festival stili festivalde ne giyilir

Herkese harika bir hafta diliyorum. Haftasonunuz umarım güzel havalara yaraşır kadar güzel geçmiştir. Bu haftayı tamamen oğlumla geçireceğim için geçen hafta üst üste biiir dolu videolar çektik, fotoğraf çekimleri yaptık, toplantılar, projeler, okul derken haftasonu dahil ben baya çalıştım. Ve işte youtube kanalıma tazecik yüklenen yeni videomla karşınızdayım:) Festival sezonu başlamışken festival modasında yeni trendler, festival stilinin olmazsa olmazları, ipuçları ve her zamanki gibi örnek kombinleri bu videoda bulabilirsiniz. Umarım beğenirsiniz:) Video hemen aşağıda!

devamini oku

canda örgü elbise kombini

Kahve tonlardaki bu posta başlarken size bomba bir haber vermek istedim: ben Türk kahvesine başladım:) Beni uzuuuun süredir takip edenler kahveyle hiç aram olmadığını bilirler, o yüzden benim için hakikaten bu çok büyük haber! Sebebi ise ilk kez hayatımın bir döneminde uykuya yenik düşüyor olmam, ve hepsi #babyboom ‘un suçu:) Bana da iyilik yaramıyor, düne kadar oğlan uyumuyor uykusuzluktan ölüyorum diyordum, şimdi ise sorun oğlanın uyuması, daha doğrusu uyutulması kısmı. Akşam seromonimiz iki kitap bir masal ile koyun koyuna sızma şeklinde, o sızıyor amaç o zaten de bana ne oluyor, imkanı yok kendime gelemiyor, ben de rüyalara dalıyorum:) Ama artık yeter, hiç bitemeyen postlar, yetişemeyen işler, toplayamadığım bir kafa; meğer bunca şeye yetişebiliyor olmamın tek tek sebebi uykusuz bünyemmiş. E tabi hiç kahve içmeyen bu bünye bir Türk kahvesiyle 18 saat filan ayık kalabiliyor, o zaman artık her akşam yemek sonrası kahveye beklerim:)

Bu hezeyanlı kahve girişinden sonra sizi Tuzla’ya götürmeme izin verin; epey koşturma ve bolca trafik sonrası kuşların cıvıldadığı, dalgaların fışırdadığı, kayıkların su üstünde hafif hafif salındığı gizli saklı bir huzur köşesinde bulduk kendimizi: Tuzla Yat Kulübü’nde. Oldukça eklektik dekorasyonu ile her köşesi VSCOluk, ama tabii telefondan uzaklaşıp, kitabına ya da günbatımına gömülüp kafa dinlemek çok daha mantıklı.

devamini oku

house of ogan culotte pantolon

Geçenlerde bir gün yine nasıl koşturuyorum, ve nasıl yorgunum- diyorum bahar yorgunluğu, bahar oldu kafam kalkmıyor, bir anda uyku bastırıyor, ya da bir aheste hal, bir aman yaparım sonracılık beni kıskıvrak yakalıyor; söylenip duruyorum bahara, bana bunu yapma, yetiştireceklerim var, yapacaklarım edeceklerim var, kızıyorum bahara, bana bunu yapma. Oysa…

Oysa belki de durmamız gerek biraz, bahar o yüzden var belki de, bir dur diye, apartmandan hızla çıkıp arabaya koşarken dün orada olmayan bahar dallarına bir bak diye, biraz soluklan, toprak gibi, su gibi, havadaki ses gibi yavaş yavaş uyan diye. Belki bahara kızıp söylenmektense dur da dinle diye. Yaşar Kemal’in müthiş hikayelerinden biri olan Yer Demir Gök Bakır’da (ki filmini hiç sevmem:) ) şöyle diyordu: “O yanından geçerken bir çiçek başını kaldırır; azıcık dur Lokman Taşbaş, azıcık dur da kulağına söyleyeceklerim var. ” Belki bir ermiş, ya da lokman değiliz ve o çiçekle şifalar dağıtamayacağız ama azıcık duralım ya azıcık duralım belki yanından geçtiğimiz çiçek bize bir şey söyleyecektir:) 

devamini oku

   0 effortless chic 02

Hepimizin şıklık anlayışı farklı. Hepimizin trendlere yaklaşımı başka. Hepimiz modayla hem haşır neşir olmayı ama hem de içinde kaybolmadan  “biz” olmayı seviyoruz. Kimi markalar yalnızca tek bir stile, tek bir kadın tipine hitap eder; kimi mağazalara hiç uğramayız bile çünkü hiç bize göre değildir:) Oysa bazen bize göre olması için belki de daha dikkatli baksak yetecek çünkü son zamanlarda önemli moda markalarının çoğu kadınların stiline sanki daha çok saygı duyuyor, trend kurbanı olsunlar diye eskisi kadar çabalamıyorlar. Ya da ben çok iyimserim:)

Beni instagramdan da takipteyseniz Nisan ayı boyunca her hafta Tommy Hilfiger’den seçtiğim cicilerle farklı stilleri yorumladım. 4 haftada 4 farklı “chic” için Tommy’nin altını üstüne getirdim. Benim favorilerim Effortless Chic ve Preppy Chic oldu, acaba sizin favori stiliniz hangisi merak ediyorum:) Bu postda işte hepsi bir arada karşınızda:)

devamini oku

20160426-799537210

İstanbul’un en sevdiğim, en güzel en eşsiz yerlerden biri olan Süreyya Operası’nda çekim izni alınca sevinçten havalara uçmamla, oraya ve konuya layık olmak için ne giysemin derdine düşmem bir oldu. Tek isteğim kıyafetimin bir balerin zarafetinde, asaletinde ve romantizminde puf puf görünümlü, bordoyla uyum sağlayacak pastel pastel renkli, hafif hafif ışıltılı olmasıydı; çok muydu? Ve tasarımcılarla butikler arasında serseri mayın gibi savrulurken ona rastladım! Sanki ben söylemişim de isteğim üzerine yapılmış gibiydi.

devamini oku

Izmit Dugun Fotografi

Bazen bazı insanlar hayatınıza pat diye, bir tesadüf sonucu ama tam zamanında girer. Siz ona tesadüf de diyebilirsiniz, onu kahraman da addedebilirsiniz, ne mutlu bana da olabilirsiniz. Ve bu bazı kişiler meslekleri gereği sadece size değil pek çok kişinin hayatına güzellikle dokunabilirler. İyi bir düğün fotoğrafçısı, yo yo düzeltiyorum iyi bir düğün hikayecisi bunlardan biridir. Son zamanlarda birlikte çalıştığım Cem Türkmen (her ne kadar bizimki düğün değil bambaşka konular olsa da) işte bu kişilerden biri. Hem işini yapışındaki mükemmellik ve titizlik, hem kendimizi mutlu hissettiğimiz işi yapma yolunda benzeşen hikayemiz, hem de bizi bir araya getiren tesadüfün sonucunda çıkan nefis işlerin sonunda bu post ile karşınızdayım. Madem Nisan ayını düğün dernek konularına adamaya and içtim o zaman işe bir düğünün gelin ve damattan sonraki en önemli aktörü yani o düğünü sonsuz ve ölümsüz kılan kişiden, o düğünün hikayesini fotoğraflayan kişiden başlayayım dedim. Ne zamandır yazacağım da Cem’in yurtdışında da düğün çekimleri yaptığından Roma’da son çektiği düğünden dönmesini bekledim:)

Ben düğünlerin hep “belgesel” tadında fotoğraflananlarını seviyorum, yani tabii o kadar süslenmişiz poz da verelim ama o pozlar çok “poz” olmasın, poz verme uğruna “an”lar kaçmasın istiyorum. O yüzden de hep düğün hikayesi fotoğrafçılığını öneriyorum. Bir zamanları mühendisi Cem 2005 yılında ayrılmamacasına geçtiği objektifinin ardından anları ve duyguları öyle güzel kompozisyonlarla vermiş ki sen sadece bir gelin damat değil aşkı da görüyorsun, ayrıca belki yıllarca evinin salonunu süsleyecek fotoğraflarda nefis bir bütünlük ve yoğunluk görüyorsun, annenin gözündeki hüzünlü ışığı, babanın yüzündeki tebessümü de yakalıyorsun.

devamini oku

feedan karpuz 03

Nisan ayları hep böyle! Nisan ayları en güzeli, ama benim hep en koşturduklarımdan biri! Nisan ayları ben güne yetişemiyorum, saatleri yettiremiyorum. Nedense!  Ya da Nisan ayları bahar kapıyı çaldı mı bir gevşeklik, bir aman canım sendecilik, bir çiçekler de ne güzel açtı hayat nasıl layloyculuk hasıl oluyor bana belki de, belki de ondan yetişemiyorum Nisan’da kendime ben:) Nisan Nisan bu itiraf da burada dursun o zaman.

Bizim evin şu an ki en büyük gündemi ise karpuz:) Geçenlerde oley havalar ısındı oğlum dedim, Ali Efe bana “yani karpuz mi yiyebilicez anne” diye sordu. Karpuz hiç bu kadar sevimli olmamıştı:) Mevsiminde yiyelim kuralımızdan olsa gerek resmen hasret yapmış. Karpuz yiyemiyorlarsa karpuz giysinler diyerek bu postu da daha fazla saçmalamadan bitireyim bence ben.

Bahar çarpması değil de ne:) 

devamini oku
Toplam 321 sayfa, 13. sayfa gösteriliyor.İlk...9101112131415161718...3040506070...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu