Kategori arşivi: #venividihomini

| Şehirde Dolu Dolu Anadolu: Delimonti

delimonti mekan önerisi

Bugün size son zamanlarda sık sık gittiğim yepyeni bir mekandan bahsedeceğim. Size derken anne olanınıza da, damak tadına düşkün olanınıza da, herkesin bilmediği, gitmediği, kendine göre bir köşe bulup şarabını içmek isteyeninize de, olmaz öyle biz her yere en az 8 kişi adım atarız diyeninize de göre bir yer: Delimonti.

Delimonti’yi The Core zamanında Bomontiada’ya gittiğimde görmüştüm ilk, o zaman açık değildi, hummalı bir çalışma vardı ama buranın “ne olacağına” dair bir konuşmaya da kulak misafiri olmuştum. Anadolu’nun dört bir köşesinden, bizzat küçük/butik üreticiden, kimi belki çoktan unutulmuş, kimi memleketlerimizde geçen yaz tatillerimizden kulaklarımızda adı/anısı kalmış lezzetlerin toplanacağı, ister market gibi alıp gidebileceğimiz, ister oturup direk oracıkta yiyebileceğimiz bir yer olacaktı. Doğal, butik, lezzetli, yerel kalkınmaya da katkısı olan; balı Karadeniz, zeytinyağı Ege, Antakya; pidesi Konya, sucuğu bez, tarhanası anneanne kokacaktı. Tam da Roma’daki şarküterilerde takılırken “e bizde niye yok diye hayıflanırken”  yaşasındı. devamini oku

| Roma Gezi Notları: Ye İç Tekrar Et :)

roma trevi

Berlin notlarını bitirmeden araya leziz bir Roma molası koymak istedim:) Dikkat dikkat bu yazı yalnızca ve yalnızca yeme-içme içerir, Roma Gezi Notları dediysem müze, sergi, tarihi noktalar diye düşünmeyin; onlar hakkında daha önce Çok Gezenler Kulübü’nde detaylı bir rehber hazırlamıştık. Bu post hepsi daha önce Roma’ya bir kaç defa giden benim yakın arkadaş grubumun bu defa sırf hadi bir yeme-içme turu yapalımın sonucu deneyimlediğimiz mekanlar hakkında. Bunları listenize alırsanız emin olun pişman olmayacaksınız:)

devamini oku

| Mixo

mixo restaurant

Ben öyle kolay kolay hasta olan biri değilimdir, olacağımı hissedersem de hemen gerekli önlemleri alıp savaşa girişirim:) Ama eğer olursam, işte o zaman çok fena! İki seksen devrilirim:) Yılbaşından bir kaç gün önce canım cicim Ayşegül’cüğüm Martı Istanbul Hotel’in girişinde yer alan Mixo Restaurant’da çok özenerek ve keyifle hazırlandığı bir yılbaşı yemeğine beni de davet etmişti. Söz vermişim, bir sürü arkadaşım orada, çok eğlenceli olacak kesin, ama ben nasıl hastayım nasıl! Yine de kalktım gittim:) Gittim ama o enfes masadan ne yediğimi anladım, ne içtiğimi, ne de sahnede yerini alan harika caz grubundan dinlediğimi. Burun tıkalı, tat alma duygusu sıfır, kulaklar uğulduyor, herkes Mixo’nun iddiali şaraplarından hmmm, owww, owemciiii sesleri eşliğinde tadarken ben ballı ıhlamur içiyorum:) O zaman dedim ki benim buraya yeniden gelmem şart! Bi kere o kağıtta kalamar denen şeyle sözleştim!

İşte bu post sözümü tuttuğum günden:) Özberk sömestr tatiline çıkmadan önceki geleneksel öğle yemeği yiyelim, tatil sonrası planları yapalım, biraz da kaynatalım (hep çalışacak değiliz ya) buluşmamız için Mixo’da buluştuk, ama keşke akşam buluşsaymışız çok sıkı bir Küba gecesine hazırlık yapılıyordu. Neyse gelelim ben ne giymişime, ve spor hocamın da gözlerini yaşartacak şekilde ben ne yemişime:) devamini oku

| Bir Güzel Akşam

toms kitchen peynir tabagi, tom's kitchen, zorlu center nerede ne yenir, istanbulda ne yemeli, burrata tarifi, fish and chips

Bebek sahibi olmak dünyanın en tarifsiz güzelliklerinden biri olsa da bebekli hayatta insan bazı fani zevklerin özlemini çekmiyor değil. Yapamadığından değil de aklının bir köşesinde hep “eve dönme”k olduğundan belki, uyudu mu, aradı mı, huysuzluk yaptı mı? Bir zaman geçince bu sorulara cevabın “Evet” bile olsa ilk zamanlar kadar korkunç ve çaresiz gelmiyor insana, ama o zaman gelene dek dışın dışarıda da olsa için hep onun yanında kalıyor. Geçen hafta çok güzel bir bahane ile harika bir akşam için evden çıktığımda, ben de o zamanımın geldiğini anladım, minnoşumu saliseler içinde özlemek dışında içimde öyle deli endişeler, cevabı beni gerecek sorularım yoktu; şarabımın, Tom’s Kitchen’dan leziz yemeklerin, ve Zorlu PSM’deki muazzam bir gösterinin -Güzel ve Çirkin’in- keyfini sonuna kadar çıkardım. devamini oku

| Çengelhan

2DSC_0047

Keyifli mi keyifli, güzel mi güzel bir gün geçirmek için reçeteyi veriyorum: yeni keşfettiğin bir mekanda eski dostlarla buluşmak! Ankara’da aslında çok çok önceden beri beni bekleyen ama bir türlü gitme fırsatı bulamadığım Divan Çengelhan’da geç kahvaltı üzerine müze ziyareti, eski sokaklarda  (bayram sebebiyle bomboş olan) dolaşma, nostalji yapma. Enfes bir kahvaltı ama yavaş servis, muhteşem ekmekler ama yanlış gelen yine de leziz yumurta, aslında  belki de en güzeli pazar brunchı ama haftaiçi serin ve sessiz sadece bize ait bir günün pahabiçilemezliği:) Çengelhan’a mutlaka ama mutlaka uğranmalı benden söylemesi.

Peki bayram keyfi bu kadar mı? Eve döndüğünde bayramlıklar içinde bir boncuk tarafından  koklanıp kucaklanmak? İşte şimdi tamamım! devamini oku

| Cumartesi Ziyafeti:Surplus

2IMG_6281

Geçen hafta kızlarla Cumartesi buluşması için enfes bir yer seçtim: Eminönü Zindan Han’ın tepesinde Galata, Haliç ve Eminönü’nü 360 derece izleyebileceğiniz ve bir yandan muazzam yemekler tadabileceğiniz  Surplus! Soyadıyla müsemma duayen şef Vedat Başaran’ın  girişimi olan bu mekanı Saffet Emre turunda keşfedip bayılmıştım:)  İkinci özgür Cumartesi’mi geçirmeden önce madem sabahın köründe kalkıyorum, Surplus’da öğle yemeği buluşması öncesinde bundan tam 5 sene önce evlilik sebebi ile İstanbul’a gelip de bohem bir turiste bağladığım zaman gittiğim İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni yeniden ziyaret etmeye karar verdim. Her ne kadar müzenin en önemli eseri “İskender Lahdi”  olsa da burada görebileceğiniz “Ağlayan Kadınlar” lahdi beni hep çok etkilemiş, ne zaman karşısına geçsem çok başka duygulara sürüklemiştir. O anı yeniden yaşamak istedim. İyi ki de öyle yapmışım! Meğer her ayın son Cumartesi günü saat tam 13:00de  iki lahit arasında İstanbul Devlet Opera ve Balesi işbirliği ile mini bir oda müziği konseri veriliyormuş. Bence Nisan ajandanız için harika bir öneri:) Önce tarih ziyafetini, üzerine klasik müzik ziyafetini, hemen peşine Surplus‘da dört başı mamur bir mide ziyafetini önce yağmurlu, sonra güneşli, akşama doğru fırtınalı bir Cumartesi’ne sığdırdığım için çok mutluyum:) Sizi de gezmeye çıkarmaya talibim! devamini oku

| Veni Vidi “Homini”:) : Sırçacı14

2IMG_6134

Herkese iyi haftalar! Pazartesi’yi biraz sallanarak geçirince Salı bana haftabaşı gibi geldi bu defa. Yo hayır her ne foto paylaşırsam paylaşayım nedense tetikte bekleyip de “ne oldu milletin iradesi canınızı mı sıktı” diye atlamaya hazır kişlierin düşündüğü gibi seçim sonucundan dolayı değil. Hile ve hurdanın aksine ben demokrasiye sonuna dek inanan, demokrasiye “saygı” duyan bir insanım ve o saygın demokrasinin adaleti de, sosyal hakkı da, huzuru da er ya da geç getireceğine inanırım. Aynı saygıyı beklemek hakkım ve özgürlüğüm için demokrasiye saygım var.

Moda haftasındaki yoğun tempo ile hayatımda yeni bir şey oldu, #babyboom artık benden (tabii eskiye kıyasla) daha uzun saatler ayrı kalabiliyormuş, kalsa da ne ona ne bana fena bir şeyler olmuyormuş! Açıkçası 11 aylık bir bebek olmasına rağmen ben geçen aya kadar hala iş sonrası koşa koşa eve dönüyor, çok uzun saatler anneanne de olsa babaanne de olsa bırakamıyor, aklım sürekli onda işleri telaşla hallediyordum. Son 2 haftadır ise Cumartesilerimin bir bölümünü kız kıza keyif yapmaya ayırdım, ve çook da eğleniyorum! Her hafta yeni bir yerde yeni bir deneme yapıp bir yandan da muhabbet, dedikodu, lay loy:) Bu postun konusu da bu buluşmalardan birinin gerçekleştiği Sırçaçı 14! 2 kadın arkadaşın-İpek ve Özlem’in- en ince ayrıntısına kadar tasarlayıp yarattıkları ve mideler için dev bir ziyafet garantiledikleri bu ufacık tefecik Yeniköy mekanı dekorasyonu, mönüsü, şık ve sıcacık ortamı ile beni mest etti. Postun devamını şu an çok aç olanlar, çocuklar ve hamileler atlasın çünkü fotoğraflardan taşacak lezzetin sorumluluğunu alamayacağım:)

This post comes from a joyful day with my girls after a looong long time without any baby conversations:) We discovered a great place in Yeniköy, Sırçacı 14, a cozy cafe/bar with a fantastic menu. Here we go! devamini oku