nisantasi 00

Nişantaşı benim için aslında toplantı mecburiyetleri için gittiğim basit ama vazgeçilmez duraklardan. Benim için her gittiğimde trafik ve park yeri derdinden ötürü bana ne bir daha  da gelmem diyip, ertesi gün yine kendimi bulduğum yer. Benim için bir “mahalle” değil ama özellikle yılbaşı arefesinde ve yaz akşamlarında ışıklı caddelerinde yürümeyi sevdiğim yer. İşten güçten, mesafelerden, ajandalarda üstü çizile çizile yine de bitirilemeyen görevlerden sebep bir türlü buluşamadığım arkadaşlarıma “psst buralardaysanız hadi bir kahve içelim” diye whatsapplayabildiğim yer. Her girdiğim yerde bir tanıdık yüze rastladığım, yalnız hissetmediğim karmaşık yer.

O zaman Divarese‘den seçtiğim ve Nişantaşı’nın şıklığına yakışır bulduğum bu enfes stiletto bootielerle Nişantaşı turuna başlayalım:)

devamini oku

troppotv

Yağmurlu bir İstanbul sabahından herkese merhaba! Pencereden bakıp sağanağı görünce keşke ben de “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da” gibi bir şarkının ilhamıyla dolsam taşsam ama daha ziyade “eyvahlar olsun şimdi köprü ne haldedir”le sarmalanıyorum:) Kontağı çevirdikçe galon galon yakan ve artık “bayandan çok temiz spor araba” ilanı için şeytanın beni sürekli dürttüğü, pusetin zaten sığmadığı arabamı evin önünde çürümeye bırakıp,  “Köprü trafiği qeyfi w/ 1000000000000 others”a son verip, hiç olmazsa kitap okuyabiliyorum diye sevinerekten metrobüs-metro ritüeline geçeli çok oldu,  ama yağmurlu günlerde o da baya felaket. Tüm bu mızmızlanmalarımı benimle birlikte yaşadıysanız konumuza dönelim:)

Birlikte hep güzel işler yaptığım, enerjisi başka, vizyonu başka, kendisi başka Çağla Bingöl uzun zamandır Troppodonna isimli platformunda enfes içeriklerle seyri şart videolar sunuyordu, işte o Troppodonna TV’ye bu defa ben konuğum:) Bir röportaj sonrasında daha “hani” kelimesini bünyemden cerrahi müdahale ile aldırmaya ant içmiş, bundan böyle sadece İngilizce röportaj yapmaya karar vermiş bulunmaktayım (ow yeee man İngilizcem Türkçemden akıcı:p ). Bunun dışında Styleboom’un hikayesi, nasıl doğdu, neler oldu, oluyor ve dahası 2 bölüm halinde Troppodonna.com’da olacak. İlk bölüm yayında! İzlemek için tık tık :)

devamini oku

camel trendyol 00b

Günaydın ve  herkese iyi haftalar:) Dün yaklaşık 16 saat süren bir çekim maratonundan, artık geceleri hiç uyumama kararı alan #babyboomla diğer maratona kademeli geçiş yaptığımdan bende Pazartesi sendromunun “P”si yok, umarım sizler için de öyledir.

Milla by Trendyol kabanlarla #1kaban2stil serisine tam gaz devam. Bu defa her gardrobun olmazsa olmaz parçalarından biri olmalı diye düşündüğüm kamel bir kaban seçtim ve iki farklı şekilde kombinledim. Devetüyü rengi hakikaten kışa sıcaklık ve yumuşaklık katan enfes bir renk; siyah-gri-lacivert-bordo-kırmızı gibi sık tercih edilen renklerle de mor-kırmızı-yeşil gibi canlı renklerle de olan inanılmaz uyumu sayesinde dış giyimin vazgeçilmezlerinden biri. Bu kabanı seçmemin nedeni ise sadece rengi değil, istenirse kapanıp göğsü bir güzel saran istenirse böyle geniş ve devrik olarak kullanılabilen yakası! 

devamini oku

leoloafer07

Divarese ile adım adım İstanbul’da ikinci durağım İstanbul’un olmazsa olmazı Beyoğlu: benim için daha çok İstiklal Caddesi ve Galata tarafı. Nostaljik bir sebepten İstiklal Caddesi yani Cadde-i Kebir ya da Grande Rue de Pera tüm o karmaşıklaşmış ve iyiden iyiye tabela/beton/ışıkla kirlenmiş haline rağmen beni gülümsetir. İster köhne kalmış, ister şahane restore edilmiş olsun eski binaları, dev kapıları,  hiç bitmeyen müzik sesi, eksik olmayan protestosu, ve hatta “bi saniyeniz var mıydı”cıları ile dünya üzerindeki en ilginç ve aynı zamanda en keyifli, hatta belki de eşi benzeri olmayan bir yer:) Bu gezimde bana hem rahat hem çarpıcı bir çift ayakkabı eşlik etmeliydi, İstiklal’in melezliğine yaraşır bu loaferları seçtim ben de. Şimdi benim favori lezzet, sanat ve alışveriş duraklarıma bakalım mı:)

devamini oku

divarese_kazayagi00

Bu ay çok sevdiğim iki şeyi bir araya getiren bir projenin içindeyim: ayakkabıları ve gezmeyi:) İstanbul’da uğramadan edemediğim,yemeyi, içmeyi, alışveriş etmeyi, kimi zaman arkadaşlarımla kimi zaman bir başıma saatler geçirmeyi en sevdiğim durakları Divarese ile adım adım bir de sizler için gezeceğim. Az zamana çok şeyler sığdırmak mümkün olsaydı, gönül isterdi ki her semte uğrayayım, her durağımdan dem vurayım ama şimdilik en sevdiklerimle başlıyorum.

Divarese yeni sezon koleksiyonundan, seçtiğim semtlerin ruhuna uygun bir çift pabucu ayağıma geçirip yollara düşüyorum. İlk durak bu kazayağı desenli tay tüyü botları seçtiğim Akasya Divarese mağazası sonra Karaköy! Bana katılmaz mısınız:)

Karaköy’ü Saffet Emre ile gezdiğim turdan sonra gözüme daha güzel, daha muazzam geliyor, her gidişimde birbirine çok benzeyen sokaklarında yolumu illa ki kaybediyor ve bu kaybolmalardan hep güzel hikayelerle çıkıyorum:)

devamini oku

milla_pink00b

Herkese mutlu haftalar:) Umarım gezip eğlenmekten dinlenemediğiniz, ya da bu defa her ne olursa olsun dinleneceğim diyip evin tadını çıkardığınız bir haftasonu geçirdiniz:) Pastırma yazı da resmen bitişini ilan ettiğine göre zaman paltolara, kabanlara, parkalara sarınma zamanı. Malum bu parçaları öyle hop diye aldığımız şeyler değil, söz konusu dış giyim olunca daha ince eleyip sık dokuyoruz çoğumuz: hem uzun vadede giyebileceğimiz, hem görüntümüze bir hava, bir tavır katacağımız, hem kılığımızı bir kaç kademe yükselteceğimiz ve hem de bizi sıcacık tutacak akıllı bir “yatırım”ın peşine düşüyoruz. O yüzden kabanlarımızı bir anlık bir aşktan ziyade gardrobumuzu önümüze alıp öyle seçiyoruz genellikle. İşte tam da bu noktada genel geçer kuralları yıkıp, modanın matematiğine meydan okuyup, daha cesur olma zamanı için yanıma Milla by Trendyol‘u da katıp size sesleniyorum:) Artık çok şık bir kabanı ultra sportif bir kombinle ya da spor bir parkayı çok klasik bir takım ile bile giyebilmek mümkün: doğru kombinle doğru kabanı bir araya getirdik mi stilimiz ne olursa olsun onu bir güzel cilalayabiliriz.

Bu ay boyunca her hafta Milla by Trendyol‘dan seçtiğim 1 kaban ile 2 farklı stili bir araya getireceğim. İlk seçimim son bir kaç sezonun gözdesi pembe kabanlara selam duruyor. Pembe size zor geliyor değil mi ama şöyle düşünün özellikle kış renkleri olarak sayabileceğimiz lacivert, gri, siyah, devetüyü, mor ve bordo pembe ile harika duruyor; yani pek çok renk seçeneği ile kullanılabilir olan  pembe paltolar gözümüzü korkutmasın, gelip geçici bir moda sanılmasın:)

devamini oku

bigq1

“Aşık olmak, yani aşka düşmek damdan düşmeye benzemez.Daha çok uzayda düşüyormuş gibi hissedersiniz. Sanki kendi özel gezegeninizden atlayıp bir başkasının gezegenini ziyaret ediyormuş gibi olursunuz.Ve oraya ulaştığınızda her şey gözünüze farklı görünür: çiçekler, hayvanlar, giysilerin rengi. Aşık olmak büyük bir sürprizdir çünkü kendi gezegeninizde her şeyin olduğunu düşünürken ve bu bir açıdan doğruyken, bir başkası uzaydan size bir sinyal gönderir ve o gezegene gidebilmenin tek yolu uzuun bir sıçrayış yapmaktır. Bu sıçrayışla bir başkasının yörüngesine girebilir ve bir süre sonra gezegenlerinizi birbirine çekmeye ve buraya yuva demeye karar verebilirsiniz. Ve buraya köpeğinizi getirebilirsiniz. Ya da kedinizi. Veya japon balığınızı, hamsterınızı, taş koleksiyonunuzu, tekini kaybettiğiniz bütün çoraplarınızı (kaybettiğiniz tekler-delik olanlar dahil-) bulduğunuz yeni gezegendedir.İkiniz birlikte en sevdiğiniz öyküleri birbirinize okuyabilirsiniz. Aşka düşmek aslında sıçramaktır, onsuz olmaya dayanamayacağınız biriyle birlikte olmak için yaptığınız dev bir sıçrayış.
Not: Bunun için çok cesur olmalısınız. “

Bu satırlar bir çocuğun “Nasıl aşık oluruz?” sorusuna yazar Jeanette Winterson’ın verdiği cevap(*). Cevaptaki imgelemenin güzelliği ve naifliği üzerine bunu sizinle de paylaşmak istedim:)

devamini oku
Toplam 321 sayfa, 34. sayfa gösteriliyor.İlk...1020...30313233343536373839...5060708090...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu