cigdem dugun masa

Bundan bir 6-7 yıl önce yaz boyu her haftasonum bir düğüne ipotekliydi. Bir de serde düğüne gelinden çok hazırlanma hali olunca vay halime. Saçtı-makyajdı-elbiseydi-ayakkabıydı-takıydu tukuydu derken bütün gün aç gezip düğünde gelin evet mi demiş, hayır mı demiş, biri çıkıp durun siz kardeşsiniz mi demiş düşen kan şekerinden sebep anlayamadan soğuk tabak, bana ara sıcaklarla gelsin diye dört gözle beklemeye başlarım.

Uzun süredir düğün dernek telaşım yokken bu sene iki önemli düğün yani iki büyük hazırlık var. İşte bu birincisi, ayrıntılarını hem Periscope (@styleboom) hem Snapchat (@styleboom) hesaplarımda o gün sıcağı sıcağına paylaşmıştım, işte daha büyük fotoğraflar eşliğinde şimdi de burada.

devamini oku

şort kombin 03

“Ay ay dur Boomcum nereye böyle koşarak kaçıyorsun?!” diye sorarsanız “bencillikten kaçıyorum, anlayışsızlıktan kaçıyorum, 5-10 dakikaklık gösteriş şovlarının figüranı olmaktan kaçıyorum a dostlar” derdim ama maalesef tıpkı sizin gibi, ve sizin de tıpkı benim gibi bunlardan kaçabilmemiz ne mümkün. O yüzden bir ileri iki geri İstanbul yaşamında iyi ki #latergram ‘lar iyi ki anılar iyi ki bakınca gülümseten fotğraflar var. Mesela bu fotoğrafta ben aslında kaçmıyorum, kovalıyorum! Doğan güneşi, nehirdeki sazanı, sazlardaki rüzgarı, denize dökülen çayı, sabah çiğini, sessizliği, sessizliği bozan kahkahayı, balığa çıkan dedeyi, dağa çarpıp dönen sevincimi ku-cak-lı-yo-rum 

devamini oku

image

Haftanın son gününden herkese merhaba:) “7″ yazı dizisine Eylül’e kadar ara verme kararımı aklıma gelen 2 konu ile bozdum çünkü bence bu iki fikir de hazır bazılarımız hala tatilde iken onlara çok faydalı olacak diye düşünüyorum. İlki bugün burada, konuğum zaten çok iyi tanıdığınız Özberk Baz. Fotoğrafa, daha doğrusu fotoğrafçılığa meraklı iseniz sizin için fotoğrafçılığınızı geliştirecek 7 adımı sıraladı! Doğrusu benim gibi bir ümitsiz vakaya bile bir şeyler öğretebildiğini düşünürsek, kendisine kulak verin derim:) 

devamini oku

vita kin 00

Çok ama çok uzun yıllar önce Solohov’un “Don Hikayeleri”ni okurken yazarın doğayı ve karakterleri aktarmak üzere yaptığı muazzam tasvirlerin arasında bir Kazak askerinin “kaput”unun tasvirini de satırlarca okuduğumu hatırlıyorum. Dikişi, kalıbı, düğmelerinden birinin hafif sıyrılmış metal boyası. Sonraki sayfalarda Don nehrinin donduruculuğuna içimi üşütecek kadar sahici tasviri yanında çiftçinin karısının kabarık kollu, işlemelerle döşeli elbisesini de. Rus edebiyatını çok sevmemle Rus folklorik giyimini eşdeğerde sevmem belki de sırf Solohov yüzündendir bilmem:) Ulyana Seergenko’ya nasıl bayıldığım malumunuz, henüz sadece bir sokak stili neferiyken ve tasarım yapmıyorken bu blogda yerini almıştı. Ve işte şimdi yeni aşkımla karşınızdayım: Vita Kin!

devamini oku

lug von siga ss2015

Herkese harika bir hafta diliyoruuum! Toplantı silsilesi ile geçip giden bir haftadan sonra bu haftam da yine koşturmakla  geçecek. Sonra bir bakacağım Eylül olmuş, bir bakacağım şu söylendiğimiz sıcağı özleyeceğim kış gelmiş. O yüzden sıcağın da, yazın da, bu haftanın da tadını çıkarmak üzere hadi birbirimize söz verelim:)

Hangimiz bir ay çiçeği tarlası, gelincik tarlası ya da kır çiçekleri okyanusu gördüğümüzde koşup içine dalmıyoruz? Hangimiz onlara karışınca mutlu, ama çok mutlu hissetmiyoruz. Benim bu fotoğraflarım da bir zambak tarlasına bodoslama daldığım bir akşam üzerinden. Postun adını o yüzden Juno koydum (zambak Juno’nun yani Tanrıça Hera’nın sembolüymüş ) Her ne kadar ben burada bir tanrıça ağırlığı sergileyememiş olsam da herkesin arada ayakkabılarını çıkarıp toprakta dansetmesi gerekir öyle değil mi? Toprak bizi bunca iyi hissettiriyorken topraktan kopmaya doyamayışımız, toprağı yalnızca vahşi politikaların ağzına sakız yapıyor oluşumuz ne fena.

devamini oku

marine kombin önerisi 00

Çizgileri hangimiz sevmiyoruz? Hele bir gardrobun olmazsa olmazı Breton çizgili bir tshirtü:) Bize  yazı, denizi, çabasız şık olabilmeyi, denizden esen rüzgarı, denizci şarkılarını hatırlattıkça sevmeye de devam edeceğiz. Orijinal Breton tshirtde tam 21 çizgi olduğunu biliyor muydunuz? Ve Breton’un uzun mu uzun bir geçmişi olduğunu! Bundan çook uzun yıllar önce, 1858′de Fransız deniz kuvvetleri için hazırlanan bu pamuklu üstün ordudan modaya hızlı geçişi elbette biriciğimiz Coco Chanel’in dehası! Fransız rivierasında yaptığı bir tatil sırasında rastladığı askerlerin üzerinde bu tshirtü çok beğenen Coco, Breton çizgileri 1917 Resort koleksiyonuna katıyor vee hem yeni bir çağ başlıyor, hem yeni bir parça moda literatürüne “zamansız” sıfatıyla girişini yapıyor. Sonra Bardot’nun, Audrey Hepburn’ün, ve hatta Picasso ‘nun üzerinden çıkmaz hale geliyor bu çizgiler.

Her ne kadar benim bu kombinimde bir Breton tshirt olmasa da her lacivert-beyaz çizgili şey Breton’un kardeşidir diyerek biraz yancılık yaptım:) Tshirt inceliğinde trikom bu sezon, şortum ise geçen sezondan.

Sanırım çizgiler kadar sevdiğimiz bir diğer şey de bu turuncu cansimitleri! Bunlarsız yaz fotoğrafı olmadan olmaz diyenler elime mum diksin:)

devamini oku
| Umut |

eşkıya

korkma
sadece toprağa gideceksin
sonra toprak olacaksın
sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin
oradan özüne ulaşacaksın
çiçeği özüne bir arı konacak
belki
belki o arı ben olacağım

-Şener Şen (Yavuz Turgul, Eşkıya)

devamini oku
Toplam 321 sayfa, 22. sayfa gösteriliyor.İlk...10...18192021222324252627...4050607080...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu