Kategori arşivi: Sokak Modası

| Femme

buralar hep benim

Bir kaç hafta önce dahil olduğum bir proje için mini bir video çekimi yapmak üzere Nişantaşı’nın yolunu tutmuştum. Malum video ne kadar mini olursa olsun çekimi illa ki çoook uzun sürüyor. Her bir videolu produksiyondan sonra sezon sezon dizi çekenlerin buna nasıl katlanabildiğine şaşıyorum doğrusu:o  Bu post çekim bitiminde Özberk’le buluşunca ayaküstü çektiğimiz bir stil postu ama Özberk o gün fazlasıyla havasında olduğundan mıdır, benim açlıktan ölüşümde ve tüm günü ayakta geçirişimde bile pozitif bir yan bulabildiğimizden midir bilmem fotoğraflar çok güzel oldu. Video ve hikayesi ise sürpriz:)

Yukarıdaki fotoğrafta ise mısırcıdan mıyır mıyır mıyırdanarak rica ettiğim sandalyeyi yola atıp oturunca bir anda “işte buralar hep benim” artizliğine dönüşüm ışık hızında olmuş:) Fotoğraf çektirmek hakikaten bazen tiyatro yapmak gibi.

devamini oku

| Wanted

vepa62 jessica simpson gulnur gunes

Çok çok çok uzun süre arayıp da bulamadığın şeyden tam ümidi kestiğinde (bu “o doğru adam”ı bulmak için de geçerli :)) pat diye karşına çıkar, sen de o karşılaşmada hazırlıksızsındır ya da şüphecisindir ya artık. Kendi muhakemenden de pek emin olamadığından eşe dosta sorar, hatta fotoğrafını yollar bir cevap beklersin, aslında “evet” demelerini, onaylamalarını istersin hani.  O kadar da aramıştın, işte buldun, daha niye bekliyorsun derken bir yandan, bir yandan da aramaya alışageldiğinden bulmuş olmak fikrini anlaman zaman alır.  devamini oku

| Sıradan Bir Gün

morgan de toi, ebru karabayır, şalvar pantolon modelleri, nakışlı bluz modelleri, hippi stili, hally&son, styleboom for morhipo

Mesajlar, mailler, notlar, siz Boomerların güzel yorumları, hediyelere iliştirilen kartlarla gelen bir dolu iyi dilek içinden beni en çok gülümsetenlerden biri yine sizlerden birinin 2014 yazıma iliştirdiği yorum oldu. Bana “tatlı sıradan günler” dileyen bu yorum hatırıma Langson Hughes’un şu dizelerini getirdi:

“Kollarımı açmak iki yana
Uçmak güneşte bir yere.
Dönmek ve dansetmek
Bitene dek beyaz gün.
Sonra dinlenmek serin bir akşamüstü
Yüksek bir ağacın altında
Yavaş yavaş inerken
Benim gibi kara gece.
İşte benim düşüm!”

Belki unutuyor ve hep maceralara yelken açmak istiyoruz ama tatlı tatlı, aheste ve dingin geçen sıradan bir gün de bazen olağanüstü bir gün kadar güzel olabiliyor. Sıradan bir günün güzelliğini sanırım ancak özgür olamayanlar anlayabiliyor. Mesela şimdi tam da sümbül mevsimi iken vapurdan inince bir demet sümbül almak, onu kardan koruyarak eve kadar taşımak, sıcacık bir çay koyup, sonra bir şeylere dalıp çayı soğutmak, kurulacak bir kanepe, sarınacak bir battaniye bulmak ne kadar “sıradanca” güzel öyle değil mi?

Bu post da öyle sıradan bir günde bilgisayarda rastladığım ve hiç yayınlanmadığımı hatırladığım bir kombin postu işte. Dışarıda kar, ayaz; bu kombin ise yukarıdaki şiirin anlattığı gibi bir beyaz bahar gününden mor renklerde… devamini oku

| Pocahontas

pocahontas 00

Bu başlığı aslında ben değil benim çok sevgili illustratör arkadaşım Cansu Ciga koymuştu bu fotoğrafı gördüğünde. Pocahontas… Hepimizin özellikle de şarkılarına hayran olduğumuz Disney çizgi filmi, tarihin bir güzel çarpıtıldığı, emperyalin yine altı okka edildiği,  Pocahontas’ın dramının yanına bile yaklaşılmadığı o tatlı çizgi filmcik. Üzerinden yüzyıllar da geçse hala dünyayı sömürmeye doyamayanlar olması ne acı; hani insan yıllar geçtikçe, yaş aldıkça, hayatı gördükçe kavgayı bırakır ya, durulur, elindekiyle yetinmeyi bilir, fanilik kendini hissettirir de huzuru hiçbir şeylere değişemez olur ya; devletler neden böyle olamıyor? Yüzyıllar da geçse kavgaya, elindekiyle yetinemeyip komşununkine saldırmaya; insanın, hayvanın, havanın, suyun zerresini dahi  sömürmeye hep devam ediyor, sadece silahlar değişiyor. Önce mızrak, sonra top tüfek, şimdi teknoloji. Bir 10 Kasım’ı sadece O’nun diktiği ve bizim sahip çıkamadığımız ağaçların değil, yenilerinin de yası ile anıyoruz. Yine.

Önce 3-5 ağaç için şu hezeyana bak denmişti, sonra resmi rakamlara göre 300bine yakın ağaç gitti, bitmedi, gelişelim diye bir 6 bin de şuradan gitti. Topla topla nereye kadar toplasak, her eşittir işareti konduğunda nasıl derin derin nefes alsak da yaşasak? Bir ağaç tüm yaşanmışlığıyla “benden bu kadar” deyip, köklerinin üstüne biraz abanıp kendini toprağa bırakmadan, o toprağı öpüp orada kedi köpeklere gölge, filizlere sürgün, bana şu pozu vereyim diye fon olmadan devrilmese keşke. Keşke dedikleri gibi “gidenler (misli ile) yerine gelebilse”. Keşke. devamini oku

| MBFWI 4. Gün: Blues Boom

özlem ahıakın mbfwi detay

Hafta ortası mini tatilini aheste bir gün, yavaş yavaş yapılan kahvaltı, uzun uzun edilen sohbetlerle tamamlayanlar merhabaaa:) Bu yağmurlu havayı yine yağmurlu bir başka günden MBFWI 4. günden selamlıyorum, aradaki tek fark o gün Özlem Ahıakın kıyafet içinde kendimi çok çok çook daha iyi hissediyor olmam:) Bu yıl defile takviminde adını göremeyince yeniden ve yeniden bakıp görmeye çalıştığım Özlem Ahıakın’ın yeri bende çok ayrıdır, aslında uzun yıllardır moda sahnesinde olmasına rağmen nedense geçen yıl onun defilesi var diye nasıl da heyecanlanmıştım. Bu yıl kendisini podyumda göremesek de ben İlkbahar/Yaz sezonu için yine enfes şeyler yapacağından eminim! Onun sleek chic, kimi zaman maskülen, çabasız şıklığındaki çizgi kimselerde yok. Ben 4. gün için çok beğenilen AW2014 koleksiyonundaki bakırlardan lacilere gidip geldim ve sonunda lacivert bir kombin seçtim. Mavinin 50 tonu da benim:) Lacivert makyajım ise bende biraz nostalji yarattı, master zamanı bir ara sürekli lacivert göz kalemi ve far ile smokey makyaj yapardım, bir sürü lacivert far alırdım çünkü doğru tonu bulmak çok zor olurdu. Bu defa M.A.C ile yine o gençlik yıllarımı hatırladım:) devamini oku

| MBFWI 1. Gün: Renklerin Dansı

mercedes benz fashion week, mbfwi, mbfwi 1. gün, mbfwi sokak stili, ne giydim, meltem özbek, manu atelier, styleboom, styleboom for morhipo, besign jewellery, karaköy, fransız geçidi, özberk baz, istanbul moda haftası, istanbul fashion week, moda haftasınd ane giyilir

Bir moda haftasını daha bu defa tıpkı eskiden olduğu gibi neredeyse her defileye girip, notlar alıp, Karaköy trafiği ile sıkışıp, tramwayda itişip alnımın akıyla bitirdim sevgili Boomerlar. Şimdi sırada izlenimlerim, ne giydimlerim, saç ve makyajlarım ile dolu dolu postlar sizi bekler. Yarına kadar bitirmeye niyetlendiğim  bir “genel değerlendirme” yazısından önce 1. gün heyecanı ile başlayayım dedim.

Oldukça geç açıklanan takvimde ilk gün görmeyi heyecanla beklediğim isimler Meltem Özbek, Ece Gözen, Hatice Gökçe, DB Berdan ve Niyazi Erdoğan idi.  Benim ilk gün seçimim ise çok erken keşfettiğim ve özellikle geçen yılki enfes koleksiyonuyla büyük çıkış yapan Meltem Özbek’den bir elbise oldu.  devamini oku

| Coşarken ve Koşarken

tshirt elbise kombini

Günaydın hafta ortası! Nasılsınız:) Biir biir düşene kadar göbeğimizi çatlatan flörtöz cemrelerin hepsinin bir gecede bizi umarsızca terkettiği ve artık sonbaharın “donbahar”a dönüştüğü şu günde sizlere üzülmeyin diyorum: bir türlü başına geçip hazırlayamadığım sayısız kombin postu ile ben size bir süre daha yaz havası yaşatacağım:) Örneğin burası çok sevdiğim meşhur Kireçburnu Fırını’nın(hamileliğimin son ayını bu fırını koklaya koklaya geçirdim:)) hemen önündeki parkta bir yaz sabahı. Hadi şimdi ballı sıcak sütünüzü, kahvenizi ya da sıcak çikolatanızı hüpletin;gerisini bana bırakın:p

Beni uzun süredir takip edenler bilir kii ben tshirt giyme(zdi)m. Tabii oğlumdan sonra hayatıma bana sormadan giren pek çok şeyden biri de tshirtlerdi; çek bi şort-tayt üstü tshirt ver elini çayır çimende koşmaca, atölyelerde coşmaca, şuna buna yetişmece. Baktım ki artık gardrobumun vazgeçilmezleri, öncelikle çok yumuşacık olsun sonra biraz daha tasarım, biraz daha ben koksun dediğim bir şeyler aramaya başladım. Bu S.O.D.A tshirtüm de onlardan biri:)  devamini oku

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123