2IMG_2166

Bu postta gördüğünüz pantolonumun enfes rengi bana çok yakınım olan birinin anlattığı hikayeyi anımsattı. Hikayeye göre bu kişinin annesi ona hamileyken antep fıstığı aşeriyor, daha doğrusu antep fıstığı kokusuna aşeriyor:) Hamileliği boyunca da avuçlarına fıstıkları alıp alıp kokluyor. “O yüzden böyle fıstık gibi olmuşum” der kendisi:)) Anneden dev torpil!

Ankara’ya geldim, dönüyorum ve zaman nasıl geçti artık hiç anlamıyorum! Bu fotoğrafları çekeli sanki yıllar oldu. Günler, haftalar, aylar…zaman bana daha da hızlandı. Ahmet Hamdi’nin Saatleri Ayarlama Enstitü’sünde dediği gibi “Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında.” Zaman yönetiminde bir dünya markası olan bendenizin başı bu ara hoş değil zamanla.

devamini oku

2IMG_2241

Selfie: kişinin kendi kendini çoğunlukla akıllı telefon ya da webcam kullanarak çektiği ve sosyal ağlarda paylaştığı fotoğrafı

Narsizm diyelim, gösteriş diyelim, işte gelip geçici bir trend daha diyelim, ister sanatın bir biçimi olarak görelim, ister küçümseyelim ama #selfie artık dünyanın en hatırı sayılır sözlüğüne, Oxford Dictionary‘ye bile “kelime” olarak girdi, 2013′de yılın kelimesi seçildi. Girmese ne olacaktı? Nasılsa bizim sosyal lugatımıza gireli çok oldu:) “Belgeçer” gibi dahiyane sözcükler türeten biricik TDKmız nasıl çevirip de bizim sözlüğe sokacak onu düşünemiyorum bile. Ünlüler yapıyor, arkadaşlarımız yapıyor, takip ettiğimiz bloggerlar (özellikle The Man Repeller bu konuda çok kafa yoruyor:)) yapıyor, ve bu olaya en gıcık olanlarımız bile hadi itiraf edelim -#selfie ile alay etme ayağına- arada bir yapıyor! O etiketi koydun mu sen de psikolog ve sosyologların filtresine takıldın demektir arkadaş:)

Bu postda  tarihin ilk selfiesinden, en uçuk olanına, bu etiketin ilk kullanıldığı fotoğrafa dek selfie’ye balıklama dalıyorum. Üstelik size mükemmel #selfie ‘ye giden ipuçlarını derledim:) Fotoğrafçılar, stylistler, makyörler, Victoria’s Secret melekleri hepsi de yardımcı oldu, kısacası bu yadsınamaz rehberden sonra size düşen sadece #etiketlenmek!

Tips for shooting a perfect selfie with a little bit history, sociology and humour next to it:)

devamini oku

2IMG_2117

Bence her kalbin bir anahtarı bulunur:) Ya da sizce sonsuza kadar kilitlenmiş olanı var mıdır? Belki de çok defa kırılınca, kendini kilit üstüne kilitle korumak ister, ama bir bakarsın küçük bir maymuncuk o kilidi açabilir, kimbilir;) Ben yukarıdaki bu pek zarif anahtarı tam üstüne taktım. Kalpleri kapatmak, onlara zincir vurmak iyi değil sevgili Boomerlar, biz açalım kocaman, ve umalım sıcacık ve yumuşacık bir kalpte olmanın değerini bilenler içeri girsin. Sevmeyi, saygı duymayı, hakkını teslim etmeyi, gülümsemeyi, gülümsetmeyi, kalbinle gözlerin arasındaki o yolu bilip de gözlerine öyle bakmayı bilenler: Eve hoşgeldiniz;)

I think there is this perfect key for every heart:) Or do you think that some of them are locked forever? May be locked down to protect themselves after too many heartbreaks. But I believe somebody will find a way to open them back, who knows;) Let’s open our hearts wide and deep and hope only the ones who value them can settle inside.

devamini oku

2IMG_2296

Bi adam düşünün hem iyi, hem yetenekli, hem komik, hem dürüst, hem çalışkan hem çok tatlı: işte o benim fotoğrafçım Özberk ♥ Günden güne daha da güzelleşen fotoğrafları ile bu blogun bir tanesi! Bu kıyafetle beni kırmızı başlıklı kızın ormanında fotoğraflama fikri de onundu, bence çok güzel oldu:)

Bu etek benim için pek özel çünkü o aslında bir zamanlar annemin nişan kıyafeti idi:) Şarap rengi uzun ipek kadifeyi yine şarap rengi şifon bir pelerinin süslediği nişan kıyafeti daha sonra benim için bozulup bu eteğe ve bir fularlı gömleğe dönüştü. Aslında hazır Ankara’dayken belki de bir fotoğrafını bulup bu posta eklemeliyim:)

Think of a man who is very nice, very talented, also funny, and honest, and very hardworking: well that man is my photographer Ozberk:) Shooting this outfit in the woods (since I am channeling tke little red riding hood in a burgundy version) is his idea and I think the photo is perfect. Another thank you is to my mum! This skirt is once her engagement dress. It was a gorgeous burgundy floor length dress with a chiffon cape on it.

devamini oku

2IMG_2012

Eskiden gardrobumun %99′unu oluşturan elbiselerimin çoğu fonksiyonellikten uzak olduğundan bebekle hayat gardrobuma daha çok pantolon girmesine sebep oldu. Eskiden beri hep çok sevsem de alışveriş listemin alt sıralarına bir şekilde iniveren pantolonlar şimdi gözbebeğim:) Bizim için yalnızca bir giysiden ibaret olan pantolon çok renkli ve politik bir tarihe sahip biliyor musunuz? Bir özgürlük ve eşitlik simgesi hatta. Fransız Devrimi ile önce erkekleri eşitleyen pantolon, yıllar içinde “kadın”ı da özgürleştirmiş. George Sand, Marlene Dietrich ve Yvs Saint Laurent bence kadın ve pantolon ikilisinin 3 önemli köşetaşı; onu bir kadının giymeye cesaret etmesiyle biri, onu giydiğinde hala çok dişi çok feminen olmasıyla diğeri, ve onu kadın için şık bir seçenek, bir moda parçası haline getirmesi ile öteki. Üçüne de saygı duruşu olsun bu satırlar.

Approximately 99.9% of my wardrobe is consited of dresses and skirts, yet they are no longer functional with a baby and stroller so pants are now taking the bigger part. Pants are now my favorites on the shopping list and I think we women should be grateful to three awesome personalities, George SandMmarlene Dietrich and Yves Saint Laurent-  for making pants available in women’s life.

devamini oku

3IMG_2330

#babyboom 7 ay 2 günlük oldu ve kendisini Ankara’da buldu! Eh haliyle kostüm seçimimiz Ankara’nın o korkutan soğuğuna hazırlık amaçlı seçildi. Ankara havası yanında burada kendisi güzel insanlara, sıcacık komşuluklara, ben bakarım bana bırakçı teyzelere ve ablalara, katliamdan kurtulabildiği kısmıyla ODTÜ ormanına, sabahın köründe pusetinde dolaşırken herkesin günaydın dediği sabahlara doyacak yaşasın ♥

It’s 7 months now and #babyboom is visiting his grandma in Ankara which is known for its cold weather. So we chose a suitable outfit for the shooting;)

devamini oku

2IMG_1786

Bazı mini mini şekiller insanı nasıl da gülümsetir öyle değil mi? Hatta hemen hepimizin – en “resim kabiliyetim sıfır şekerim”cilerin bile- telefonda konuşurken, boş boş otururken, ders çalışırken ya da ne bileyim işte elinde kalemle bir şekilde kendini bulduğunda çiziktirdiği bir şeyler vardır. Mesela ben papatya, belki sen balık, diğeri gülen surat, öbürü boy boy kalp ya da parlayan bir yıldız. Bu sebeple olacak ben kalpli, yıldızlı, çiçekli cicilere hiç karşı koyamam.

Most of us do have some symbols of our own which we like to doodle on papers while speaking on the phone, or listening to a boring lesson, in fact whenever we find ourselves with a piece of paper in front of us and a pencil in hand. Mine is always flowers, yours may be a fish, or a shining star. I think that’s the reason I couldn’t resist anything with such small prints on it.

devamini oku
Toplam 319 sayfa, 50. sayfa gösteriliyor.İlk...10203040...46474849505152535455...708090100110...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu