Kategori arşivi: Turkuaz Optik

| Maximus

merve topal sporty couture

Diyeceksiniz ki üst üste gold üst üste maksimal parçalar ne oluyoruz, ne olsun efendim Alessandro oldu diyeceğim:) Uzuun zamandır moda ve trendleri minimal akımlar, daha yalın daha “clean cut” parçalar, daha mimari formlardan esinlenen modeller domine ediyordu; Celine, Micheal Kors ve Calvin Klein kadını bir numaraydı, cok cooldu, çok efsaneydi, ne kadar da kendine güvenliydi. Prada ve Miu Miu ile Miucca’dan başka abartan “büyük ev” neredeyse kalmamıştı. Bir yanda aniden Gucci Fridası yani imparatoriçesi vedalaştı, hem de ne veda, Frida gelinliğini bile Valentino tercih etti. Yerine Alessandro Michele geldi, ve hepimizi tepetaklak etti, meğer içimizde bir köşeye saklanan “şaaşaa” sokaklara çıkmaya, işler, nakışlar, payetler, danteller telefon kılıfımıza kadar taşmaya ne de meraklıymış. İşte bu sezon- kii kanalımdaki Sonbahar 2016 trendleri videosunu izleyenler de görmüştür- maksimalin zirvesini yaşıyoruz. Gucci etkisi her yerde, jeande, bu üzerimde gördüğünüz Merve Topal imzalı sweatshirt gibi gayet spor bir parçada, çantada, ayakkabıda! Kısacası bir süre gözümüz ve gönlümüz doyacak ve yorulacak, bakalım maksimal ne sürece devam edecek. Kış böyle ışıl ışıl geçecek o kesin:)  devamini oku

| Karamela Sepeti

canda örgü elbise kombini

Kahve tonlardaki bu posta başlarken size bomba bir haber vermek istedim: ben Türk kahvesine başladım:) Beni uzuuuun süredir takip edenler kahveyle hiç aram olmadığını bilirler, o yüzden benim için hakikaten bu çok büyük haber! Sebebi ise ilk kez hayatımın bir döneminde uykuya yenik düşüyor olmam, ve hepsi #babyboom ‘un suçu:) Bana da iyilik yaramıyor, düne kadar oğlan uyumuyor uykusuzluktan ölüyorum diyordum, şimdi ise sorun oğlanın uyuması, daha doğrusu uyutulması kısmı. Akşam seromonimiz iki kitap bir masal ile koyun koyuna sızma şeklinde, o sızıyor amaç o zaten de bana ne oluyor, imkanı yok kendime gelemiyor, ben de rüyalara dalıyorum:) Ama artık yeter, hiç bitemeyen postlar, yetişemeyen işler, toplayamadığım bir kafa; meğer bunca şeye yetişebiliyor olmamın tek tek sebebi uykusuz bünyemmiş. E tabi hiç kahve içmeyen bu bünye bir Türk kahvesiyle 18 saat filan ayık kalabiliyor, o zaman artık her akşam yemek sonrası kahveye beklerim:)

Bu hezeyanlı kahve girişinden sonra sizi Tuzla’ya götürmeme izin verin; epey koşturma ve bolca trafik sonrası kuşların cıvıldadığı, dalgaların fışırdadığı, kayıkların su üstünde hafif hafif salındığı gizli saklı bir huzur köşesinde bulduk kendimizi: Tuzla Yat Kulübü’nde. Oldukça eklektik dekorasyonu ile her köşesi VSCOluk, ama tabii telefondan uzaklaşıp, kitabına ya da günbatımına gömülüp kafa dinlemek çok daha mantıklı. devamini oku

| Sıradan Bir Gün

morgan de toi, ebru karabayır, şalvar pantolon modelleri, nakışlı bluz modelleri, hippi stili, hally&son, styleboom for morhipo

Mesajlar, mailler, notlar, siz Boomerların güzel yorumları, hediyelere iliştirilen kartlarla gelen bir dolu iyi dilek içinden beni en çok gülümsetenlerden biri yine sizlerden birinin 2014 yazıma iliştirdiği yorum oldu. Bana “tatlı sıradan günler” dileyen bu yorum hatırıma Langson Hughes’un şu dizelerini getirdi:

“Kollarımı açmak iki yana
Uçmak güneşte bir yere.
Dönmek ve dansetmek
Bitene dek beyaz gün.
Sonra dinlenmek serin bir akşamüstü
Yüksek bir ağacın altında
Yavaş yavaş inerken
Benim gibi kara gece.
İşte benim düşüm!”

Belki unutuyor ve hep maceralara yelken açmak istiyoruz ama tatlı tatlı, aheste ve dingin geçen sıradan bir gün de bazen olağanüstü bir gün kadar güzel olabiliyor. Sıradan bir günün güzelliğini sanırım ancak özgür olamayanlar anlayabiliyor. Mesela şimdi tam da sümbül mevsimi iken vapurdan inince bir demet sümbül almak, onu kardan koruyarak eve kadar taşımak, sıcacık bir çay koyup, sonra bir şeylere dalıp çayı soğutmak, kurulacak bir kanepe, sarınacak bir battaniye bulmak ne kadar “sıradanca” güzel öyle değil mi?

Bu post da öyle sıradan bir günde bilgisayarda rastladığım ve hiç yayınlanmadığımı hatırladığım bir kombin postu işte. Dışarıda kar, ayaz; bu kombin ise yukarıdaki şiirin anlattığı gibi bir beyaz bahar gününden mor renklerde… devamini oku

| MBFWI 2. Gün: I Got The Hippy Hippy Shake:)

mkevisual_styleboom3b

Uzuuuun bir haftasonundan sonra yeniden merhaba:) Herkese mutlu haftalar diliyorum, bu hafta ortası hem en en en güzel ve özel bayram hem de tatil olacağı için zaten çok sevdiğim Çarşamba’yı bu hafta daha da çok seveceğim:) Moda haftası kombinlerimi ise bu hızla paylaşmaya devam edersem bir sonraki moda haftası gelecek korkarım:p

Bu defalık hızlı bir merhaba diyip sizi fotograflarla baş başa bırakıyorum zira bugün #babyboom ‘un yüzmesi, oyun grubu, 18 ay aşıları sonrası huysuzluğu (ya da artık 2 yaş yaklaşıyor hazırlan anneciğim huysuzluğu da olabilir:p) derken program çoook sıkışık. 2. gün benim için heyecan vericiydi: yeni isimlerden Selim Baklacı (kendisine bayılıyoruz) ve İpek Arnas’ı merakla bekliyordum; Simay Bülbül yeniden podyumda bir koleksiyon sergileyecekti ve eski çizgisine döneceği sinyallerini almıştım; Zeynep Tosun’un zaten “Z”sini duyunca artık kalbimiz güm güm atıyor:) Ve ben: ikinci gün yıllar sonra sandıktan çıktığında da çok güzel çok özel bir parça olacağına innadığım Meltem Özbek eteğimle, kuş yuvası saçlarımla ve makyajımla 70′lere selam durdum. [ Güya kısa kesiyordum:p ] devamini oku

| Prizma

besign jewellery boncuk bilezik

Günaydın! Havalar buz mavi oldu ama bakınız ben yaz mavi başlıyorum haftaya:) Giymek istediğim tek şeyin pijama üstüne çektiğim çoraplar, dev hırkalar, kollarını parmaklarımın ucuna dek sündürdüğüm üstler olduğunu düşünürsek, bu havalara yaraşır kombinler yaratmama daha çok var. İki gündür kota ve bota, üstüne attığım bir pançoya talim ediyorum. Tek rengim şu mavi boncuklu Besign bileziğim; onu hiç hiç hiç çıkarmıyorum artık, enerjisini seviyorum:) Hem üstünde “7″ yazıyor, benim uğurlu sayım!

Bilemiyorum Paris Fashion Week ile birlikte Tranoi’yi takipte misiniz ama bu fuarda bizim Türk tasarımcılar yine döktürüyor:) Özellikle genç tasarımcılarımız aksesuardan giyime yepyeni ve arzu edilir parçaları ile çok konuşuluyor, çok gurur verici, dahası çok ümit verici! Bu eteğim de yeni dönem genç tasarımcılardan birine, Fulya İlkmen‘e ait: özellikle desen ve kat çalışmalarını instagramından takip edin, hayran olacaksınız.  devamini oku

| Coşarken ve Koşarken

tshirt elbise kombini

Günaydın hafta ortası! Nasılsınız:) Biir biir düşene kadar göbeğimizi çatlatan flörtöz cemrelerin hepsinin bir gecede bizi umarsızca terkettiği ve artık sonbaharın “donbahar”a dönüştüğü şu günde sizlere üzülmeyin diyorum: bir türlü başına geçip hazırlayamadığım sayısız kombin postu ile ben size bir süre daha yaz havası yaşatacağım:) Örneğin burası çok sevdiğim meşhur Kireçburnu Fırını’nın(hamileliğimin son ayını bu fırını koklaya koklaya geçirdim:)) hemen önündeki parkta bir yaz sabahı. Hadi şimdi ballı sıcak sütünüzü, kahvenizi ya da sıcak çikolatanızı hüpletin;gerisini bana bırakın:p

Beni uzun süredir takip edenler bilir kii ben tshirt giyme(zdi)m. Tabii oğlumdan sonra hayatıma bana sormadan giren pek çok şeyden biri de tshirtlerdi; çek bi şort-tayt üstü tshirt ver elini çayır çimende koşmaca, atölyelerde coşmaca, şuna buna yetişmece. Baktım ki artık gardrobumun vazgeçilmezleri, öncelikle çok yumuşacık olsun sonra biraz daha tasarım, biraz daha ben koksun dediğim bir şeyler aramaya başladım. Bu S.O.D.A tshirtüm de onlardan biri:)  devamini oku

| Haylaz

omzu açık bluz modelleri, omuzu açık bluz trendi, off-shoulder top, etnik takılar, etnik gümüş takı, tom ford güneş gözlükleri, manu atelier, manu çanta, besign jewellery, deri ve gümüş bileklik modelleri, özberk baz

Sonbaharın en çok bir anda esip geçiveren püfür püfür rüzgarını seviyorum ben, yoksa sonbahar benim için kış geliyor felaket tellalından fazlası değil. Şu günlerde , ansızın ayağına bir kaç kuru yaprak takılan, sabah erken ve akşam geç saatlerde baya üşüten, yanına bir triko almadan çıkmadığın yazın son demleri, sonbaharın romantik yalancısını yaşıyorken gündüz vakti hala bembeyaz, hala yaz yaz giyinebiliyoruz. Ama işte o rüzgar yok  mu, hani küçükken okul servisinden inerken yakalandığın ve pileli eteğini kafana geçirdiği için bütün servise utandığın şu haylaz rüzgar! Büyüsen de seni yakalar! Tam çok yanmışken bir anda ortaya çıkıp saçını dağıtır hatta rujuna yapıştığından yanağını pembe bir çizgi bırakarak yalar geçer, bluzunu paraşüt gibi şişirip gövdende oynaşır, o üşüme hissi üşümek kadar kötü değildir, sanki Bozcaada’nın denizine atlamak gibidir; yani öyle gönüllü üşürsün, öyle sevinçle. İşte ben sonbaharın en çok o bir anda esip geçiveren püfür püfür rüzgarını severim.

Tabii tam deklanşöre basacakken saçların birbirine karışıp yüzünde cirit attığı anlardan sebep Özberk ne kadar sever bilmem:) devamini oku

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123