anaokulu seçimi

En sevdiğim özelliklerimden biri dijital izlere fazla güvenmeyip kağıda ve kaleme hiçbir zaman sırtımı dönmeyişim olmuştur. Hislerimi, yaşadıklarımı yazmayı, yazdıklarımı bazen sadece kendime saklayıp bazen paylaşmayı severim. Bugün ne yapmışım diye bir iki yıl öncesine dönüp bakmayı, orada okuduğuma kimi zaman gülüp geçmeyi, kimi zaman hala aşamamış olmama şaşırmayı da. Nisan ayı geldi, Ali Efe’nin doğumgünü yaklaşıyor diye geçen yıl not ettiğim bir telefon numarasını  ajandamın yaprakları arasında ararken 2015 Nisanı boyunca belki doğumgünü yaklaşıyorun da kaygısıyla yani aslında bu çocuk büyüyorun farkındalığıyla kendimi okul öncesi arayışına vermiş olduğumu gördüm. O zamanki süreci ve sonucu zaten şu yazımda anlatmıştım. Ajandada notlar notlar, kiminde kızgınlıklar, kiminde alt alta bir sürü ekolü karalamış, tikler ve çarpılar koymuşum, saatler hakkında, yemekler hakkında, bahçe hakkında, konuştuğum adam hakkında yazmışım.  Bunu görünce aklıma “7″ye bu konuyu eklemek geldi. Her ne kadar iş öyle sadece “7″ maddeye indirgenecek kadar basit olmasa da, işin içinde annenin de çocuğun da duyguları olunca, çocuğun hayatındaki “ilk”lerden birini seçen kişi olmanın ağırlığı da eklenince belki dedim minik de olsa bir rehber olabilir 2016 ajandasını okul öncesi arayışı ile dolduran annelere.

Tabii bu listeyi yapmak benim haddim olmayacağı için, bizim okuldan randevu aldım, olayı onlara anlattım, bana genel bir liste hazırlayabilir misiniz diye sordum. New School Ataşehir‘in kurucusu Gül Şahin, okulumuzun psikoloğu (ve bir bakıma bizim de ebeveyn psikolojimizle sık sık boğduğumuz) Ayşegül Hanım ve müdürümüz Hilal Hanım bir araya gelip sizin için bu “7″yi hazırladılar. Sözü onlara bırakıyorum.

devamini oku

vintage oleg cassini 00

Düğün günümün üzerinden çoook yıllar geçti, o güne dair heyecan, telaş, mutluluk, hüzün ve pek çok farklı duygunun yoğunluğu yanında bir de yorgunluğu hatırlıyorum:) Ama gelinliği ilk giydiğim an tüm bu duyguların sanki “biraz duralım” dercesine geri çekildiğini ve kendimi çok çok iyi ve güzel hissettiğimi. Kendi gelinliğimi seçerken ben şimdi hiç bir geline tavsiye etmediğim şeyi yaptım: önce arkadaşlarla gittim, sonra annemle, sonra neredeyse herkesle! Oysa sonunda seçtiğim ilk başta öyle çat kapı girip giydiğimle aynı olmuştu. Çünkü fikir almak ne kadar güzel de olsa, esas kız madem gelin, karar da onun olmalı. Tabii profesyonellerin önerilerine kulaklarınızı açın, örneğin teninize yakışan rengi, proporsiyonunuza uygun olan modelleri öğrenmeye çalışın ve bunları kendi hayalinizle birleştirin ama pek tabii ki kendi kişisel zevkleri doğrultusunda gelinlik seçecek diğer “sevdiklerinize” azıcık kulak tıkayın. Gelinlik seçme sürecinin sizin en yakınlarınızca da heyecanlı bir deneyim ve hayatta bir kez olacak bir şey olduğunu anlıyorum ama bence modern gelin kafası karışmadan, aklında belli bir çizgi olan, butiğe girip kendi için en güzelini gerekirse bir başına seçecek olan gelin. Diyorum ya “esas kız” o :)

Epey zaman önce yaptığım ve çok sevilen “1 Kadın 4 Gelin” hikayesini bu defa Oleg Cassini gelinlikler ile yaptım. Düğün için gün sayan, kafası karışan, belki biraz ilham arayan gelin adayı takipçilerim umarım beğenir ve fikir alabilirler. Oldukça geniş bir seçki sunan ve gelinlik konusunda dünya çapında nam salmış, tarihinde “first lady”leri bile giydirmek olan bir markanın onlarca modelinden seçim yapmak itiraf edeyim hiç kolay olmadı. Öncelikle ben kafamda 4 kategori oluşturdum: Vintage Gelin- Saraylı Gelin- Sofistike Gelin ve Prenses Gelin. Gelinlik seçimlerimi de bu şekilde yaptım. Hadi hazırsanız ve kendinizi bu kategorilerden birinde hayal ediyorsanız başlayalım:)

devamini oku

confident diş beyazlatma

Kocaman gülmek kime yakışmaz kii:) Hele bir de içinden taşan bir mutluluk, kocaman bir coşku ise sebebi oh ne ala! Kocaman kocaman gülmeye kimi zaman en büyük engel dişler oluyor. Dişler konusunda ben şanslı sayılırım, alt sıradaki iki asi dışında düzgünce sıralanmış bu arkadaşlarla 32 diş ortada gülmeye bayılırım, hatta sırf bu sebepten nice nice “ay hiç cool değilsin” yorumları almışlığım da vardır, olsun:) Bu postun konusu benim dişlerimle ilgili tedavime başlayıp diş beyazlatmayla sonlandırmamla ilgili. Diş beyazlatma konusu çokça sorulduğundan, siz de merak ediyorsanız kendi deneyimimi anlatayım.

Öncelikle ne demişler her çocuk bir diş, gerçekten de doğum sonrası ve özellikle uzun emzirme süreci benim dişlerimi en hassas noktasından diş etlerimden vurmuştu. Bu annemin de zamanında yaşadığı bir problem olduğu için ben doğum sonrasında hemen hop diye diş hekimine de gitmiştim, ama o dönem lohusa atarım da olduğundan köprüyü geçemem anne amaaan deyip kendi hekimim yerine yakında bir kliniğe gitmeyi tercih etmiştim. Hem oradaki özensizlik hem benim ihmalim birleşince sorun sinsice ilerlemiş. Sonuç: tilkinin dönüp dolaştığı yer misali kendimi eskiden beri hatta sülale boyu gittiğimiz diş kliniğinde – Confident’de doktorum Ahmet Kiğılı’nın önünde buldum. Güzel haber: hiç çürüğüm olmaması, içimdeki çocuğun işaretidir dediğim 2 süt dişimin bile hala gıcır vaziyette bulunması; kötü haber: diş etlerinde tehlike çanlarının ciddi boyutta çalıyor olması. Bunun için canımın hiç acımadığı, çok titizlikle yapıldığı halde yine de sarsıcı olan bir diş eti tedavisine başladık ve başarıyla bitirdik.

devamini oku

Süreyya Operası

Youtube kanalımda “Görmelisin” serisinin 2. bölümünü güzeller güzeli Süreyya Operası’nda sahnelenen Le Corsaire (Korsan) balesi için çektik. Hem Süreyya’nın tarihi ve büyülü atmosferini yaşamak, orayı sessiz ve kimsesizken gezmek; hem klasik balenin en ünlü eserlerinden Le Corsaire’den nefis görüntüler eşliğinde hikayesini benden dinlemek isterseniz video hemen aşağıda görebilir ya da bu linkten izleyebilirsiniz. Bu güzel çekim için Cem Türkmen‘e ayrıca çok teşekkür ederim :)

Bir not: bazı mobil cihazlar size “Bu video kullanılamamaktadır” uyarısı verebilir, o zaman yılmayıp başka cihazdan ya da bilgisayarlarınızdan izleyin lütfen çünkü bale severler için harika bir video hazırladık.

devamini oku

dumanlı göz makyajı smokey eye make up nasıl yapılır

Seneler seneler önce hem burada hem kanalımda “dumanlı göz makyajı” konulu bir videoyu işin uzmanlarından, M.A.C makyaj artisti Fezi Altun’dan izlemiştik. Yine dee uzun zamandır sizden göz makyajımı nasıl yaptığıma dair sorular alıyordum, alıyordum da video çekmeye epey üşeniyordum:) Ama şimdi madem kanalımızı daha aktif tutuyoruz, Cem Türkmen‘e hadi dedim ben bir boom tarzı smokey eye make up yapayım sen çek :)

İşin aslı yaptığım makyaj çok standart, hatta belki pek çok şeyi yanlış da yapıyor olabilirim ama insan bir zaman sonra kendine yabancı gelmediği, oturttuğu bir makyajla, fazla maceraya atılmadan pek güzel devam edebiliyor:) Mesela ben markete de gitsem kırmızı halıya da çıksam makyajım bu:) Büyük ihtimalle ilk ve tek makyaj videom olacak bu videoyu bakalım beğenecek misiniz? Hemen aşağıda! İyi seyirler dilemeden önce kanalıma abone olmayı ve yeni videolar için değerli yorumlarınızı bırakmayı unutmayın :)

devamini oku

"Bora Aksu Runway - Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul Autumn/Winter 2016"

Moda haftası boyunca ne izledik, ne giydik, neler yaptık bir dizi postla olsun, instagram ve dahası snapchatdeki anlık paylaşımlarımla olsun sizinle sık sık paylaşmaya çalıştım. Maalesef ki moda haftamız yine kana bulanmış, bizi korkunç bir acıyla baş başa ve dahası güvensiz bırakmış bir gündemin ucunda, boynuna ilmeği geçirelim asalım gitsin, moda haftası da neymiş iptal edilsin nidaları ile karşı karşıya kaldı. Yine içinde bulunduğumuz durumda hiç bir suçu, günahı ve hatta sorumluluğu olmayanların acı ve keder ile bir kısım başka suçsuz, günahsız gürüha parmak sallaması ve acısını çıkarması hali “moda haftası”nı kullandı. Oysa moda haftasının her şeyden önce uluslararası bir kimliği, global moda endüstrisinde sürekli bir yeri olmalı. Moda Haftasının bu ülkede belki de bu kadar pırıl pırıl, bu kadar magazin, bu kadar “içi boş bir eğlence”den ibaret ve bu sebeple diskoda bir partinin iptali gibi kolayca iptal edilmesinin beklenmesinde belki sektörün, belki moda kavramından bir türlü ayıramadığımız leş magazinin, belki de bir moda kültürüne sahip olmamamızın etkisi var; belki moda bizim için hiç bir zaman “ekonomi”ye, “istihdam”a, “ihracat”a, “emek”e, “kadına iş sağlayan en büyük sektör”e denk olamadı; belki kalkınmayı sadece inşaatta arayan ülkemiz için de olamıyor bilemeyeceğim.

Moda Haftasının Sahibi Kim?

Peki bir yandan biz bunca sahiplenelim derken, işin esas aktörleri yani tasarımcılar neredeydi? Geçen yıl iptal edilen ve dünya moda takviminde tıklanınca boş bir sayfa ile karşılaşılmasın diye MTD Başkanı Mehtap Elaidi’nin yoğun çabası ile “dijitalize edilerek sunulan” geçen moda haftasından sonra bu sezon moda haftası sanki zaten esas sahiplerince yani sektörce başı boş bırakılmış, umut yitirilmiş gibiydi. Zira moda haftasının sahibi ne Mercedes Benz ne IMG Doğuş ne bir başkan ne bir sponsor, sahibi bizzat sektörün kendisi ama en önce tasarımcılar.

devamini oku

mbfwi house of ogan mehtap elaidi turkuaz optik

MBFWI’nin son gününe en boho halimle intikal ettim. Ve en çok da, en çok da saçlarımı sevdim:) Bluzum biricik Mehtap Elaidi’nin çok sevdiğim Yaya koleksiyonuna ait, pelerin ise daha kısa zaman önce bahsettiğim House of Ogan. O gün güneş de açmıştı, daha ne olsun:)

Son gün en çok da Zeynep Tosun sunumu olduğu için heyecan vericiydi. Zeynep’in hayalgücünün güzelliği, bizden olana kattığı eşsiz yorumu bu sınırların çok çok ötesine, çok daha büyük moda haftalarına ulaşmalı. Öyle nefis, öyle benzersi ki hayran olmamak elde değil.

devamini oku
Toplam 321 sayfa, 14. sayfa gösteriliyor.İlk...10111213141516171819...3040506070...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu