kırmızı ayakkabı kombini, 50ler stili, kırmızı ayakkabı nasıl giyilir, bilekten bağlı ayakkabı modelleri, yurtdışından alışveriş, amerikadan alışveriş, styleboom for morhipo, styleboom kimdir

Bu eteğimi çok seviyorum! Ne zaman giysem beni hop eski zamanlara ışınlıyor sanki:) Zaten malumunuz 50′ler, 60′lar stiline zaafım var. Söz 60′lara gelmişken bu postta size yine o dönemlerden gelen ama güzelliğinden, naifliğinden, tatlılığından, düşselliğinden olacak bu zamana da çok iyi geleceğine inandığım bir ikilinin vintage çocuk kitaplarından bahsedeceğim: Ruth Krauss ve Maurice Sendak. Bir çocuk kitapları yazarı ve illüstratörü. Postun başlığı bu ikilinin kitaplarından biri! Orijinalleri 1960′larda basılan kitapları yeniden baskıya girmiş lalala:) Amazon‘dan bu ikiliye ait kitapların bir bir siparişini verdim ve sadece #babyboom okusun diye değil, ben de eminim zevkle okuyacağım için heyecanla kavuşmayı bekliyorum. İçinde sana bana da güzel öğütler var çünkü, unuttuğumuz şeyler var, hatırlamamız gereken şeyler var, çığlığın, sessizliğin, zıplamanın, gün batımının güzelliğine dair şeyler var. Arkadaşlığın güzelliğine dair…

devamini oku

xanadu resort, xanadu resort belek, belek otelleri, bebekle seyahat, bebekle tatil, xanadu, antalya otelleri, plaj modası

İnsan yazmayı neden bırakır? Belki yorulduğundan, belki bir şey bulamadığından, belki gerçek bir hikaye için önce kafasını susturması gerektiğinden ya da belki annesi gittiği için:))  Annem kısa bir süre de olsa yine benimle, bu süre içinde bol bol post hazırlamalıyım kii, sonra #babyboom ‘la baş başa kalınca hiç ama hiç fırsat olmuyor. Bebek beziydi, hazır mamaydı, iyi okullardı diye düşününce belki şimdi bizler daha rahatız, ama bazen eski tarz çocuk büyütme yani ver ağzına ballı, reçelli emziği, oturt yürüteçe, aç televizyonu oyalansın tarzı pek cazip geliyor. Biz  yeni çağın anneleri teknolojiden arınmış bir ortamda, kitap saati, ince motor/kaba motor  gelişimi, çocuk gelişimine dair bir dolu kitap,  çocuğu kandırarak değil anlayarak onunla vakit geçirmeye çalışmak, organik beslenme için özel yemek yapmak,  etkinliklere götürmek, bir rutin oluşturup o rutine sadık kalmak, bebek için “kaliteli zaman” yaratmak, iç güdülerine güvenmeyi öğrenmek derken tüm saatlerimizi harcıyoruz. Bazen yemek yiyecek, bazen yatıp uyuyacak, bazen bir dizi izleyecek (ilk 15 dakikası da olur:)) vakit olmuyor. Ama bir minik oğlancık gözünün ta içine bakıp da gülünce herşeye değiyor:)

Laf kalabalığını bırakıp, çok güzel bir tatil üzerine (bebekle tatil dinlenme amaçlı değil tabii:)) biriken postlara başlıyorum o halde. İlk durağımız Belek, Antalya. Sizi Xanadu Resort’un 14. yaşgününe götürüyorum. Dikkat dikkat: deniz var, güneş var, eğlence var, huzur var:) Ve çok şükür bir kez olsun beni yağmurla karşılamayan bir Antalya var!

devamini oku

2IMG_0005

Ben her zaman “gerçek” kadar güçlü şey yoktur diye düşünürdüm. Ama son yıllarda, özellikle son zamanlarda bakıyorum ki herkes için gerçek başka. O yüzden de sanki yalan yok, sadece başkasının gerçeği o. Belki bu yüzden birbirimiz için birer yalancı, karşımızdaki için birer hayalci olup çıktık. Belki bu yüzden bu kadar basit bir şey nasıl oluyor da anlaşılamıyor diye isyan ediyoruz. Hani diyoruz omuzlarından tutsam, şöyle bir silkeleyip, gerçeği yüzüne haykırsam belki anlar ama yok bence sadece şaşırır karşıdaki:) Meğer gerçek öznelmiş. Meğer benimki bana, seninki sana gün gibi ortadaymış. Son zamanlarda ben bunu çok yaşar oldum, artık ne empatinin ne sempatinin işe yaramayacak hale geldiğini düşünür oldum. Aklıma Iain Pears’ın 1660′lı yıllar Oxford’unda geçen Kesişme Noktası isimli kitabı geldi, bir cinayeti dört farklı tanığın ağzından anlatıyor bu kitap, ve cinayet kadar gerçek bir şey bile nasıl böyle farklı anlatılabiliyor okurken insan şaşırıyor.

