ali efe ünaldı, styleboom, styleboom'un adı ne, babyboom, babyboom1yasinda, lunlun çiçek, banu dorken erol, moriz photography, papa bubble, balonevi, şimdipartizamanı, aslıhan sabuncu, bonbonmarketcom, bonbonmarket, kate aspen, 1 yaş doğumgünü, kids birthday, 1 yaş doğumgünü teması, hardal nişantaşı, first birthday party, babyboy birthday party theme, orman hayvanlari, born to be wild theme, jungle safari kid's birthday

Bir arkadaşım ben hamileyken şu tavsiyede bulunmuştu: sen mükemmelci birisin, bundan kurtulmazsan mutlu bir anne olamazsın.

Hayatım boyunca önümdeki en az iki haftayı planlamadan yeni bir haftaya başlamadım sanırım:) Bu bazen çok sıkıcı ve yorucu olsa da, bir şekilde karakterim haline de gelmiş, başka türlü ya onca işin altından kalkamıyordum ya da kalkamayacağım zaten diye soğukkanlılığımı yitirebiliyordum! Anne olduktan sonra bu huyum pek çok kez avantajıma olsa da pek çok defa da hiç bir şeyin öyle benim planladığım şekilde gidemeyeceği ile acı şekilde tanıştım:o Oğlumun doğumgünü partisini de haliyle epey önceden planlamaya başladım. Tema arayışım kumsalda bir günden balonla seyahate, Grease’den Orman Orkestrası’na (en sevdiğimiz kitaplardan biri) değişip dururken annemin “valla bizim oğlan en çok tamirata meraklı” demesiyle biraz tedirgin başlamadı değil. Sonra ilk “sosyal” gülücüğünü attığı oyuncağı bir zürafa, yemek yerken anlattığım hikaye sayesinde katı gıda serüveninde bize çok yardımcı olan tabağının da aslanlı kaplanlı olması sebebiyle “orman hayvanları” temasını seçtim, bu temanın da bir hikaye kitabı boyaması gibi naif ve hafif olmasını hayal ettim, nasıl desem tıpkı suluboya gibi :) Bundan sonra ise binbir aksilik, tutulmayan sözler, bitmeyen mesailer birbirini kovalamaya başladı; ve ben tam böhhüüüye bağlamışken devreye bir sürü tatlı mı tatlı insan girdi! Belki ilk düşüncemde kalamadım ama sonuç beni çok çok mutlu etti, zaten öyle özel bir günde mutlu olmamak imkansız! Bundan tam 1 yıl önce yenidoğan çekimi konusunu görüştüğümüz biricik Moriz Photography’nin sıcacık fotoğrafları eşliğinde işte 1. Yaşgünümüz ve uzuuun hikayesi:)

devamini oku

tom ford sunnies white, tom ford, turkuaz optik, tom ford güneş gözlükleri, en ucuz güneş gözlüğü, ilkbahar yaz güneş gözlüğü modelleri, beyaz güneş gözlüğü

#bencetatil 3 günlük tatili 3 ay anlatmak demektir öyle değil mi:) Eh tatil için işi, evi, şunu, bunu, hayatı bekleyip duranlar ne demek istediğimi eminim anlıyordur! Üstüne bir de hakikaten rüya gibi bir yerde, bir sürü güzellikler içinde geçince bu tatil anlatmaya daha da değer demektir. Anneler Günü haftasonunu geçirdiğimiz Nirvana Lagoon, Kemer’de Beldibi’nde bir doğa cennetinin göbeğinde. Mavi var, yeşil var, beyaz var. Deniz kokusu, çam kokusu, toprak kokusu, zeytin yapraklarının kokusu var! Sanki bir adada, dünya telaşının hiç uğramadığı bir anda donup kalmış gibi. Tatil’in Nirvanası diye tanımlarlarken kendilerini bu huzuru esas almış olmalılar, çünkü sahiden öyle:) Antalya’nın nedense bereket için hep beni beklediği(!) o anormal yağmurlu günlerinden birinde ayak basmış olsam da, buraya yağmur bile çok yakışmıştı.

devamini oku

2IMG_4098

Bu güzel bahar gününde sizi soğuk kış günlerine döndürmek istemem ama bu hikaye Ocak ortasında başlıyor:) Mail kutuma Swarovski’nin global bir projesinde benim de bulunmamı istediklerine dair bir posta düştüğünde! Swarovski, Amerika-Meksika-İspanya ve Türkiye olmak üzere 4 ülke, ve bu 4 ülkeden birer blogger seçiyor, bunlardan biri benim:) İşin eğlenceli kısmı meşhur Slake bilekliği yine bize verilen renkleri ve bir saat ile stilize etmemizi ve fotoğraflamamızı istemeleri. Bu fotoğrafların sezonda 4 kez çıkan ve 127 ülkede seçkin dergilerle birlikte dağıtılan Multifacet dergisinde çıkacak olması ise işin harika kısmı:) Burada artık sadece Styleboom’dan değil, Istanbul’dan bahsediyoruz diye iyiden iyiye heyecanlanıp kış güneşi altında Özberk’le buluşuyoruz:) 12 Mayıs’a kadar dudaklarımız mühürleniyor!

Slake bilezikler, bilezik dışında da kullanılabilir olduğu için ben stylingimde onları kemer, kolye olarak kullandım. İçlerinde en sevdiğim MyBestFriends cicilerim olmak üzere 3 kombin oluşturdum, Four Seasons Bosphorus bizi misafir etti, Özberk her zamanki nefis karelerinden çekti ve işte fotoğraflarımızla karşınızda ve Multifacet dergisindeyiz!

devamini oku

2IMG_7844

Gunaydin! Bir milletin en büyük hazinesinin çocuklar ve gençler olduğunu bilen, ne kadar değerli, ne kadar önemli oldukları aman unutulmasın, aman eksilmesinler diye onlara bayramlar hediye eden bir vizyonerin, çağının ötesinde bir liderin mirasına karşı da, çocuklarımıza, gençlerimize karşı da mahcubuz. Onların şartlarını düzelten, eğitilmeleri için her tür imkanı seferber eden, canlarını koruyan, kendi çocukları gibi kollayan, maşa gibi kullanılmalarını, yozlaştırılmalarını, çocukluklarının, gençliklerinin ellerinden hunharca alınmasını engelleyebilen iktidarlar seçemedik biz, çıkaramadık, madem öyle değilsiniz diyip koltuklarından indiremedik. Ne 40larda, ne 50lerde, ne 80lerde, ne dün, ne bugün. Yine de en umutsuz anımızda yine bize onun bir sözü ümut veriyor: “Bütün ümidim gençliktedir.” Evet, benim de! Çünkü bir oğlum var. Çünkü oğullarım, kızlarım,  kız kardeşlerim, erkek kardeşlerim var. Çünkü ben varım! 19 Mayıs bayramımız kutlu olsun.

Ankara’da ardımda bırakmak zorunda kalıp da her gün özlemini çektiğim bir diğer şey kitaplığım ve kitaplarım! Kendi kendime bir odayı “hmm acaba bu odayı baştan başa bir kitaplık mııı yapsam mııı…” diye sorarken #babyboom geldi onlar yine Ankara’da kaldı. #yedi serisine konuk almayı çok sevsem de arada bir benim yedililerim için de yer açacağım tabii ki:) Ne hakkında yazsam derken, bana kitaplarla ilgili olarak da çok mail geldiği için konum romanlar olsun diye düşündüm. Ama elbette kitapları yedi gibi azıcık bir rakama indirgemek de kolay değil! Hatta mümkün değil:) Çerçeveyi söyle mi kıssam, böyle mi yapsam derken aklıma bu fikir geldi: bu haftanın “7″lisi, hikayesi bir günde başlayıp biten romanlar hakkında! Bu listeye ekleme yapmak isterseniz çok ama çok sevinirim.

devamini oku

mood00

Kelimelerin gücüne hep çok inandım, onları okumayı da yazmayı da sevdim, yan yana geldiler, benim içimdeki herşeyi ifade edebildiler, alt alta dizildiler kalbimdekileri söylediler. Ama işte “yine” bu ülkede hiçbir kelimenin ifade edemeyeceği bir hüzün, hiçbir aklın mantığa büründüremeyeceği bir durum, hiçbir kalbin taşıyamayacağı bir acı ile karşı karşıyayız. Aldığın nefesten utandığın, hem kendine hem herkese kızdığın, kırıldığın, umudunu yitirdiğin bir gün. Acaba ardı ardına yas tutup durmayacağımız, yok yere yitenlere ağlamayacağımız, anormallikleri normalleştirip de yaşamımızın içine yedirmeyeceğimiz, dahası olanları unutmayacağımız bir gün gelecek mi? 15 yaşında bir çocuk madende, 12 yaşında bir çocuk komada, 10 yaşında bir çocuk gerdekte, 13 yaşındaki bir çocuk sokakta, 8 yaşındaki bir çocuk mayında öleceğine bir mavi gök altında, bir koca ağaç gölgesinde, bir kızıl toprak üstünde gülebilecek mi? Ya biz? Adalet içinde, özgürce yaşayabilecek miyiz? Bir gün.

“7″nin bu haftaki konuğu Ölüm. Kendisine Soma’ya, bu yüzlerce insancığa neden böyle apansızca geldin diye sordum o da cevapladı: 1) İhmal 2) Rant 3) Rüşvet 4) Kar Hırsı 5) Yoksulluk 6) Sorumsuzluk 7) Denetimsizlik

devamini oku

2IMG_8137

Yıllar yıllar önce, dsene 1996 ben ODTÜ’ye yeni adım atmış iken bizzat keşfettiğim baya da genç adamlardan oluşan bir rock grubu vardı, Silverchair, kime dinletsem herkes çok beğenirdi ben de kendi grubummuş gibi gururlanırdım nedense, ben keşfetmiştim ya! Bu arkadaşlar pek çok ödüle ve muhteşem şarkılarına ve erken gelen başarılara rağmen bir türlü olamadılar sonra, ne büyük bir grup, ne unutulmaz bir hit:) Belki de doğru “Ecemen“i* bulamadıklarındandır:) Şiddetle tavsiye edeceğim ilk albümlerinden “Shade” şarkısı belki albümün en iyisi değildi ama ben sözlerini hep çok sevdim, özellikle de zor zamanlarda hep hatırladım. Bu kombin postunun fotoğraflarına bakarken de nedense bu şarkıyı anımsadım, tüm bu paragrafın sonucu işte bu:) Gölgelere saklanmayalım oldu mu?

If you’re hurt, why don’t you tell someone?
Don’t feel bad, you’re not the only one
Don’t go hiding, hiding, in the shade
If you were abused, I’ll find someone to help you
I know you were used, what are you gonna do?
Don’t go hiding, hiding, in the shade
Don’t go hiding, hiding, in the shade

devamini oku

kipling, bavul, tatil bavulu, bavul nasıl hazırlanır, cyrstal hotels nirvana lagoon villas suites, nirvana kemer, cyrstal nirvana kemer

Çok sevdiğim şair Anne Sexton “In a dream you are never eighty” demiş; “insan rüyasında hiçbir zaman 80 yaşında olmuyor“. Doğrusu ben değil rüyada, gayet ayıkken; değil 80, 40 bile olabileceğimi düşünmedim hiç. Üstelik 40′a şunun şurasında ne kalmışken:) Ama ne zaman bebeğim oldu, onun 2 yaşını, onun 10 yaşını, onun sivilceli, koca sesli ergen yaşını düşündükçe kendimi yine şimdiki suretimde olsa da 40, 50, 60 yaşlarında düşünüyorum, ve ilginçtir eskiden korktuğum bu yaşlardan hiç de korkmuyorum! Yine de rakamlara teslim olacak değilim, hele de rakamları lehime çevirmenin ihtisasını yapmışsam:)) Anne olmanın bir güzel yanı bu oldu işte: daha güzel rüyalar görmek. Diğer güzel bir yanı ise anneler günüm olması:) Meğer ne tatlı bir şeymiş, bu gün için hep plan yapan senken artık senin için planlar yapılması!

Bu yıl anneler günü aynı zamanda benim için senenin ilk deniz tatili olacak! 3 güncük de olsa denizin, güneşin, yeşilin keyfini çıkaracağım.  Denizin dibinde, dev bir çam ormanının içindeki Cyrstal Hotels Nirvana Lagoon‘daki misafirliğim öncesinde de her tatilim öncesinde yaptığım şunu şunu yapacağım olleyy listemi hazırladım bile.

devamini oku
Toplam 317 sayfa, 40. sayfa gösteriliyor.İlk...102030...36373839404142434445...60708090100...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu