! Bir sonraki listeyi de eski Hollywood müzikalleri yapacağım 7′ye indirgemek çok zor olsa da! devamini oku

| Dinlemeniz Gereken “7″ Film:)

ost7li

Başlığa bakıp o da ne demek diyebilirsiniz:) “7″nin bu haftaki konuğu “hepimizin salonda sevdiği” Kaan Sezyum:p Mizahçı, yazar, çizer, stand-upcı, radyocu bu komikli ve kedili adamla ilk tanışmam 2003 senesinde olmuştu. ODTÜ’de ringe bindim, oturacağım koltukta sağlam okunduğundan olacak lime lime olmuş bir Yeni Harman:) Aldım, elimdeki sayfada Sezyum’un köşesi, gülmekten ölerek okuyorum, ama okuldayız ya kimse kendi kendine gülen birini garipsemiyor, bizim okulda kafası tam olan insan az zaten:p Durakta inip derse girip de öğrencilerle karşılaşınca, bi iki dakika dersi bırakalım çünkü ben gülme krizine girdim arkadaşlar, şu an size ne X ne Y anlatamayacağım demiştim. Bir sonraki ders bir ümit bana elinde onun köşesi ile gelenler olmadı değil;) İşte ben bu adamın mizahını sevdiğim kadar musiki paylaşımlarını da sevdiğimden, ne zamandır çok istediğim bir listeyi kendisine sordum: “7 orijinal film müziği” (soundtrack demedim dikkat ediniz:)) o da yaşasın ki cevapladı.

Şimdi söz Sezyum’da, işte dinlenmesi gereken 7 film, hemen altında youtube linkleri var, tıklayınca açılsa ne güzel olurdu di mi?!  devamini oku

| Coffee

2IMG_3498

Herkese iyi haftalar:) Postun adını kahve koydum oysa hayatımda kendisine hiç yer yok! Beni uzun süredir takip edenler bilir ki çay, kahve, kola içmem; benim için o keyif #sütsaati ‘dir:) Sanıyorum kendime bir kahve koyayım diye düşündüğüm tek an (belki karaktere hayranlıkla kitlendiğimden olacak) Pulp Fiction izlerken, olay yerine 9 dakika 37 saniyede gelen ve “Ben Winston Wolf, problem çözerim” diye kendini tanıtan Winston “The Wolf” Wolfe’nin “temizliğe” başlamadan kahve istediği an olmuştur:) O sahnede o “cool”luğu ikiye katlayan şey evet kahveydi:) Ama bende aynı serin görünümü yaratmadı:p

Kahve sevmem belki ama kahve tonlarına bayılırım, özellikle de kendisinin mavi ile mükemmel uyumuna:) Gamze Saraçoğlu‘nun en iyi koleksiyonlarından biri olan 2013 kış koleksiyonundan bu altın göz kırpmalı bluz şu an gardrobumun en sıcak ve en leziz kahvesi. devamini oku

| Yves ve Pierre: Moda Geçer Aşk Kalır


Yves kağıt bebekleriyle

Nostaljik kareler eşliğinde bir dehadan ve onu en karanlık hallerinde bile seven birinden konuşalım mı? Bazen siyah beyazken hayat daha mı güzelmiş acaba diye düşünüyorum, çünkü eski fotoğraflar sanki bana hep öyle fısıldıyor. Yves hakkında konuşurken onun siyah-beyaz kareleri bize eşlik etsin istedim.

Son yıllarda moda endüstrisi kırk yılda bir dünyaya gelebilecek pek çok “dahi çocuğu” çok pis harcadı. Bizden McQueen’i, Galliano’dan hayatını aldı, Decarnin’i bir akıl hastanesine kapadı. Zaten yaratım sürecinin sancıları, bize bu güzellikleri bahşedebilmek için hepimizden farklı çalışan kafaları, farklı gören gözleri için bu dünya fazlasıyla anlaşılmaz, fazlasıyla acımasızken bir de o bünyeye yılda bilmemkaç sezon sığdırma, hep bir öncekinden daha iyi olma, var olabilmek için anlaşmalara sadık kalma, gereken finansmanı sürüdürülebilir kılmak için yatırımcılara ve büyük firmalara köle olma gibi nice “düzen böyle” yaptırımı dayatıldı da dayatıldı.

devamini oku

| DÜĞÜN | Bella’nın Gelinliğine Yakın Plan

Twilight severlerin, herkesten köşe bucak saklanan ve galaya bir iki gün kala ucundaz azıcık nete sızan Bella’nin gelinliğine çoktaaaaan vakıf olduklarına eminim:) Ama işte CAROLINA HERRERA’nın zarif ve müthiş işçiliğine biraz daha yakından bakış, MANOLO BLAHNIK imzalı gelin pabuçlarına bir bakış için ben de kendilerini Styleboom’a konuk ettim! gelinliğin sırt detayına zaten bayılmıştım, ve bence çok Bella, çok uygun ona. Sadece bence önde yaka kayık yaka olsa daha hoş olabilirdi zira kızımız çok zayıf. Kate Moss gibi Bella da gelin ayakkabıları için MANOLO demiş., ve iyi etmiş. Ayakkabılar vintage görünümü ile gelinliğe pek yakışmış. Saç modelini çok beğensem de pırıltılı saç tokasını pek beğenmedim, daha farklı yine daha vintage görünümlü bir tarak olsa sanki daha güzel olurdu. Bir yastıkta kocayın diyeceğim Bella’cığım ama bizim oğlan kocamıyor, yalan olacak:)

| MODA ve SANAT | My Week With Marilyn

Uzun zamanır heyecanla beklediğim “My Week With Marilyn” filminin fragmanını paylaşmak istedim. Bir ara Scarlett Johansson bu rolü alacak diye ödüm kopuyordu ama bir efsanenin hem de ilk defa böylesine kanlı canlı canlandırılacağı bir filmin hakkını verecek mükemmel bir isimde Michelle Williams’da karar kılınmıştı. Doğrusu VOGUE çekimlerinde her zerresiyle Marilyn’le bütünleşmiş olduğunu gördüğümüz Williams fragmandan da izliyoruz ki çok isabetli bir kararmış. İşte Marilyn…

[Görseller: vogue, rarepics]

| AYAKKABI | Tanrı Pabucumu Korusun!

Hanımlaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaar! Bayılacağınız bir haberi paylaşmak isterim, hem de ne bayılmak:)

“God Save My Shoes” yani Tanrı ayakkabıma zeval vermesin diye çevirebileceğimiz bir belgesel film hazırlandı: kadınlar ve ayakkabılar arasındaki o özel ve hatta mahrem ilişkinin sırrını açıklamaya çalışan ilk belgesel film! Ayakkabılar kadınların hayatında nasıl böyle bir yer aldı, nasıl böylesi bir tutku objesi haline geldi soruyor, sorguluyor… Kimlere mi? Louboutin’a, Manolo’ya, Vivier’ye, psikologlara, moda editörlerine, ünlülere hatta tarihçilere:)

Belgeselin yazar ve yönetmeni olan Julie Benasra’ya buradan tüm kadınlar adına öpücüklerimi yolluyorum ♥

Galası 7 Eylül’de Paris’te gerçekleşen belgesel filmden bir kaç enfes bölümle sizi baş başa bırakıyorum:)

Kırmızı tabanlı prensimizle başlayalım… Louboutin

Sex & The City’yi Sex & the City yapan adam, platform düşmanı Manolo ile devam edelim:)

Walter Steiger’in “yürümeyi öğrenin hanımlar”ını dinleyelim:)

vee sn olarak VOGUE’un ayakkabı dolabına girip kendimizden geçelim!

Daha fazla bölüm için BURAYA tıklayabilir ve bence bu güzel çalışma hakkındaki gelişmelerden haberdar olmak için WEB SİTESİ‘ni izleyebilir ve FACEBOOK GRUBU‘na üye olabilirsiniz:)

Toplam 8 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678