Fakat hepimize aynı olan bir gerçek var ki, o da bugün Pazartesi ve daha haftasonuna çok var:) Hadi hayırlı sendromlar:p

devamini oku

#styleboomformorhipo, styleboom for morhipo, styleboom ayakkabı koleksiyonu, 2014 yaz ayakkabı modelleri,

İnsan hayallerinden birinin yanına bir tik attı mı keyfine diyecek olmuyor! Hele bu hayal bir de paylaşıldıkça katlanacak bir heyecanın sebebiyse:)

Malumunuz ben bir ayakkabı tutkunuyum, öyle ki güne bile onlarla “günaydın” diyerek başlıyorum:) Daha güzeli sizler de hep benimle bu keyfe ortak oluyorsunuz, çoğu zaman bana ilham veriyorsunuz, bazen o günaydınlar sayesinde görüyoruz ki birbirimize ne kadar benziyoruz. İşte bugün de benim için bir “ilk”i sizinle paylaşıyorum: Styleboom for Morhipo ayakkabı koleksiyonumu!

devamini oku

manu atelier sırt çantası

Çocukluğumuzdaki tatlı gerçeklerin hiçbiri mi doğru değildi? Dört mevsim panosu bile mi doğru değildi? 1 Haziran’da yaz kesinkes, mutlaka, illaki, kuşkusuz başlamaz mıydı:o Hadi Haziran silkelen de kendine gel lütfen! Yoksa seni harika bir tura dahil olduğum böyle güneşli bir Mayıs günü ile aldatırım.

Sıcak mı sıcak bir Mayıs sabahı ayağıma düz ayakkabılarımı, üstüme en rahat ve püfür pantolonumu ve tabii ki kocamannn bir yürüyüş boyunca bana gerekebilecek her şeyi alan sırt çantamı takıp, Özberk’le mesajlaşıp yollara düştüm. Sebep: Mastercard Paha Biçilemez İstanbul sayfasındaki kültür fırsatlarından biri, hatta çok çok özel ve güzeli: Saffet Emre Tonguç ile Karaköy turu. Gün boyu beni Instagram’dan takip edenlerle gördüğüm ve öğrendiğim herşeyi paylaşmıştım:) Bugün de ne giymişimle başlayıp, o günü mini bir özetini geçeceğim:)

devamini oku

xanadu resort belek, xanadu hotels, antalya otelleri, antalya villa otelleri, belek en iyi otelleri

Sıcak kumlardan serin sulara tamam, peki ya karlı dağlardan kızgın kumlara nasıl:) Kış tatilini geçirdiğimiz Xanadu’nun bu sefer Belek’teki adresine misafir olmak üzere şu an yoldayız vınn! Elbette yapılacaklar listemi heyecanla doldurdum, hepsinin yanına bir tik koymadan dönmemeye kararlıyıım:)

devamini oku

2IMG_6919

Başlığı okuması güzel, ama öyle olması zor değil mi? Bana da zor, bence size de zordur. Yine de kendine tekrar edip durmak zor değil, bir şeyi kırk kez söylersem olur demek, hayal etmek yapmanın yarısıdır diye düşünmek, grilerin içinden pembeyi görebilirim diye gözlerini iyice kısıp bakmak, kendini sıkmaktan kaskatı kesilmiş boynunu kıtırdatırken yüzünü bir anda mavi göğe dönmek zor değil. Orada bir an bile olsa donup kalmak; ve tam o anda en sevdiğin şarkıyı mırıldanmak, en sevdiğin filmden bir sahnenin içine kendini figüran olarak koymak, en sevdiğin şairin şiirini sana yazdığını sanmak, en sevdiğin romandaki mutlu sonu sahiplenmek, ve orada donmak kalmak. 1-2-3 saniye kadarcık:) Pembe düşünmek, toz pembe olmak, toz gibi havaya uçmak, maviye karışmak. 4-5-6 saniye kadarcık. Benim için oğluma dönüp bakmak. 7-8-9 saniye ve sonsuzluk kadarcık.

Biliyor musunuz bence artık bu ülkenin insanlarının yani bizim ayarlarımız bozuldu, bozdular daha doğrusu uğraşa uğraşa 10-15 senede. O dünya çapında meşhur sevecenliğimiz, halılara kilimlere işlenen naifliğimiz, gel buyurculuğumuz yitti gitti; artık herkes öfkeli, kızgın, saldırganlık boyutunda eleştirel, sana sen olduğun, bana ben olduğum için gıcık, ayar vermeye, alay etmeye, fırça kaymaya, kendi gibi olmayanı anlamamaya, anlamıyorsa da saldırmaya, sağ yanağına çaktıysa solu da yoklamadan durmamaya hazır. O yüzden bu başlıkta yaşamak daha da zor. Zor olsun, geç olsun, “hiç” olmasın da!

devamini oku
Toplam 319 sayfa, 40. sayfa gösteriliyor.İlk...102030...36373839404142434445...60708090100...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu