2IMG_7844

Gunaydin! Bir milletin en büyük hazinesinin çocuklar ve gençler olduğunu bilen, ne kadar değerli, ne kadar önemli oldukları aman unutulmasın, aman eksilmesinler diye onlara bayramlar hediye eden bir vizyonerin, çağının ötesinde bir liderin mirasına karşı da, çocuklarımıza, gençlerimize karşı da mahcubuz. Onların şartlarını düzelten, eğitilmeleri için her tür imkanı seferber eden, canlarını koruyan, kendi çocukları gibi kollayan, maşa gibi kullanılmalarını, yozlaştırılmalarını, çocukluklarının, gençliklerinin ellerinden hunharca alınmasını engelleyebilen iktidarlar seçemedik biz, çıkaramadık, madem öyle değilsiniz diyip koltuklarından indiremedik. Ne 40larda, ne 50lerde, ne 80lerde, ne dün, ne bugün. Yine de en umutsuz anımızda yine bize onun bir sözü ümut veriyor: “Bütün ümidim gençliktedir.” Evet, benim de! Çünkü bir oğlum var. Çünkü oğullarım, kızlarım,  kız kardeşlerim, erkek kardeşlerim var. Çünkü ben varım! 19 Mayıs bayramımız kutlu olsun.

Ankara’da ardımda bırakmak zorunda kalıp da her gün özlemini çektiğim bir diğer şey kitaplığım ve kitaplarım! Kendi kendime bir odayı “hmm acaba bu odayı baştan başa bir kitaplık mııı yapsam mııı…” diye sorarken #babyboom geldi onlar yine Ankara’da kaldı. #yedi serisine konuk almayı çok sevsem de arada bir benim yedililerim için de yer açacağım tabii ki:) Ne hakkında yazsam derken, bana kitaplarla ilgili olarak da çok mail geldiği için konum romanlar olsun diye düşündüm. Ama elbette kitapları yedi gibi azıcık bir rakama indirgemek de kolay değil! Hatta mümkün değil:) Çerçeveyi söyle mi kıssam, böyle mi yapsam derken aklıma bu fikir geldi: bu haftanın “7″lisi, hikayesi bir günde başlayıp biten romanlar hakkında! Bu listeye ekleme yapmak isterseniz çok ama çok sevinirim.

devamini oku

mood00

Kelimelerin gücüne hep çok inandım, onları okumayı da yazmayı da sevdim, yan yana geldiler, benim içimdeki herşeyi ifade edebildiler, alt alta dizildiler kalbimdekileri söylediler. Ama işte “yine” bu ülkede hiçbir kelimenin ifade edemeyeceği bir hüzün, hiçbir aklın mantığa büründüremeyeceği bir durum, hiçbir kalbin taşıyamayacağı bir acı ile karşı karşıyayız. Aldığın nefesten utandığın, hem kendine hem herkese kızdığın, kırıldığın, umudunu yitirdiğin bir gün. Acaba ardı ardına yas tutup durmayacağımız, yok yere yitenlere ağlamayacağımız, anormallikleri normalleştirip de yaşamımızın içine yedirmeyeceğimiz, dahası olanları unutmayacağımız bir gün gelecek mi? 15 yaşında bir çocuk madende, 12 yaşında bir çocuk komada, 10 yaşında bir çocuk gerdekte, 13 yaşındaki bir çocuk sokakta, 8 yaşındaki bir çocuk mayında öleceğine bir mavi gök altında, bir koca ağaç gölgesinde, bir kızıl toprak üstünde gülebilecek mi? Ya biz? Adalet içinde, özgürce yaşayabilecek miyiz? Bir gün.

“7″nin bu haftaki konuğu Ölüm. Kendisine Soma’ya, bu yüzlerce insancığa neden böyle apansızca geldin diye sordum o da cevapladı: 1) İhmal 2) Rant 3) Rüşvet 4) Kar Hırsı 5) Yoksulluk 6) Sorumsuzluk 7) Denetimsizlik

devamini oku

2IMG_8137

Yıllar yıllar önce, dsene 1996 ben ODTÜ’ye yeni adım atmış iken bizzat keşfettiğim baya da genç adamlardan oluşan bir rock grubu vardı, Silverchair, kime dinletsem herkes çok beğenirdi ben de kendi grubummuş gibi gururlanırdım nedense, ben keşfetmiştim ya! Bu arkadaşlar pek çok ödüle ve muhteşem şarkılarına ve erken gelen başarılara rağmen bir türlü olamadılar sonra, ne büyük bir grup, ne unutulmaz bir hit:) Belki de doğru “Ecemen“i* bulamadıklarındandır:) Şiddetle tavsiye edeceğim ilk albümlerinden “Shade” şarkısı belki albümün en iyisi değildi ama ben sözlerini hep çok sevdim, özellikle de zor zamanlarda hep hatırladım. Bu kombin postunun fotoğraflarına bakarken de nedense bu şarkıyı anımsadım, tüm bu paragrafın sonucu işte bu:) Gölgelere saklanmayalım oldu mu?

If you’re hurt, why don’t you tell someone?
Don’t feel bad, you’re not the only one
Don’t go hiding, hiding, in the shade
If you were abused, I’ll find someone to help you
I know you were used, what are you gonna do?
Don’t go hiding, hiding, in the shade
Don’t go hiding, hiding, in the shade

devamini oku

kipling, bavul, tatil bavulu, bavul nasıl hazırlanır, cyrstal hotels nirvana lagoon villas suites, nirvana kemer, cyrstal nirvana kemer

Çok sevdiğim şair Anne Sexton “In a dream you are never eighty” demiş; “insan rüyasında hiçbir zaman 80 yaşında olmuyor“. Doğrusu ben değil rüyada, gayet ayıkken; değil 80, 40 bile olabileceğimi düşünmedim hiç. Üstelik 40′a şunun şurasında ne kalmışken:) Ama ne zaman bebeğim oldu, onun 2 yaşını, onun 10 yaşını, onun sivilceli, koca sesli ergen yaşını düşündükçe kendimi yine şimdiki suretimde olsa da 40, 50, 60 yaşlarında düşünüyorum, ve ilginçtir eskiden korktuğum bu yaşlardan hiç de korkmuyorum! Yine de rakamlara teslim olacak değilim, hele de rakamları lehime çevirmenin ihtisasını yapmışsam:)) Anne olmanın bir güzel yanı bu oldu işte: daha güzel rüyalar görmek. Diğer güzel bir yanı ise anneler günüm olması:) Meğer ne tatlı bir şeymiş, bu gün için hep plan yapan senken artık senin için planlar yapılması!

Bu yıl anneler günü aynı zamanda benim için senenin ilk deniz tatili olacak! 3 güncük de olsa denizin, güneşin, yeşilin keyfini çıkaracağım.  Denizin dibinde, dev bir çam ormanının içindeki Cyrstal Hotels Nirvana Lagoon‘daki misafirliğim öncesinde de her tatilim öncesinde yaptığım şunu şunu yapacağım olleyy listemi hazırladım bile.

devamini oku

2IMG_7558

Herkese günaydın! Bu hafta hepimiz için mutlu mu mutlu bir hafta olsun mu:) Şimdiden her saniyesi dolu bir ajandayla benim için soluksuz geçecek olsa da senenin ilk yaz tatiline çıkacağım Cuma’yı heyecanla bekliyorum!

Geçen hafta boyu Instagram’da bazı minik sırları sizlerle paylaşmıştım. En iyi makyaj sırlarından, en leziz tariflerime, en pratik çözümlere benim için hayatı güzelleştiren, kolaylaştıran, beni ben yapan bu sırları kimden öğredim cevabı hemen aşağıdaki videoda.

devamini oku

Ali Efe 1 Yaşında from dugme film on Vimeo.

Bir insanın her günü “güzel”, her günü “özel” olmuyor, kimi zaman sıradan bir tesadüf onu güzelleştirirken kimi zaman yıllarca beklediğin bir şey gerçekleşiyor, kimi zaman hayatta sadece 1 kez yaşayabileceğin bir şey o günü güzel yapıyor. Ama işte o günler de 24 saat! O günün anılarını hep canlı, hep sıcacık, hep tazecik tutanlar ise fotoğraflar ve videolar:) Benim de hayatta 1 kez yaşayabileceğim en güzel günlerimden birini, oğlumun 1. yaş gününü, anneliğimin 1. yıldönümünü bu cici mi cici, bu ağzım kulaklarımda izlediğim videoları ile Düğme Film sonsuzlukla taçlandırdı işte! Hem Düğme Film‘e hem daha sonra parti ayrıntılarını da sizinle paylaşacağım postda doğumgünü fotoğraflarını göreceğiniz Moriz Photography‘ye ne kadar teşekkür etsem az! Bu 4 kadını kucaklıyorum, böyle dolu dolu bir neşeyi bizden alıp kutucuklara doldurdukları için teşekkür ediyorum ♥

İşte partimiz, bir şaşkın bir homini babyboom, ağzı hiç kapanmayan bendeniz ve hepimiz karşınızdayız! Şarkıya eşlik etmeyi unutmayın-o ow do you hear the birds singin’ o ow na na nanaa:)

devamini oku

vintage gelin makyaji

Gelin! Gelinlik! Makyaj! Fotoğraf! Müzik! Yemek! Bence bir düğünü güzel yapan şeyleri bu şekilde sıralamalıyız. Gelin güleryüzlü, pozitif, enerjik ve rahatsa; gelinliği hayalindeki gelinlikse, makyajı onun içindeki gelini yansıtmış ve tüm günü onunla aynı ışıltıda geçirmişse, o gün 24 saatin sonunda bitecekken enfes fotoğraflarla sonsuzluğa uzanmışsa, müzik seni masadan kaldırıyor ve karnın da guruldamıyorsa o düğünün samanlıkta dahi olsa herkes için güzel geçmesi için daha başka neye gerek var:) Ah damada! Unutmuşum:p

Kendi düğünümden yola çıkarak söyleyebilirim ki bir düğünü güzel yapan en önce gelin! Gelini güzel yapan elbette onun enerjisi! Ama o günün heyecanı ve kimi zaman da stresi ile bu enerji düşmeye/düşürülmeye yatkın malum, işte burada devreye çok önemli 2 kişi giriyor: biri düğün fotoğrafçısı diğeri gelinin makyaj artisti:) Evet anneler,  kardeşler, en yakın arkadaşlar tamam ama o gün onların da en “özel” günlerinden biri, o yüzden bu iki hayalet isim bir gelinin güzel gününü ölümsüzleştirir diğeri de onu güzelleştirirken, aynı zamanda çok önemli bir destek görevini de almış oluyorlar:)

Bu postta ben iki önemli faktörü bir araya getirdim, kafası karışık müstakbel gelinler için sadece gelinliği ve makyajı farklılaştırarak 4 farklı geline büründüm. Makyaj artisti Uğur Kıral‘ın sihirli elleri veee özel gelinliklerin ismi Özlem Süer bir araya geldi ve beni 4 güzel geline dönüştürdü! Özberk her zamanki titizliği ile kamera arkasına geçti ve fotoğrafladı. Şimdi sözü Uğur’a ve onun ipuçlarına bırakıyorum.

devamini oku
Toplam 321 sayfa, 44. sayfa gösteriliyor.İlk...102030...40414243444546474849...60708090100...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu