balonaloalo

Alo! Alo! Gökyüzünden çağrılıyorsunuz!

Instagram ve facebooktan ve hatta Periscope’dan (@styleboom) takipte olan Boomerlar geçen haftalarda Kapadokya’da olduğumu biliyorlar. Önümüzdeki birkaç postda sizi de Kapadokya’ya götüreceğim. Bir zamanlar Kapadokya denince akla ilk “peri bacaları” geliyordu, şimdilerde ise hemen balon uçuşu geliyor. Bu girişimi ilk başlatanı gerçekten alkışlıyorum:) Kapadokya’da butik bir mağara oteli olan ve bugüne dek kaldığım en güzel ve otantik otellerden biri sayabileceğim Tafoni Cave’e geceyarısı ayak basıp da 2-3 saat uyuduktan sonra sabah saat 04:00de telefonum çalıyor, uyandırma servisi:) Evet hazırlanıp gün doğumuna doğru, balonlara doğru yola çıkma zamanı!

devamini oku

2IMG_7942

Yazmak yazmak, kelimeleri satırlardan taşırmak isterdim; eskiden çokça yaptım da ama şimdi-özlelikle oğlumdan sonra- düşünüyorum da hangi kelime yetebilir ki eşşiz, benzersiz bir kadını tasvire? O zaman söylemesi en güzel, duyması en güzel o iki basit kelimeciğe sığınıp diyorum ki “Seni seviyorum.”

devamini oku

image

Bodrum’dan herkese günaydın! Burada hava mis, su çok güzel, yediğin içtiğin tazecik, hayat aheste… Bir de özlemek olmasa:) Anne kalbi denen tam da bu işte, o kalbin sahibinin bir minnoşa – ne kadar büyürse büyüsün hep minnoş kalacak olana- ait oluvermesi. #babyboom anneannesiyle Istanbul’da keyifte ama burada sürekli benim  dilimde.

Bu postun konusu da “anne kalbi” aslında:) Divarese ile, yaklaşan anneler günü için size harika bir sürpriz hazırladık, üstelik bence çok da keyifli ve eğlenceli cinsten! Bir süredir Divarese mağazalarında özel boyama kiti ile satılan beyaz bez ayakkabıları ve sosyal medyada #renkliadımlar etiketini görmüş olmalısınız. Işte şimdi anneler günü şerefine hem size hem annenize güzel mi güzel hediyelerim var:)

devamini oku

kleenex 01

Hemen hepimiz için evimiz ve evimizin dekorasyonu çok önemlidir öyle değil mi? Evimiz en az dış görünüşümüz kadar güzel olmalı, içimiz kadar bizi anlatmalıdır. Dört duvardan oluşan bir boşluğa “ev” demeden önce onu nasıl süsleyeceğimizi hayal eder, epey mesai harcar; çok uzaklara, çook güzel yerlere bile gitsek, dışarıda çılgınca da eğlensek sonunda “ev gibisi yok” der geri döneriz. Her ne kadar bir evi eve benzeten koltuktu, duvar kağıdıydı, perdeydi gibi büyük parçalar da olsa, evi “ev” yapan küçük ayrıntılar, ufak dokunuşlardır. Balkondaki saksılar, bize özel kokulu bir mum, sehpadaki kitaplar. Bu detaylar bizi anlatır; çiçekli, renkli, sofistike, sarkastik:) Hepimiz bir başkayız, evlerimiz de farklı. İşte bu güzel yelpazenin içinde belki de en eğreti duranlar “ihtiyaç” için bulunan kutu ya da ıslak mendillerdir, daha doğrusu –di! çünkü sonunda kağıt mendilde de tasarım dilini konuşturan Kleenex Türkiye’ye geldi.

devamini oku

mono gomlek

“Trend” dediğin her zaman da gelip geçici olmak zorunda değil; her zaman sadece incecik kızların giyebileceği türden olmak zorunda da değil; trend dediğin bazen hem çok moda hem çok zamansız olabilir, işte bu sezonun “siyah-beyaz” trendi de böyle. Keskin bir kontrast, ebedi bir birliktelik, zıtlığın mükemmel uyumu: işte bu yaz hepimiz böyleyiz:)

Çizgiler, puantiyeler, geometrik formlar, maskülen silüetler, feminen pötikareler hepsi de siyah-beyazdan nasibini aldı bu sezon. Bu ikiliyi yazın en güzel renkleri olan sarı, kırmızı, mor ve yeşil ile de rahatça kombinleyebilirsiniz ama işte “trend” denen kısmı burada devreye giriyor; bu ikili bu sezon yalnız kalmak istiyor. Siyah-beyaz kombinlere farklılık katmak için başka renklere değil farklı formlara, desen çarpışmalarına başvurma zamanı! 

devamini oku

boho vesper woods4

William Butler Yeats ile kızkardeşim sayesinde tanışmıştım. Onun İngiliz Dili Edebiyatı okuması edebiyata küs ülkemizde onun belki şanssızlığı ama benim büyük şansım oldu:) Yeats’in bir şiirini okudum ondan, ne kadar zor bir İngilizceydi, aslına bakarsanız okuduğumu da tam olarak anlamamıştım, ama işte bir şey vardı, devamımı oku dedirten; bir tını, bir melodi, bir büyü sanki. Perilere, mitlere düşkün olduğumdan belki Yeats’i çok sevdim ben; sonra sonra -sanıyorum ona haksızlık da eden- Türkçe çevirilerini daha çok okur oldum:)

Bu post Atatürk Arboretum’unda yaptığımız çekimden, bu göleti görünce aklıma hep Yeats geldiğinden ondan bahsetmesem olmayacaktı. Ve ondan bir dizeyle sizi de buraya çağırmak çok güzel olacaktı:)

Bu sulara, bu yabanıllığa bir peri ile
Birlikte gelin kaybolun el ele
Çünkü Dünya bilebileceğinden daha çok
Ağlayışla dolu, ey insancıl çocuk!

devamini oku

pamukoglan

Tam 2 sene önce bugün hissettiklerimi… Yazdım sildim, yazdım sildim…

Nasıl anlatsam bilemedim; hislerimi, yaşadıklarımı, öğrendiklerimi, nasıl sevdiğimi, nasıl yetmediğini;  tadını tuzunu kokusunu tenini tariflemeye yeltenmek boşa, hepsi bana bi’ başka, her yavrunun her anneye olduğu gibi.

Doğurmak zor da asıl zor olan doğmak şu hayata. Oğlum. Küçük savaşçım, kaşifim, gezginim, arkadaşım, maceraperestim, gayretkeşim, hayaldaşım; büyük hikayem, seni çok seviyorum. İyi ki “doğdun”.

devamini oku
Toplam 321 sayfa, 25. sayfa gösteriliyor.İlk...10...21222324252627282930...4050607080...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu